En iyi anlamdır, fakat amaç olarak sıfır veriyorum.Sú tým najlepším prostriedkom, ale ako cieľ im dávam nulu.
En iyi anlamdır, fakat amaç olarak sıfır veriyorum.To najlepszy środek, ale dostaje zero jako cel.
En iyi anlamdır, fakat amaç olarak sıfır veriyorum.Είναι το καλύτερο μέσο, αλλά του δίνω μηδέν σαν στόχο.
En iyi anlamdır, fakat amaç olarak sıfır veriyorum.Те са средство, но аз им давам нула като за цел.
En iyi anlamdır, fakat amaç olarak sıfır veriyorum.Це найкращий засіб, але як ціль я оцінюю їх нулем.
En iyi anlamdır, fakat amaç olarak sıfır veriyorum.Это лучшее средство, но как цель деньги получают ноль.
En iyi anlamdır, fakat amaç olarak sıfır veriyorum.זה האמצעי הכי טוב, אבל אני נותן לו אפס בתור מטרה
En iyi anlamdır, fakat amaç olarak sıfır veriyorum.إنه أفضل وسيلة و لكنه كغاية يعد لا شئ.
En iyi anlamdır, fakat amaç olarak sıfır veriyorum.統治、小さなことに投票するのも面白いことです。
En son hangisiyle konuşursam ona hak veriyorum.Ich stimme immer dem letzten Redner zu.
En son hangisiyle konuşursam ona hak veriyorum.Ich stimme immer dem letzten Redner zu.
En son hangisiyle konuşursam ona hak veriyorum.Întotdeauna sunt de acord cu ultimul cu care vorbesc.
En son hangisiyle konuşursam ona hak veriyorum.Siempre estoy de acuerdo con el último que habla.
En son hangisiyle konuşursam ona hak veriyorum.Yhdyn aina viimeiseen puhujaan.
- "Evet, evet, birer dilek hakkı veriyorum""Ja, ja ik geef je een wens
Evet... evet, şimdi veriyorum.Sí, sí, ahora te la paso.
"Evet, harika bir kariyer sürdürebilirdim ama ben insan ilişkilerine başarıdan daha büyük önem veriyorum.""Ano, mohl bych mít skvělou kariéru, lidských vztahů si ale vážím víc než úspěchu.
"Evet, harika bir kariyer sürdürebilirdim ama ben insan ilişkilerine başarıdan daha büyük önem veriyorum.""Áno, šiel by som za fantastickou kariérou, ale viac si vážim vzťahy ako úspech.
"Evet, harika bir kariyer sürdürebilirdim ama ben insan ilişkilerine başarıdan daha büyük önem veriyorum.""Da, aş vrea să am o carieră extraordinară, dar relaţiile umane contează mai mult decât orice realizare.
"Evet, harika bir kariyer sürdürebilirdim ama ben insan ilişkilerine başarıdan daha büyük önem veriyorum.""Igen, egy nagyszerű karrierem lehetne, de többre becsülöm az emberi kapcsolatokat a teljesítménynél.
"Evet, harika bir kariyer sürdürebilirdim ama ben insan ilişkilerine başarıdan daha büyük önem veriyorum.""Ik wil graag een fantastische carrière, maar ik vind persoonlijke relaties belangrijker dan iets bereiken.
"Evet, harika bir kariyer sürdürebilirdim ama ben insan ilişkilerine başarıdan daha büyük önem veriyorum.""Ja, ich würde eine große Karriere verfolgen, doch ziehe ich die menschlichen Beziehungen den Leistungen vor.
"Evet, harika bir kariyer sürdürebilirdim ama ben insan ilişkilerine başarıdan daha büyük önem veriyorum.""Ja, jeg ville følge en fantastisk karriere, men jeg værdsætter menneskelige forhold mere end præstationer.
"Evet, harika bir kariyer sürdürebilirdim ama ben insan ilişkilerine başarıdan daha büyük önem veriyorum.""네, 저는 대단한 경력을 쌓으려 할겁니다. 하지만 저는 성취보다는 인간 관계를 중요시해요.
"Evet, harika bir kariyer sürdürebilirdim ama ben insan ilişkilerine başarıdan daha büyük önem veriyorum.""Mógłbym gonić za karierą, ale cenię ludzkie związki bardziej niż osiągnięcia.
"Evet, harika bir kariyer sürdürebilirdim ama ben insan ilişkilerine başarıdan daha büyük önem veriyorum.""Sì, cercherei di fare una grande carriera, ma le relazioni umane per me hanno più valore del successo.
"Evet, harika bir kariyer sürdürebilirdim ama ben insan ilişkilerine başarıdan daha büyük önem veriyorum.""Sí, lucharía por una gran carrera, pero valoro las relaciones humanas por encima de los éxitos.
"Evet, harika bir kariyer sürdürebilirdim ama ben insan ilişkilerine başarıdan daha büyük önem veriyorum.""Sim, eu perseguiria uma excelente carreira, mas eu dou mais valor "às relações humanas do que à realização.
"Evet, harika bir kariyer sürdürebilirdim ama ben insan ilişkilerine başarıdan daha büyük önem veriyorum.""Tavoittelisin loistavaa uraa, mutta arvostan ihmissuhteita enemmän kuin saavutuksia.
"Evet, harika bir kariyer sürdürebilirdim ama ben insan ilişkilerine başarıdan daha büyük önem veriyorum.""Vâng, tôi muốn theo đuổi sự nghiệp lớn, nhưng, tôi coi trọng các mối quan hệ -- (cười) hơn là thành công.
"Evet, harika bir kariyer sürdürebilirdim ama ben insan ilişkilerine başarıdan daha büyük önem veriyorum.""Ya, saya ingin mengejar karir yang hebat, namun saya lebih menghargai hubungan antar manusia.
"Evet, harika bir kariyer sürdürebilirdim ama ben insan ilişkilerine başarıdan daha büyük önem veriyorum.""Да, я бы гнался за выдающейся карьерой, но я ценю человеческие отношения больше достижений.
"Evet, harika bir kariyer sürdürebilirdim ama ben insan ilişkilerine başarıdan daha büyük önem veriyorum.""Е, бих преследвал една страхотна кариера, но за мен човешките взаимоотношения са по-важни от постиженията.
"Evet, harika bir kariyer sürdürebilirdim ama ben insan ilişkilerine başarıdan daha büyük önem veriyorum.""Так, я прагну блискучої кар'єри, проте для мене людські взаємини важливіші за професійні досягнення.
"Evet, harika bir kariyer sürdürebilirdim ama ben insan ilişkilerine başarıdan daha büyük önem veriyorum.""כן, הייתי יכול לפתח קריירה נהדרת, אבל יחסי-אנוש חשובים לי יותר מאשר הישגים.
"Evet, harika bir kariyer sürdürebilirdim ama ben insan ilişkilerine başarıdan daha büyük önem veriyorum."" نعم، سأسلك مسيرة عمل رائعة، لكنني أعطي قيمة للعلاقات الإنسانية أكثر من الإنجاز
"Evet, harika bir kariyer sürdürebilirdim ama ben insan ilişkilerine başarıdan daha büyük önem veriyorum."人間関係が大事だ 友人として 夫として妻として
Evet, izin veriyorum. Hadi.Ναι, με την άδειά μου. "ντε...
Evet, izin veriyorum.Igen. Engedélyezem.
Evet, izin veriyorum.Ja. De har min tilladelse.
Evet, izin veriyorum.- Ja. Ja. Du har mitt tillstånd.
Evet, izin veriyorum.Ja, je hebt mijn toestemming.
Evet, izin veriyorum.Sí. Tienes mi permiso.
Evet, izin veriyorum.Ya. Kau punya izinku.
Evet, izin veriyorum.Да. Имате моето разрешение.
Evet, izin veriyorum.Имаш позволението ми.
Evet, izin veriyorum..כן, קיבלת את רשותי
Evet, izin veriyorum.نعم . لديك إذن بذلك
Evet, söz veriyorum.Ja, det lovar jag.
Evet, söz veriyorum.Ja, det lover jeg.
Evet, söz veriyorum.-Kyllä. Lupaan sen.
Evet, söz veriyorum.Obiecuję.
Evet, söz veriyorum.Sí, lo prometo.
Evet, söz veriyorum.Sì, lo prometto.
Evet, söz veriyorum.Sim, prometo.
Evet, söz veriyorum.Ναι, το υπόσχομαι.
Evet, söz veriyorum.Да, я обещаю.
Fiyatımı biraz yükseltmeye karar veriyorum.1.85ドルにしてみましょう。
Fiyatımı biraz yükseltmeye karar veriyorum.Así que voy a subir el precio un poquito más
Fiyatımı biraz yükseltmeye karar veriyorum. Diyelim ki kapkek satış fiyatımı 1.85 $'a yükselttim.Řekněme, že ji zvýším na 1,85 dolarů.