Bağım için yapmadığım ne kaldı? Ben üzüm vermesini beklerken niçin yabanıl üzüm verdi?Wat had Ik nog meer kunnen doen? Waarom gaf mijn wijngaard Mij wilde druiven in plaats van zoete?
Bağım için yapmadığım ne kaldı? Ben üzüm vermesini beklerken niçin yabanıl üzüm verdi?מה לעשות עוד לכרמי ולא עשיתי בו מדוע קויתי לעשות ענבים ויעש באשים׃
Bağım için yapmadığım ne kaldı? Ben üzüm vermesini beklerken niçin yabanıl üzüm verdi?ماذا يصنع ايضا لكرمي وانا لم اصنعه له. لماذا اذ انتظرت ان يصنع عنبا صنع عنبا رديئا.
Bağım için yapmadığım ne kaldı? Ben üzüm vermesini beklerken niçin yabanıl üzüm verdi?我 為 我 葡 萄 園 所 作 之 外 、 還 有 甚 麼 可 作 的 呢 . 我 指 望 結 好 葡 萄 、 怎 麼 倒 結 了 野 葡 萄 呢
Bağım için yapmadığım ne kaldı? Ben üzüm vermesini beklerken niçin yabanıl üzüm verdi?我 為 我 葡萄園 所 作 之外 、 還有 甚 麼 可作 的 呢 . 我 指望 結好 葡萄 、 怎麼 倒 結 了 野葡萄 呢
Bana ümit vermesinin sebebi, ilk yapmamız gerekenin, bir problemimiz olduğunu kabul etmek.A powód, dla którego daje mi to nadzieję to, że pierwszą sprawą jest potwierdzić, że mamy problem.
Bana ümit vermesinin sebebi, ilk yapmamız gerekenin, bir problemimiz olduğunu kabul etmek.Azért tölt el reménnyel, mert az az első lépés, hogy elismerjük, hogy van egy problémánk.
Bana ümit vermesinin sebebi, ilk yapmamız gerekenin, bir problemimiz olduğunu kabul etmek.Cette raison d'espérer est la suivante : il faut commencer par admettre que nous avons un problème.
Bana ümit vermesinin sebebi, ilk yapmamız gerekenin, bir problemimiz olduğunu kabul etmek.Iar ceea ce îmi dă sperantă este că prima oară trebuie să recunoastem că avem o problemă.
Bana ümit vermesinin sebebi, ilk yapmamız gerekenin, bir problemimiz olduğunu kabul etmek.저에게 희망을 주는 이유는 (문제 해결을 위해) 가장 먼저 해야 하는 일은 문제가 있다는 것을 인정하는 것이기 때문입니다.
Bana ümit vermesinin sebebi, ilk yapmamız gerekenin, bir problemimiz olduğunu kabul etmek.Lý do nó cho tôi hy vọng là điều đầu tiên là hãy thừa nhận chúng ta có một vấn đề.
Bana ümit vermesinin sebebi, ilk yapmamız gerekenin, bir problemimiz olduğunu kabul etmek.Mi dà speranza perchè il primo passo è ammettere che noi abbiamo un problema.
Bana ümit vermesinin sebebi, ilk yapmamız gerekenin, bir problemimiz olduğunu kabul etmek.Und der Grund für meine Hoffnung ist, dass der erste Schritt ist, zuzugeben, dass wir ein Problem haben.
Bana ümit vermesinin sebebi, ilk yapmamız gerekenin, bir problemimiz olduğunu kabul etmek.Y la razón por la que me da esperanza es porque lo primero es admitir que se tiene un problema.
Bana ümit vermesinin sebebi, ilk yapmamız gerekenin, bir problemimiz olduğunu kabul etmek.А надія з'являється тому, що першим кроком є визнання того, що в нас є проблема.
Bana ümit vermesinin sebebi, ilk yapmamız gerekenin, bir problemimiz olduğunu kabul etmek.Надежда появляется из-за того, что мы сразу признаем: у нас есть проблема.
Bana ümit vermesinin sebebi, ilk yapmamız gerekenin, bir problemimiz olduğunu kabul etmek.Причината да ми дава надежда, е, че първото нещо е да признаем, че имаме проблем.
Bana ümit vermesinin sebebi, ilk yapmamız gerekenin, bir problemimiz olduğunu kabul etmek.והסיבה שבגללה זה מפיח בי תקווה היא שהדבר הראשון הוא להודות שיש לנו בעיה.
Bana ümit vermesinin sebebi, ilk yapmamız gerekenin, bir problemimiz olduğunu kabul etmek.والسبب الذي يعطيني الأمل هو أن أول شيء هو الاعتراف بأن لدينا مشكلة.
