Ama belki ben daha iyi bir şey veriyorum çünkü onlara umut veriyorum."De talán én még jobbal is szolgálhatok: Reménnyel."
Ama belki ben daha iyi bir şey veriyorum çünkü onlara umut veriyorum."약보다 더 나은 걸 주고 있는 건지도 모르죠. 전 그들에게 희망을 주고 있으니까요" 라고 하더군요.
Ama belki ben daha iyi bir şey veriyorum çünkü onlara umut veriyorum."Maar misschien geef ik wel iets beters omdat ik ze hoop geef."
Ama belki ben daha iyi bir şey veriyorum çünkü onlara umut veriyorum.""Mas talvez dê algo melhor porque dou-lhes esperança."
Ama belki ben daha iyi bir şey veriyorum çünkü onlara umut veriyorum."Men jag kanske ger något bättre eftersom jag ger dem hopp."
Ama belki ben daha iyi bir şey veriyorum çünkü onlara umut veriyorum."Men måske mig, jeg giver noget bedre, for jeg giver dem håb."
Ama belki ben daha iyi bir şey veriyorum çünkü onlara umut veriyorum."Nhưng có lẽ, em đưa cho họ một cái gì đó tôt hơn, bởi vì em cho họ hi vọng."
Ama belki ben daha iyi bir şey veriyorum çünkü onlara umut veriyorum."Pero tal vez, doy algo mejor porque les doy esperanza".
Ama belki ben daha iyi bir şey veriyorum çünkü onlara umut veriyorum."Tapi mungkin saya, saya membagikan sesuatu yang lebih baik karena saya memberi mereka harapan."
Ama belki ben daha iyi bir şey veriyorum çünkü onlara umut veriyorum."Αλλά ίσως αυτό που δίνω εγώ να είναι κάτι ακόμα καλύτερο γιατί αυτό που δίνω είναι η ελπίδα."
Ama belki ben daha iyi bir şey veriyorum çünkü onlara umut veriyorum."Но може би раздавам нещо по-добро, защото им давам надежда."
Ama belki ben daha iyi bir şey veriyorum çünkü onlara umut veriyorum."Но может быть я даю что-то лучшее, так как я им внушаю надежду".
Ama belki ben daha iyi bir şey veriyorum çünkü onlara umut veriyorum."Та, можливо, я даю щось краще, бо я даю їм надію".
Ama belki ben daha iyi bir şey veriyorum çünkü onlara umut veriyorum."אבל אולי אני, אני נותנת משהו טוב מזה כי אני נותנת להם תקווה".
Ama belki ben daha iyi bir şey veriyorum çünkü onlara umut veriyorum."لكن ربما أنا، أعطي شيئاً أفضل لأنني أعطيهم أمل."
Ama belki ben daha iyi bir şey veriyorum çünkü onlara umut veriyorum."なぜなら私は彼らに希望を与えているのだから。」 そしてこの経済危機の真っ最中
Ama çocuklar bana soruyor- ve bu iki dakikadan uzun sürmeyecek, söz veriyorum- çocuklar diyor ki, "Dr.하지만 아이들이 저한테 묻습니다. 2분 이상 안 걸릴거예요. 약속하죠.
Ama çocuklar bana soruyor- ve bu iki dakikadan uzun sürmeyecek, söz veriyorum- çocuklar diyor ki, "Dr.A gyermekek azonban azt kérdezik, ez ígérem nem fog tovább tartani két percnél, a gyermekek azt mondják:
Ama çocuklar bana soruyor- ve bu iki dakikadan uzun sürmeyecek, söz veriyorum- çocuklar diyor ki, "Dr.Ale dzieci często mnie pytają... I to nie zajmie więcej niż 2minuty, obiecuję. Pytają:
Ama çocuklar bana soruyor- ve bu iki dakikadan uzun sürmeyecek, söz veriyorum- çocuklar diyor ki, "Dr.Dar copiii mă întreabă — nu durează mai mult de două minute, promit — copiii îmi spun:
Ama çocuklar bana soruyor- ve bu iki dakikadan uzun sürmeyecek, söz veriyorum- çocuklar diyor ki, "Dr.Děti se mě ale ptají - už to opravdu nebude trvat déle než dvě minuty - ptají se:
Ama çocuklar bana soruyor- ve bu iki dakikadan uzun sürmeyecek, söz veriyorum- çocuklar diyor ki, "Dr.E i bambini mi chiedono - e prometto che non ci metterò più di due minuti -
Ama çocuklar bana soruyor- ve bu iki dakikadan uzun sürmeyecek, söz veriyorum- çocuklar diyor ki, "Dr.Maar de kinderen vragen me -- en dit duurt niet meer dan twee minuten, dat beloof ik -- ze zeggen: "Dr.
Ama çocuklar bana soruyor- ve bu iki dakikadan uzun sürmeyecek, söz veriyorum- çocuklar diyor ki, "Dr.Mais les enfants me demandent... et cela ne durera pas plus de 2 minutes, je promets
Ama çocuklar bana soruyor- ve bu iki dakikadan uzun sürmeyecek, söz veriyorum- çocuklar diyor ki, "Dr.Mas os jovens perguntam-me — e isto não leva mais de dois minutos, prometo —
Ama çocuklar bana soruyor- ve bu iki dakikadan uzun sürmeyecek, söz veriyorum- çocuklar diyor ki, "Dr.Men barnen frågar mig - det här tar inte mer än två minuter, jag lovar - barnen säger:
Ama çocuklar bana soruyor- ve bu iki dakikadan uzun sürmeyecek, söz veriyorum- çocuklar diyor ki, "Dr.Mutta lapset kysyvät minulta -- ja tämä ei vie kahta minuuttia pidempään, lupaan -- "Dr.
