Tom benim gelecek pazartesi akşamı onun için bir doğum günü partisi vermemi istiyor.Следващият понеделник вечер Том иска да организирам парти за рождения му ден.
Bu çatışmada Amerikan tarafı hiçbir kayıp vermemiştir.U tim sukobima nije bilo stradalih pripadnika Jedinice.
90ların sonuna kadar ciddi manada göç vermemiştir.U rodnoj Hrvatskoj nije bio sve do 1990-ih.
Dardonos bataryaları saat 16:15'e kadar karşılık vermemiştir.Omjer golova bio je 16:15.
Bu sebeple de istasyon şu an herhangi bir trene hizmet vermemektedir.Također karavan za sada neće biti u ponudi za SAD.
Theo ve Adam yeterli sayıda şarkı yapmadıkları sürece konser vermemeye karar verdiler.Theo a Adam sa rozhodli, že nebudú robiť žiadne koncerty, kým nebudú mať dostatok piesní.
Şu anda öğrenci yokluğundan hizmet vermemektedir.Slúži aj na ospravedlňovanie neprítomnosti žiakov.
Hükümetin parlamento desteğine güven vermemiştir.Parlament však nehlasuje o dôvere k vláde.
1985'ten beri Bon Jovi bu şarkıya yer vermemektedir.Rok 1985 nebol pre Laudu úspešný.
Stern Bobby ile bir röportaj yapmak ister fakat Manny asla izin vermemektedir.Lilly chce hovoriť s Lorraine, ale Rob jej to nedovolí.
Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.Nikto sa nesmie dostať dnu ani von.
Sağlık evi var, fakat çalışan olmadığından hizmet vermemektedir.Zároveň sa sťažuje na nudu, pretože nemá robotu.
Onaylanmamış uygulamaların yüklenmesine izin vermeme.Ne pustite blizu nepooblaščenih oseb.
Bu tarz sorularla karşılaşıldığında genel savunma soruya "evet veya hayır" yanıtı vermemektir.Oseba na postavke odgovarja z DA ali NE.
Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.Ni dovolil nikakršnega obzira do oseb.
Jüri bu yıl ödül vermeme kararı almıştır.Tega leta so se začele podeljevati Nagrade Sklada.
Fakat kimseye haber vermemiştir ve babası birkaç dakika önce oğlunun olduğu yere ateş açacaktır.Toda starec je ni poslušal in dejal, da mora iti prižgati luč, saj je njegov mlajši sin Tine na morju.
Fakat Âdil bu anlaşmaya pek önem vermemekteydi.Bet Tito į tai paprasčiausiai nekreipė dėmesio.
2008'den beri kimseye pay vermemektedir.Nuo 2008 m. nepartinė.
Romanya ilk kez Moldova'ya 12 puan vermemiştir.Maksimalų 12 taškų suteikė Moldova.
Soyut heykel çalışmalarında kaideye yer vermemeye çalıştı.Jis nevengė juodų darbų savo žygių metu.
Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.Ji mano, kad nė viena moteris negali prieštarauti vyrams.
Çünkü bu hayanın en büyük özelliği avlarına asla kaçış imkanı vermemesiydi.Nes patys milžinai jau tikriausiai niekada neatsikratys savo godumo.
Bu durumu duyan annesi Frigg herkesi Balder'e karşı zarar vermemeleri konusunda baskı yaptı ve yemin ettirdi.Tema ema lasi kõigil elusolendeil ja eluta asjadel vanduda, et nad ei tee Baldrile kunagi viga.
Ama son yıllarda yapılan çalışmalar netice vermemiştir.Suvitritikalet viimastel aastatel meil kasvatatud ei ole.
İsrail'e başka hiçbir ulus bu kadar zarar vermemiştir.Ükski teine riik ei ole nii palju oma lippu vahetanud kui Afganistan.
Ancak Assur Kralı geri çekilince, Milid Devleti vergisini vermemiştir.Kuigi seda on väidetud, ei tühjendanud kuninganna oma pangaarvet.
Merkür'ün Güneş'e yakınlığı fotoğraflanmasına izin vermemiştir.Merkuuri vaatlemine on läheduse tõttu Päikesele väga keeruline.
Hatta, halk Tanrı'ya hakkettiğini vermemektedir.See motiveerib ka inimesi Jumala tahtele mitte kuuletuma.
09:00 Cevabı vermemesinin sebebi, gerçek bir cevap olmamasından kaynaklanıyor. Çözümü yok. . .Nedostáváme žádný výsledek, tedy alespoň ne ten, co bychom chtěli, protože to nemá žádné reálné řešení.
09:00 Cevabı vermemesinin sebebi, gerçek bir cevap olmamasından kaynaklanıyor. Çözümü yok. . .А она выдала это вместо ответа потому, что здесь вообще не будет действительного решения.
09:00 Cevabı vermemesinin sebebi, gerçek bir cevap olmamasından kaynaklanıyor.그리고 이게 여러분에게 해답을 주지 않는 이유는 적어도
ABD mahkemeleri hükumetin bu çapta bir casus projesi uygulamasına izin vermemişti.Amerikanska domstolar har aldrig tillåtet regeringen att driva ett spionerar program av denna skala.
ABD mahkemeleri hükumetin bu çapta bir casus projesi uygulamasına izin vermemişti.Az amerikai törvényszék soha nem engedélyezte a kormánynak kémprogram működését.
ABD mahkemeleri hükumetin bu çapta bir casus projesi uygulamasına izin vermemişti.미국 법원은 정보가 이러한 규모의 감시 프로그램을 운영하는 것으로 법적으로 허용하지 않습니다
ABD mahkemeleri hükumetin bu çapta bir casus projesi uygulamasına izin vermemişti.Los tribunales estadounidenses nunca han permitido al gobierno la ejecución de un programa de esta magnitud.
ABD mahkemeleri hükumetin bu çapta bir casus projesi uygulamasına izin vermemişti.Pengadilan tidak pernah membiarkan pemerintah menjalankan program sebesar ini.
ABD mahkemeleri hükumetin bu çapta bir casus projesi uygulamasına izin vermemişti.Rechtbanken in de VS hebben nooit toegestaan dat de overheid een spionageprogramma van deze grootte leiden.
ABD mahkemeleri hükumetin bu çapta bir casus projesi uygulamasına izin vermemişti.Sady USA nigdy nie zezwolily rzadowi wykorzystywanie progamu szpiegowskiego na taka skale.
ABD mahkemeleri hükumetin bu çapta bir casus projesi uygulamasına izin vermemişti.Soudy nikdy nedovolil vládě, aby používali špionážní program v tomto rozsahu.
ABD mahkemeleri hükumetin bu çapta bir casus projesi uygulamasına izin vermemişti.Tòa án Hoa Kỳ đã không bao giờ cho phép chính phủ chạy một chương trình gián điệp của quy mô này.
ABD mahkemeleri hükumetin bu çapta bir casus projesi uygulamasına izin vermemişti.Tribunalele americane nu au permis guvernului să deruleze un asemenea program de spionaj.
ABD mahkemeleri hükumetin bu çapta bir casus projesi uygulamasına izin vermemişti.US Gerichte haben der Regierung nie erlaubt, Spionageprogramme dieser Ausmaße auszuführen.
ABD mahkemeleri hükumetin bu çapta bir casus projesi uygulamasına izin vermemişti.Суды США не разрешали правительству реализовывать программу слежки такого масштаба.
ABD mahkemeleri hükumetin bu çapta bir casus projesi uygulamasına izin vermemişti.美国法院从来没有允许政府在如此规模 进行间谍活动
Ama benden bir söz vermemi istemişlerdi.Aber sie haben mir im Grunde genommen ein Versprechen abgenommen.
Ama benden bir söz vermemi istemişlerdi.Ale v podstate ma požiadali o sľub.
Ama benden bir söz vermemi istemişlerdi.Ale v podstatě mě poprosili abych jim dal slib.
Ama benden bir söz vermemi istemişlerdi.Ale zawsze mieli do mnie prośbę.
Ama benden bir söz vermemi istemişlerdi.De egy valamit megígértettek velem.
Ama benden bir söz vermemi istemişlerdi.하지만 그들은 기본적으로 저에게 한가지 약속을 요청합니다.
Ama benden bir söz vermemi istemişlerdi.Maar ze vroegen me iets te beloven.
Ama benden bir söz vermemi istemişlerdi.Ma mi hanno chiesto di promettergli una cosa.
Ama benden bir söz vermemi istemişlerdi.Mas basicamente pediram-me uma promessa.
Ama benden bir söz vermemi istemişlerdi.Mi-au cerut să le fac o promisiune.
Ama benden bir söz vermemi istemişlerdi.Nhưng họ thường bảo tôi hứa
Ama benden bir söz vermemi istemişlerdi.Pero me pidieron que les prometa algo.
Ama benden bir söz vermemi istemişlerdi.Tapi pada dasarnya mereka meminta saya berjanji.
Ama benden bir söz vermemi istemişlerdi.Και βασικά μου ζήτησαν μια υπόσχεση.
Ama benden bir söz vermemi istemişlerdi.И они попросили меня кое о чём.