Bana ümit vermesinin sebebi, ilk yapmamız gerekenin, bir problemimiz olduğunu kabul etmek.問題の認識こそが 初めの一歩だからです これは人的問題ですが 科学的問題にもなりえます
Başkâhinlerle Ferisiler O'nu yakalayabilmek için, yerini bilenlerin haber vermesini buyurmuşlardı.Izdali pa so višji duhovniki in farizeji zapoved, če kdo zve, kje je, naj to naznani, da bi ga zgrabili.
Başkâhinlerle Ferisiler O'nu yakalayabilmek için, yerini bilenlerin haber vermesini buyurmuşlardı.이는 대제사장들과 바리새인들이 누구든지 예수 있는 곳을 알거든 고하여 잡게 하라 명령하였음이러라
Başkâhinlerle Ferisiler O'nu yakalayabilmek için, yerini bilenlerin haber vermesini buyurmuşlardı.Дали ж і архиереї і Фарисеї наказ, щоб, як хто знати ме, де Він, то щоб схопити Його.
Başkâhinlerle Ferisiler O'nu yakalayabilmek için, yerini bilenlerin haber vermesini buyurmuşlardı.והכהנים הגדולים והפרושים גזרו גזרה אשר אם ידע איש את מקומו יודיענו למען יתפשהו׃
Başkâhinlerle Ferisiler O'nu yakalayabilmek için, yerini bilenlerin haber vermesini buyurmuşlardı.وكان ايضا رؤساء الكهنة والفريسيون قد اصدروا امرا انه ان عرف احد اين هو فليدل عليه لكي يمسكوه
Başkâhinlerle Ferisiler O'nu yakalayabilmek için, yerini bilenlerin haber vermesini buyurmuşlardı.那 時 、 祭 司 長 和 法 利 賽 人 早 已 吩 咐 說 、 若 有 人 知 道 耶 穌 在 那 裡 、 就 要 報 明 、 好 去 拿 他
Başkâhinlerle Ferisiler O'nu yakalayabilmek için, yerini bilenlerin haber vermesini buyurmuşlardı.那時 、 祭司 長和 法利 賽人 早 已 吩咐 說 、 若 有 人 知道 耶穌 在 那裡 、 就 要 報明 、 好 去 拿 他
Başkan'dan girmeme izin vermesini iste.Demande au président de me laisser venir.
Başkan'dan girmeme izin vermesini iste.Meg kell kérnie az Elnököt, hogy engedjen be az országba.
Başkan'dan girmeme izin vermesini iste.Γι αυτό ζήτησε από τον Πρόεδρο να μου επιτρέψει να μπω.
Başkan'dan girmeme izin vermesini iste.لكن لدي معروف اطلبه منك اطلبي منه ان يدعني ارجع الى كوريا
Başlığın tıklama eylemine yanıt vermesiOm toppteksten kan klikkes
Bayan Wust'a hemen yetkililere haber vermesini söyle.Dígale a la Sra. Wust que se entregue.
Bayan Wust'a hemen yetkililere haber vermesini söyle.Пусть фрау Вурст обратится к властям.
Bazılarında da çocuklar kendilerine ya da başkalarına zarar vermesin diye bağlanıyordu.Elders worden kinderen vastgebonden, zodat ze zichzelf en anderen geen pijn doen.
Bazılarında da çocuklar kendilerine ya da başkalarına zarar vermesin diye bağlanıyordu.어떤 보호소에서는 아이들을 묶어 자해를 하거나 남을 다치게 하는 것을 막습니다
Bazılarında da çocuklar kendilerine ya da başkalarına zarar vermesin diye bağlanıyordu.Sedangkan di tempat lain, anak-anak diikat untuk mencegah mereka menyerang diri sendiri atau orang lain.
Bazılarında da çocuklar kendilerine ya da başkalarına zarar vermesin diye bağlanıyordu.W niektórych sierocińcach wiązano je, żeby nie zrobiły krzywdy sobie lub innym.
Bazılarında da çocuklar kendilerine ya da başkalarına zarar vermesin diye bağlanıyordu.А в кількох сиротинцях таких дітей прив'язують, щоб вони не завдали шкоди собі чи іншим.
Bazılarında da çocuklar kendilerine ya da başkalarına zarar vermesin diye bağlanıyordu.בעוד באחרים ילדים נקשרים כדי למנוע מהם לפגוע בעצמם או באחרים.
Bazılarında da çocuklar kendilerine ya da başkalarına zarar vermesin diye bağlanıyordu.و في البعض الآخر، يربط الأطفال لمنعهم من أذية أنفسهم أو الآخرين.
Bazılarında da çocuklar kendilerine ya da başkalarına zarar vermesin diye bağlanıyordu.縛ったりするのです こんな子どもは「障害者」として
‹‹Ben RAB, bağın koruyucusuyum, Onu sürekli sularım. Kimse zarar vermesin diye Gece gündüz beklerim.,,Eu, Domnul, sînt Păzitorul ei, Eu o ud în fiecare clipă; Eu o păzesc zi şi noapte ca să n'o vatăme nimeni.
‹‹Ben RAB, bağın koruyucusuyum, Onu sürekli sularım. Kimse zarar vermesin diye Gece gündüz beklerim.Jaz, GOSPOD, ga stražim, vsak trenotek ga bom močil; da ga kdo ne oškodi, ga bom stražil noč in dan.
‹‹Ben RAB, bağın koruyucusuyum, Onu sürekli sularım. Kimse zarar vermesin diye Gece gündüz beklerim.나 여호와는 포도원지기가 됨이여 때때로 물을 주며 밤낮으로 간수하여 아무든지 상해하지 못하게 하리로다
‹‹Ben RAB, bağın koruyucusuyum, Onu sürekli sularım. Kimse zarar vermesin diye Gece gündüz beklerim.Yo, Jehovah, la guardo. A cada momento la riego; y para que nadie la dañe, de día y de noche la guardo
‹‹Ben RAB, bağın koruyucusuyum, Onu sürekli sularım. Kimse zarar vermesin diye Gece gündüz beklerim.Аз, Господ, го пазя; Всяка минута ще го поя; Нощем и денем ще го пазя За да го не повреди никой .
‹‹Ben RAB, bağın koruyucusuyum, Onu sürekli sularım. Kimse zarar vermesin diye Gece gündüz beklerim.אני יהוה נצרה לרגעים אשקנה פן יפקד עליה לילה ויום אצרנה׃
‹‹Ben RAB, bağın koruyucusuyum, Onu sürekli sularım. Kimse zarar vermesin diye Gece gündüz beklerim.انا الرب حارسها. اسقيها كل لحظة. لئلا يوقع بها احرسها ليلا ونهارا.
‹‹Ben RAB, bağın koruyucusuyum, Onu sürekli sularım. Kimse zarar vermesin diye Gece gündüz beklerim.我 耶 和 華 是 看 守 葡 萄 園 的 、 我 必 時 刻 澆 灌 、 晝 夜 看 守 、 免 得 有 人 損 害
‹‹Ben RAB, bağın koruyucusuyum, Onu sürekli sularım. Kimse zarar vermesin diye Gece gündüz beklerim.我 耶和華 是 看守 葡萄 園 的 、 我 必時 刻 澆灌 、 晝夜 看守 、 免得 有 人 損害
Birçok farklı bankadan size kredi teklifi vermesini isteyebilir ve bu teklifleri karşılaştırabilirsiniz.Du kan be om låneerbjudanden från flera banker och jämföra dem.
Birçok farklı bankadan size kredi teklifi vermesini isteyebilir ve bu teklifleri karşılaştırabilirsiniz.Puede solicitar ofertas de hipoteca en diferentes bancos y compararlas.
Birçok farklı bankadan size kredi teklifi vermesini isteyebilir ve bu teklifleri karşılaştırabilirsiniz.Voit pyytää lainatarjouksen monesta eri pankista ja vertailla niitä.
Birçok farklı bankadan size kredi teklifi vermesini isteyebilir ve bu teklifleri karşılaştırabilirsiniz.Vous pouvez demander une offre de prêt auprès de plusieurs banques et les comparer.
Birçok farklı bankadan size kredi teklifi vermesini isteyebilir ve bu teklifleri karşılaştırabilirsiniz.Вы можете запросить кредитные предложения у разных банков и сравнить их между собой.
Birçok farklı bankadan size kredi teklifi vermesini isteyebilir ve bu teklifleri karşılaştırabilirsiniz.يمكنك أن تطلب عروضاً لقرض المسكن من عدة بنوك وأن تقارنها حيث أن لمختلف القروض شروط مختلفة.
Bir fikir vermesi açısından, kütleçekimden on üzeri otuz altı kat daha güçlüdür diyebiliriz.A jen pro představu: tahle je 10^36krát silnější než gravitace.
Bir fikir vermesi açısından, kütleçekimden on üzeri otuz altı kat daha güçlüdür diyebiliriz.Và chỉ để cho các bạn cảm nhận, nó khoảng gấp 10^36 lần sức mạnh lực hấp dẫn
Bir fikir vermesi açısından, kütleçekimden on üzeri otuz altı kat daha güçlüdür diyebiliriz.Вона в 10^36 разів сильніша за гравітацію.