Üç ayda 23 kilo vermem gerekiyordu.הייתי צריך להשיל 22.5 (ק"ג) בשלושה חודשים
Üç ayda 23 kilo vermem gerekiyordu.اضطررت لخسارة ٥٠ بوند في غضون ثلاثة أشهر
Üç ayda 23 kilo vermem gerekiyordu.ですから体に入れるものは全て
Umarım yanlış anlaşılmalara mahal vermemişimdir...واتمنى الا يكون هناك سوء فهم
Usta Ling hakkında kötü konuşmanıza izin vermem.Ette saa puhua pahaa Ling-herrasta.
Usta Ling hakkında kötü konuşmanıza izin vermem.I må ikke tale ondt om mester Ling.
Usta Ling hakkında kötü konuşmanıza izin vermem.Não permitirei que falem mal do Amo Ling!
Usta Ling hakkında kötü konuşmanıza izin vermem.Nie pozwolę ci mówić źle o mistrzu Ling.
Usta Ling hakkında kötü konuşmanıza izin vermem.Ni får inte tala illa om mästare Ling.
Usta Ling hakkında kötü konuşmanıza izin vermem.Non vi permetterò di parlare male del Maestro Ling.
Usta Ling hakkında kötü konuşmanıza izin vermem.No permitiré que habléis mal del Sr. Ling.
Usta Ling hakkında kötü konuşmanıza izin vermem.Δεν σας επιτρέπω να κακολογείτε τον Άρχοντα Λινγκ.
Usta Ling hakkında kötü konuşmanıza izin vermem.Я не позволю вам плохо говорить об учителе Линге.
Ve ana temamı seçtikten sonra, tüm bu müzik stilleri içinde, hangi stili istediğime karar vermem gerekiyor.En als ik mijn hoofdthema gekozen heb, moet ik kiezen welke stijl van alle muziekstijlen ik wil.
Ve ana temamı seçtikten sonra, tüm bu müzik stilleri içinde, hangi stili istediğime karar vermem gerekiyor.E una volta scelto il mio tema principale, devo decidere lo stile con cui eseguirlo.
Ve ana temamı seçtikten sonra, tüm bu müzik stilleri içinde, hangi stili istediğime karar vermem gerekiyor.Keď už si vyberiem svoju hlavnú tému, musím sa rozhodnúť, ktorý zo všetkých hudobných štýlov by som chcela?
Ve ana temamı seçtikten sonra, tüm bu müzik stilleri içinde, hangi stili istediğime karar vermem gerekiyor.일단 제가 주 테마를 선택하면 여러 스타일 중에서 어떤 스타일이 제일 좋을가를 선택하죠.
Ve ana temamı seçtikten sonra, tüm bu müzik stilleri içinde, hangi stili istediğime karar vermem gerekiyor.Po wybraniu tematu decyduję jaki styl chcę uzyskać.
Ve ana temamı seçtikten sonra, tüm bu müzik stilleri içinde, hangi stili istediğime karar vermem gerekiyor.S ha már kiválasztottam a főtémát, döntenem kell: a zenei stílusok közül melyik mellett maradjak?
Ve ana temamı seçtikten sonra, tüm bu müzik stilleri içinde, hangi stili istediğime karar vermem gerekiyor.Şi o dată ce am ales tema principală trebuie să mă decid, ce stil vreau dintre toate stilurile muzicale?
Ve ana temamı seçtikten sonra, tüm bu müzik stilleri içinde, hangi stili istediğime karar vermem gerekiyor.Και μόλις επιλέξω το βασικό μου θέμα, πρέπει να αποφασίσω, από όλα τα στυλ μουσικής, τι είδους στυλ θέλω;
Ve ana temamı seçtikten sonra, tüm bu müzik stilleri içinde, hangi stili istediğime karar vermem gerekiyor.Как только я выбрала главную тему, нужно решить, какой из всех существующих в музыке стилей мне нужен.
Ve ana temamı seçtikten sonra, tüm bu müzik stilleri içinde, hangi stili istediğime karar vermem gerekiyor.וברגע שאני בוחרת את הנושא המרכזי אני צריכה להחליט, מכל סגנונות המוזיקה, איזה סגנון אני רוצה?
