Ana içeriğe geç
Sözlük

vermeme ile cümle

vermeme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bir örnek vermeme izin verin.Nézzük ezt egy példán keresztül!
Bir örnek vermeme izin verin.Podam przykład:
Bir örnek vermeme izin verin.Pozwólcie, że podam wam przykład.
Bir örnek vermeme izin verin.Prenons un exemple.
Bir örnek vermeme izin verin.Să vă dau un exemplu.
Bir örnek vermeme izin verin.Veamos un ejemplo.
Bir örnek vermeme izin verin.Vou dar-vos um exemplo.
Bir örnek vermeme izin verin.Ας δούμε ένα παράδειγμα.
Bir örnek vermeme izin verin.Ας σας δώσω ένα παράδειγμα.
Bir örnek vermeme izin verin.Θα σας δώσω ένα παράδειγμα.
Bir örnek vermeme izin verin.Дозвольте навести приклад.
Bir örnek vermeme izin verin.Наведу один приклад.
Bir örnek vermeme izin verin.Нека ви дам един пример.
Bir örnek vermeme izin verin.Нека ви дам пример.
Bir örnek vermeme izin verin.Позвольте привести пример.
Bir örnek vermeme izin verin.אתן לכם דוגמא.
Bir örnek vermeme izin verin.אתן לכם דוגמה.
Bir örnek vermeme izin verin.دعوني أعطيكم مثالا.
Bir örnek vermeme izin verin.دعوني اذكر لكم مثالاً.
Bir örnek vermeme izin verin.もし 5 かける 3 たす 7 があったとしたら,
Bir örnek vermeme izin verin.私が今 "thrive"していて(うまくやっていて)
Bir örnek vermeme izin verin.私はセルビアという国から来ました
Biz elimizden geldiğince çabuk davranmalı ve mükemmelin, iyinin düşmanı olmasına izin vermemeliyiz.우리는 최대한 많은 일들을 최대한 빨리 처리해야 합니다. 그리고 우리는 최선을 선의 적으로 두어서는 안됩니다.
Biz elimizden geldiğince çabuk davranmalı ve mükemmelin, iyinin düşmanı olmasına izin vermemeliyiz.完璧さが善の敵であるようなことは許してはなりません 今回大統領が発表なされる内容には ただちに執行される ものもあれば 時間のかかるものもあります
Bizim korkumuz olmaya başladı ve ben birkere için, izin vermemeliyim devam etmelerine.Modul nostru de viaţă este ameninţat, iar eu, unul, nu voi lăsa să continue aşa.
Bizim korkumuz olmaya başladı ve ben birkere için, izin vermemeliyim devam etmelerine.Naš način življenja je ogrožen in jaz tega ne bom dopustil.
Bizim korkumuz olmaya başladı ve ben birkere için, izin vermemeliyim devam etmelerine.Náš zpùsob života je ohrožen, a já, jednou pro vždy, nedovolím aby to pokraèovalo.
Bizim korkumuz olmaya başladı ve ben birkere için, izin vermemeliyim devam etmelerine.Nuestro estilo de vida está amenazado, y yo no permitiré que eso continúe.
Bizim korkumuz olmaya başladı ve ben birkere için, izin vermemeliyim devam etmelerine.Onze hele levenswijze wordt bedreigd en ik, zal niet toestaan dat het zo verder gaat.
Bizim korkumuz olmaya başladı ve ben birkere için, izin vermemeliyim devam etmelerine.Ο τρόπος ζωής μας απειλείται και εγώ, δεν θα το αφήσω να περάσει έτσι.
Bugün derste ne öğrendin? Düşünmeden cevap vermektense, cevap vermemek daha iyidir demiştim.ماذا سمعتي خلال الدرس؟ اذا كانت الاجابة صعبة فمن الافضل الا تجيبي
Bu tür bir işbirliği, iç pazara veya ekonomik, sosyal ve bölgesel uyuma zarar vermemelidir.(2)Die Kommission unterbreitet dem Europäischen Parlament und dem Ministerrat einen Vorschlag.
Bu tür bir işbirliği, iç pazara veya ekonomik, sosyal ve bölgesel uyuma zarar vermemelidir.Ces mesures sont dissuasives et offrent une protectioneffective dans les États membres.
Bu tür bir işbirliği, iç pazara veya ekonomik, sosyal ve bölgesel uyuma zarar vermemelidir.De leden van de Europese Investeringsbank zijn de lidstaten.
Bu tür bir işbirliği, iç pazara veya ekonomik, sosyal ve bölgesel uyuma zarar vermemelidir.Enligt denna punktskall ministerrådet besluta i enlighet med artikel I-43.3.
Bu tür bir işbirliği, iç pazara veya ekonomik, sosyal ve bölgesel uyuma zarar vermemelidir.Ministerineuvosto vahvistaa kyseisen jäsenvaltion osallistumisen unionin ulkoasiainministeriä kuultuaan.
Bu tür bir işbirliği, iç pazara veya ekonomik, sosyal ve bölgesel uyuma zarar vermemelidir.Ministerrådet træffer afgørelse efter høring af Europa-Parlamentet og Revisionsretten.
Bu tür bir işbirliği, iç pazara veya ekonomik, sosyal ve bölgesel uyuma zarar vermemelidir.Non possono recare pregiudizio al mercato interno né alla coesione economica, sociale eterritoriale.
Bu tür bir işbirliği, iç pazara veya ekonomik, sosyal ve bölgesel uyuma zarar vermemelidir.Takáto spolupráca nenarušuje vnútornýtrh alebo hospodársku,sociálnu a územnú súdržnosť.
Bu tür bir işbirliği, iç pazara veya ekonomik, sosyal ve bölgesel uyuma zarar vermemelidir.Той изготвя свой вътрешен правилник.
Bu yüzden aşırı tepki vermemelisin.Du musst deswegen nicht so überreagieren.
Bu yüzden aşırı tepki vermemelisin.Nie ma potrzeby się tak tym przejmować
Bu yüzden aşırı tepki vermemelisin.Non c' è bisogno di fare così.
Bu yüzden aşırı tepki vermemelisin.Nu e nevoie sa te stresezi din cauza asta.
Bu yüzden aşırı tepki vermemelisin.Pas besoin de te mettre dans cet état.
Bu yüzden aşırı tepki vermemelisin.Tidak perlu berlebihan untuk masalah begini.
Bu yüzden aşırı tepki vermemelisin.Δεν υπάρχει λόγος να εκνευρίζεσαι για κάτι τέτοιο.
Bu yüzden aşırı tepki vermemelisin.Не стоит так переживать
Bu yüzden aşırı tepki vermemelisin.لا داعي لتكون على هده الحالة
Bu yüzden... ...takma dişlerini geri vermeme izin vermiyorlar.C'est pour ça... qu'ils m'empêchent de lui... apporter son dentier.
Bu yüzden... ...takma dişlerini geri vermeme izin vermiyorlar.Deci... Nu mã vor lãsa sã-i dau proteza.
Bu yüzden... ...takma dişlerini geri vermeme izin vermiyorlar.Deshalb hindern sie mich daran, ihr das Gebiss zu bringen.
Bu yüzden... ...takma dişlerini geri vermeme izin vermiyorlar.No i... Nie pozwolili jej dać sztucznej szczęki.
Bu yüzden... ...takma dişlerini geri vermeme izin vermiyorlar.Ετσι... Δεν με αφήνουν να της δώσω την μασέλα.
Çin hile yaptığında, ona aman vermemek. Ülke bütçesinin dengelemek.Uns immer zu einem ausgeglichenen Haushalt.
Çünkü ana hedefimiz, elbette ilk önce zarar vermemektir.Meidän päätavoitteemme on tietenkin olla aiheuttamatta vahinkoa.
Çünkü ana hedefimiz, elbette ilk önce zarar vermemektir.Denn unser Hauptziel ist natürlich, an erster Stelle, keinen Schaden zu verursachen.
Çünkü ana hedefimiz, elbette ilk önce zarar vermemektir.Eftersom vårt yttersta mål, förstås, är först, att inte göra någon skada.
Çünkü ana hedefimiz, elbette ilk önce zarar vermemektir.Fordi vores primære mål, selvfølgelig, er først, ikke at skade nogen.
Çünkü ana hedefimiz, elbette ilk önce zarar vermemektir.왜냐하면 우리의 첫 번째 목표가 해를 끼치지 않는 것이기 때문입니다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod