Ana içeriğe geç
Sözlük

veriyorsun ile cümle

veriyorsun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
100 dolarlık bir bilgisayarı değil, en iyi bilgisayarı veriyorsunuz.Je gaf ze de beste computer.
100 dolarlık bir bilgisayarı değil, en iyi bilgisayarı veriyorsunuz.Keinen Billig-Computer hast du ihnen gegeben, den besten Rechner hast du gegegeben.
100 dolarlık bir bilgisayarı değil, en iyi bilgisayarı veriyorsunuz.Não lhes deram um computador de 100 dólares, mas o melhor.
100 dolarlık bir bilgisayarı değil, en iyi bilgisayarı veriyorsunuz.Nedáte im 100 dolárový počítač, dáte im najlepší počítač.
100 dolarlık bir bilgisayarı değil, en iyi bilgisayarı veriyorsunuz.Nedáte jim počítač za 100 dolarů, dáte jim nejlepší počítač.
100 dolarlık bir bilgisayarı değil, en iyi bilgisayarı veriyorsunuz.Nem egy 100 dolláros számítógépet adtunk neki, hanem a legjobb számítógépet.
100 dolarlık bir bilgisayarı değil, en iyi bilgisayarı veriyorsunuz.Nie dajesz im komputera za 100$, dajesz im najlepszy komputer.
100 dolarlık bir bilgisayarı değil, en iyi bilgisayarı veriyorsunuz.No les diste un computador de 100 dólares les diste el mejor computador.
100 dolarlık bir bilgisayarı değil, en iyi bilgisayarı veriyorsunuz.Non gli avete comprato un computer da 100 dollari, gli avete comprato il miglior computer.
100 dolarlık bir bilgisayarı değil, en iyi bilgisayarı veriyorsunuz.Nu le-ai dat computerul de 100 de dolari, ci le-ai dat cel mai bun computer.
100 dolarlık bir bilgisayarı değil, en iyi bilgisayarı veriyorsunuz.Vous ne leur avez pas donné un ordinateur à 100 $, vous leur avez donné le meilleur ordinateur.
100 dolarlık bir bilgisayarı değil, en iyi bilgisayarı veriyorsunuz.Τους δώσατε όχι έναν Η/Υ των 100 δολαρίων, τους δώσατε τον καλύτερο υπολογιστή.
100 dolarlık bir bilgisayarı değil, en iyi bilgisayarı veriyorsunuz.Ви дали їм не стодоларовий комп'ютер, ви дали їм найкращий комп'ютер.
100 dolarlık bir bilgisayarı değil, en iyi bilgisayarı veriyorsunuz.Вы им дали компьютер не за 100 долларов, а самый лучший компьютер.
100 dolarlık bir bilgisayarı değil, en iyi bilgisayarı veriyorsunuz.Не 100-доларов компютър, а най-добрият компютър.
100 dolarlık bir bilgisayarı değil, en iyi bilgisayarı veriyorsunuz.שהם טוענים שהם צריכים. נתתם להם לא מחשב של 100 דולר,
100 dolarlık bir bilgisayarı değil, en iyi bilgisayarı veriyorsunuz.التي يحتاجونها. لم تعطيهم جهاز كومبيوتر قيمته 100 دولار,
100 dolarlık bir bilgisayarı değil, en iyi bilgisayarı veriyorsunuz.愛や喜びを与え 彼らの満足のために
Ah sıkı çalışma ah, babam senin hakkında haklıymış Karşılığını veriyorsun Ve bu yüzden deCiężka praco, mój ojciec miał rację, gdy mówił, że się opłacasz, dlatego cię kocham.
Altın ve platinle kaplı olan bu sopara mücevher değeri olduğu içi para veriyorsunuz.A csilli-villit kell megfizetni, hogy arannyal és platinával vannak beborítva.
Altın ve platinle kaplı olan bu sopara mücevher değeri olduğu içi para veriyorsunuz.Anda membayar untuk sebuah kemewahan, bahwa perangkat tersebut berlapis emas dan platina.
Altın ve platinle kaplı olan bu sopara mücevher değeri olduğu içi para veriyorsunuz.Bạn trả tiền cho giá trị trang sức của nó, vì nó được mạ vàng và vàng trắng.
Altın ve platinle kaplı olan bu sopara mücevher değeri olduğu içi para veriyorsunuz.Du bezahlst für den Schnickschnack, dafür, dass sie mit Gold und Platin überzogen sind.
Altın ve platinle kaplı olan bu sopara mücevher değeri olduğu içi para veriyorsunuz.È il luccicchio che si paga, perché sono tempestati di oro e platino.