Ve ana temamı seçtikten sonra, tüm bu müzik stilleri içinde, hangi stili istediğime karar vermem gerekiyor.وبمجرد إختياري للنمط الرئيسي عليّ أن أقرر يوجد العديد من أنماط الموسيقى , فأي الأنماط أريد ؟
Ve ana temamı seçtikten sonra, tüm bu müzik stilleri içinde, hangi stili istediğime karar vermem gerekiyor.様々な音楽様式から どれを使うかを決めます 今年はロマン派の作風を勉強していて
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.A stejně tak i na hmotných statcích.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.A tiež na materiálnych statkoch.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.-den mängd kärlek- -inte romantisk kärlek-
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.En we zoveel waarde zijn gaan hechten aan materiële zaken.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.E perché ci importa così tanto dei beni materiali.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.És ezért kezdenek foglalkoztatni az anyagi javak.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.Et pourquoi nous nous préoccupons autant des biens matériels.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.I zaczyna nam tak bardzo zależeć na rzeczach materialnych.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.Ja miksi välitämme niin paljon materiasta.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.Kita kelewat mendewakan urusan materi.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.또 물질적인 것에도 많은 관심을 쏟기 시작하죠.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.Şi de ce au început să ne intereseze atât de mult bunurile materiale.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.Und warum wir damit anfangen, uns soviel um materielle Güter kümmern.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.Và thực chất là quan tâm một quá nhiều về những món hàng mang tính vật chất.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.Zato se toliko ukvarjamo z materialnimi dobrinami.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.Είναι επίσης ο λόγος που μας ωθεί να δίνουμε τόσο μεγάλη σημασία στα υλικά αγαθά.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.И защо започва да ни е толкова много грижа за материалните неща.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.И конечно же, поэтому начинаем гнаться за материальными благами.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.ואכן שאכפת כל כך מחפצים חומריים.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.وحقيقةً، وراء زيادة اهتمامنا بالسلع المادية
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.私達は しごく物質的な時代を生きており
Ve bu demek oluyor ki sessiz, göze çarpmayan ve abartısız olanlara dikkatimizi vermemiz daha zor.Asta înseamnă că ne e mai greu să fim atenți la ceea ce este liniștit, subtil, modest.
Ve bu demek oluyor ki sessiz, göze çarpmayan ve abartısız olanlara dikkatimizi vermemiz daha zor.A to znamená, že je pre nás náročnejšie venovať pozornosť tichým, jemným, decentným zvukom.
Ve bu demek oluyor ki sessiz, göze çarpmayan ve abartısız olanlara dikkatimizi vermemiz daha zor.A to znamená, že je pro nás těžší věnovat pozornost tichému, něžnému, zdrženlivému.
Ve bu demek oluyor ki sessiz, göze çarpmayan ve abartısız olanlara dikkatimizi vermemiz daha zor.Cela signifie qu'il nous est plus difficile de prêter attention à ce qui est plus silencieux, subtil, raffiné.
Ve bu demek oluyor ki sessiz, göze çarpmayan ve abartısız olanlara dikkatimizi vermemiz daha zor.Dan itu berarti lebih sulit bagi kita untuk menaruh perhatian pada kesunyian, kehalusan, kekerdilan.
Ve bu demek oluyor ki sessiz, göze çarpmayan ve abartısız olanlara dikkatimizi vermemiz daha zor.E isso significa que é mais difícil prestarmos atenção ao pacato e ao subtil, ao discreto.
Ve bu demek oluyor ki sessiz, göze çarpmayan ve abartısız olanlara dikkatimizi vermemiz daha zor.És ez azt jelenti, hogy nehezebb számunkra, hogy figyeljünk a csendesre, a finomra, a visszafogottra.
Ve bu demek oluyor ki sessiz, göze çarpmayan ve abartısız olanlara dikkatimizi vermemiz daha zor.이것은 우리가 조용하고 드러나지 않은 것들에 대해서 관심을 갖기가 점점 어려워지고 있다는 것을 뜻합니다.
Ve bu demek oluyor ki sessiz, göze çarpmayan ve abartısız olanlara dikkatimizi vermemiz daha zor.Og det betyder, at det er sværere for os at være opmærksomme på det stille, på det subtile det underspillede.
Ve bu demek oluyor ki sessiz, göze çarpmayan ve abartısız olanlara dikkatimizi vermemiz daha zor.To oznacza, że trudniej nam skupić się na ciszy, na subtelności, na prostocie.
Ve bu demek oluyor ki sessiz, göze çarpmayan ve abartısız olanlara dikkatimizi vermemiz daha zor.Và điều đó có nghĩa là chúng ta lại khó tập trung hơn khi nghe gì đó yên tĩnh, tinh tế nhẹ nhàng.
Ve bu demek oluyor ki sessiz, göze çarpmayan ve abartısız olanlara dikkatimizi vermemiz daha zor.Αυτό σημαίνει πως μας είναι δυσκολότερο να προσέξουμε το σιωπηλό, το ανεπαίσθητο, το συγκρατημένο.
Ve bu demek oluyor ki sessiz, göze çarpmayan ve abartısız olanlara dikkatimizi vermemiz daha zor.А значит, и нам становится труднее обратить внимание на тихое, тонкое, невысказанное.
Ve bu demek oluyor ki sessiz, göze çarpmayan ve abartısız olanlara dikkatimizi vermemiz daha zor.А това означава, че е по-трудно за нас да обърнем внимание на тихото, едва доловимото, недооцененото.