Ama çocuklar bana soruyor- ve bu iki dakikadan uzun sürmeyecek, söz veriyorum- çocuklar diyor ki, "Dr.Pero los niños me preguntan -- y esto no tomará más de dos minutos, lo prometo --
Ama çocuklar bana soruyor- ve bu iki dakikadan uzun sürmeyecek, söz veriyorum- çocuklar diyor ki, "Dr.Але діти питають мене - це не займе більше, ніж дві хвилин, обіцяю. Діти питають:
Ama çocuklar bana soruyor- ve bu iki dakikadan uzun sürmeyecek, söz veriyorum- çocuklar diyor ki, "Dr.И дети спрашивают меня - обещаю, что это не займет больше двух минут - дети говорят:
Ama çocuklar bana soruyor- ve bu iki dakikadan uzun sürmeyecek, söz veriyorum- çocuklar diyor ki, "Dr.Но децата ме питат и това няма да отнеме повече от две минути, обещавам ви, децата казват, "Д-р.
Ama çocuklar bana soruyor- ve bu iki dakikadan uzun sürmeyecek, söz veriyorum- çocuklar diyor ki, "Dr.אבל הילדים כן שואלים אותי -- וזה לא יקח יותר משתי דקות, אני מבטיחה --
Ama çocuklar bana soruyor- ve bu iki dakikadan uzun sürmeyecek, söz veriyorum- çocuklar diyor ki, "Dr.لكن الأطفال يسألونني -- وهذا الأمر لن يستغرق أكثر من دقيقتين، أتعهد --
Ama çocuklar bana soruyor- ve bu iki dakikadan uzun sürmeyecek, söz veriyorum- çocuklar diyor ki, "Dr.すぐ終わらせますから "将来への望みはある?
Ama deneyeceğim! Yaşamın eğlenceli ve heyecanlı olacak, söz veriyorum sana!노력할게.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.Deși când sunt într-un submersibil, știu că nu sunt total neobservabilă.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.Kiedy siedzę w łodzi, niestety wiem, że bardzo rzucam się w oczy.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.제가 잠수함에 앉아 있을 때 제가 얼마나 눈에 띄는지 알고 있죠.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.Mais quand je suis dans un sous-marin, je sais que je ne suis pas non intrusive.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.Meski saya hanya duduk di dalam kapal selam, Saya sadar keberadaan saya sangat menggangu.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.Quando siedo in un sommergibile pero', so per certo che non sono per nulla discreta.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.Wanneer ik echter in een duikbootje zit, weet ik dat ik helemaal niet onopvallend ben.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.Когато седя в подводница обаче, знам, че изобщо не съм ненатрапчива.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.Однако, когда я сижу в батискафе, я знаю, что вмешиваюсь в жизнь подводного мира.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.כאשר אני יושבת בתא-צלילה, אני יודעת שאני כלל לא מוסתרת.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.علي الرغم أني حين أجلس في الغاطسة، أعلم إني لست خفية على الاطلاق.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.目立たないどころではありません まばゆい光と騒がしいスクリューの音があるので
Ama size söz veriyorum, canınızı koruyacağız. Her şey bittikten sonra, size yanılmadığımızı kanıtlamak için.Obiecuję jednak chronić panią, aby, kiedy to się skończy, udowodnić, że mieliśmy rację.
Ama size söz veriyorum, canınızı koruyacağız.In ogni caso, le prometto che proteggeremo la sua vita.
Ama size söz veriyorum, canınızı koruyacağız.Lupaan, että suojelemme sinua.
Ama size söz veriyorum, canınızı koruyacağız.Men...jag lovar att vi ska skydda dig.
Ama size söz veriyorum, canınızı koruyacağız.Men jeg lover, at vi vil beskytte dig.
Ama size söz veriyorum, canınızı koruyacağız.No entanto, prometo-lhe que vamos proteger a sua vida.
Ama size söz veriyorum, canınızı koruyacağız.Pero le prometo que le protegeré.
Ama size söz veriyorum, canınızı koruyacağız.Όμως, σας υπόσχομαι να προστατεύσω τη ζωή σας.
Ama size söz veriyorum, canınızı koruyacağız.Но я вам обещаю: мы будем защищать вас.
Apple'ı ' örnek veriyorum çünkü onları anlamak herkesçe kolay.J'utilise Apple car c'est simple à comprendre et que tout le monde comprend.
Apple'ı ' örnek veriyorum çünkü onları anlamak herkesçe kolay.저는 애플 제품을 씁니다. 왜냐하면 제품들이 이해하기 쉽기 때문이고 사람들도 그걸 알죠.
Apple'ı ' örnek veriyorum çünkü onları anlamak herkesçe kolay.Я користуюся продукцією Apple, бо її легко зрозуміти і кожен купує її.
Apple'ı ' örnek veriyorum çünkü onları anlamak herkesçe kolay.アップルが他の会社と同じだったら