Altın ve platinle kaplı olan bu sopara mücevher değeri olduğu içi para veriyorsunuz.Je betaalt voor de 'bling', dat ze ingelegd zijn met goud en platina.
Altın ve platinle kaplı olan bu sopara mücevher değeri olduğu içi para veriyorsunuz.즉 골프채에 도금된 금과 백금이 골프채 가격의 대부분을 차지하는 것입니다.
Altın ve platinle kaplı olan bu sopara mücevher değeri olduğu içi para veriyorsunuz.Kupujete si pocit, že jsou pokryty zlatema a paltinou.
Altın ve platinle kaplı olan bu sopara mücevher değeri olduğu içi para veriyorsunuz.Man betaler for at få bling-bling, at de er indlagte med guld og platin.
Altın ve platinle kaplı olan bu sopara mücevher değeri olduğu içi para veriyorsunuz.Pagáis por diamantes... ...incrustados en oro y platino.
Altın ve platinle kaplı olan bu sopara mücevher değeri olduğu içi para veriyorsunuz.Płacisz za "błysk". Są inkrustowane złotem i platyną.
Altın ve platinle kaplı olan bu sopara mücevher değeri olduğu içi para veriyorsunuz.Plătiţi pentru "strălucire", pentru că sunt încrustate cu platină şi aur.
Altın ve platinle kaplı olan bu sopara mücevher değeri olduğu içi para veriyorsunuz.Pri palicah plačate luksuz, saj so palice prevlečene z zlatom in platino.
Altın ve platinle kaplı olan bu sopara mücevher değeri olduğu içi para veriyorsunuz.Vous payez pour la quincaillerie, pour l'or et le platine dont ils sont incrustés.
Altın ve platinle kaplı olan bu sopara mücevher değeri olduğu içi para veriyorsunuz.Πληρώνεις την μάρκα, το ότι είναι επικαλυμμένα με χρυσό και πλατίνα.
Altın ve platinle kaplı olan bu sopara mücevher değeri olduğu içi para veriyorsunuz.Плащате за блясъка - за това, че са инкрустирани със злато и платина.
Altın ve platinle kaplı olan bu sopara mücevher değeri olduğu içi para veriyorsunuz.אתם משלמים עבור הבלינג, הן מצופות בזהב ובפלטינה.
Altın ve platinle kaplı olan bu sopara mücevher değeri olduğu içi para veriyorsunuz.أنت تدفع مقابل التباهي لأنها مطلية بالذهب والبلاتين
Altın ve platinle kaplı olan bu sopara mücevher değeri olduğu içi para veriyorsunuz.金とプラチナで飾られています」と このクラブを所有している男性は
Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz.Anda memutuskan ketika Anda mau pergi ke ruang bawah atau pergi jalan-jalan.
Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz.Chúng ta tự quyết định khi nào chúng ta muốn đi xuống dưới nhà và đi bộ.
Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz.Decidimos quando queremos ir dar um passeio.
Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz.Decydujesz kiedy wyjdziesz na spacer.
Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz.Du bestämmer själv när du vill gå ner, eller gå på en promenad
Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz.Je kiest ervoor dat je naar beneden gaat of een wandeling maakt.
Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz.여러분은 언제 아래층에 내려가고 싶은지, 산책을 하고 싶은지 결정을 합니다.
Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz.Man beslutter selv, at man går nedenunder, eller går en tur.
Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz.Man entscheidet, wann man runter oder spazieren gehen will.
Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz.Mi döntünk, hogy mikor ugrunk ki egy sétára.
Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz.Odločiš še, kdaj boš šel v kuhinjo ali na sprehod.
Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz.Sei tu a decidere di scendere di sotto o di fare una passeggiata.
Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz.To decizi cand vrei sa cobori la parter sau cand vrei sa faci o plimbare.
Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz.Uno decide cuando quiere bajar a dar un paseo.
Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz.Vous décidez quand vous voulez aller en bas ou aller faire un tour.
Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz.Vy se rozhodnete sejít do jiného patra nebo vyrazit na procházku.
Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz.Εσύ αποφασίζεις πότε θέλεις να κατέβεις στον κάτω όροφο ή να πας μια βόλτα.
Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz.Ви вирішуєте, коли хочете піти прогулятись.
Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz.Вие решавате кога да се поразходите.
Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz.Вы решаете, когда вы хотите спуститься или пойти прогуляться.
Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz.אתה מחליט מתי אתה רוצה לרדת למטה או לצאת להליכה.
Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz.أنت تقرر متى تريد أن تذهب في الطابق السفلي أو الذهاب في نزهة على الأقدام.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod