Onların ne düşündüklerini bilen İsa dedi ki, ‹‹Yüreğinizde neden kötü düşüncelere yer veriyorsunuz?Ma Gesù, conoscendo i loro pensieri, disse: «Perché mai pensate cose malvagie nel vostro cuore
Onların ne düşündüklerini bilen İsa dedi ki, ‹‹Yüreğinizde neden kötü düşüncelere yer veriyorsunuz?Mas Jesus, conhecendo-lhes os pensamentos, disse: Por que pensais o mal em vossos corações?
Onların ne düşündüklerini bilen İsa dedi ki, ‹‹Yüreğinizde neden kötü düşüncelere yer veriyorsunuz?Men Jesus förstod deras tankar och sade: »Varför tänken I i edra hjärtan vad ont är?
Onların ne düşündüklerini bilen İsa dedi ki, ‹‹Yüreğinizde neden kötü düşüncelere yer veriyorsunuz?Mutta Jeesus ymmärsi heidän ajatuksensa ja sanoi: "Miksi te ajattelette pahaa sydämessänne?
Onların ne düşündüklerini bilen İsa dedi ki, ‹‹Yüreğinizde neden kötü düşüncelere yer veriyorsunuz?Og da Jesus så deres Tanker, sagde han: "Hvorfor tænke I ondt i eders Hjerter?
Onların ne düşündüklerini bilen İsa dedi ki, ‹‹Yüreğinizde neden kötü düşüncelere yer veriyorsunuz?Y conociendo Jesús sus pensamientos, les dijo: --¿Por qué pensáis mal en vuestros corazones
Onların ne düşündüklerini bilen İsa dedi ki, ‹‹Yüreğinizde neden kötü düşüncelere yer veriyorsunuz?Yesus tahu pikiran mereka, jadi Ia berkata, "Mengapa pikiranmu sejahat itu
Onların ne düşündüklerini bilen İsa dedi ki, ‹‹Yüreğinizde neden kötü düşüncelere yer veriyorsunuz?Και ιδων ο Ιησους τους διαλογισμους αυτων, ειπε Δια τι σεις διαλογιζεσθε πονηρα εν ταις καρδιαις σας;
Onların ne düşündüklerini bilen İsa dedi ki, ‹‹Yüreğinizde neden kötü düşüncelere yer veriyorsunuz?А Исус, като узна помислите им, рече: Защо мислите зло в сърцата си?
Onların ne düşündüklerini bilen İsa dedi ki, ‹‹Yüreğinizde neden kötü düşüncelere yer veriyorsunuz?Иисус же, видя помышления их, сказал: для чего вы мыслите худое в сердцах ваших?
Onların ne düşündüklerini bilen İsa dedi ki, ‹‹Yüreğinizde neden kötü düşüncelere yer veriyorsunuz?І знаючи Ісус мислї їх, рече: На що ви думаєте лукаве в серцях ваших?
Onların ne düşündüklerini bilen İsa dedi ki, ‹‹Yüreğinizde neden kötü düşüncelere yer veriyorsunuz?וירא ישוע את מחשבתם ויאמר למה תחשבו רעה בלבבכם׃
Onların ne düşündüklerini bilen İsa dedi ki, ‹‹Yüreğinizde neden kötü düşüncelere yer veriyorsunuz?فعلم يسوع افكارهم فقال لماذا تفكرون بالشر في قلوبكم.
Onların ne düşündüklerini bilen İsa dedi ki, ‹‹Yüreğinizde neden kötü düşüncelere yer veriyorsunuz?耶 穌 知 道 他 們 的 心 意 、 就 說 、 你 們 為 甚 麼 心 裡 懷 著 惡 念 呢
Onların ne düşündüklerini bilen İsa dedi ki, ‹‹Yüreğinizde neden kötü düşüncelere yer veriyorsunuz?耶穌 知道 他 們 的 心意 、 就 說 、 你 們為 甚 麼心裡懷 著惡 念 呢
Örneğin, xy düzleminde bir koordinat veriyorsunuz.Así, por ejemplo, tú me das una coordenada en el plano "xy".
Örneğin, xy düzleminde bir koordinat veriyorsunuz.Donc, par exemple, tu me donnes des coordonnés dans le plan xy.
Örneğin, xy düzleminde bir koordinat veriyorsunuz.Dus, bijvoorbeeld, je geeft mij een coordinaat van het xy-vlak.
Örneğin, xy düzleminde bir koordinat veriyorsunuz.Jadi, contohnya, kamu memberi saya sebuah koordinat di bidang xy.
Örneğin, xy düzleminde bir koordinat veriyorsunuz.Przykładowo, dajecie mi współrzędne na płaszczyźnie xy.
Örneğin, xy düzleminde bir koordinat veriyorsunuz.그래서, 예를 들어, xy 평면 위의 어떤 좌표가 주어진다고 합시다.
Örneğin, xy düzleminde bir koordinat veriyorsunuz.あると、この関数が、
O tesir çok onu üzüntü veriyorsunuz O; Ve onun bilgeliği, evlilik, hastesAt hun ikke give hendes sorg så meget svajer, og i sin visdom, hastes vores ægteskab,
O tesir çok onu üzüntü veriyorsunuz O; Ve onun bilgeliği, evlilik, hastesAtt hon ger sin sorg så mycket inflytande, och i hans visdom, hastes vårt äktenskap,
O tesir çok onu üzüntü veriyorsunuz O; Ve onun bilgeliği, evlilik, hastesCă ea nu oferă o atât de mult durere sway, Şi, în înţelepciunea lui, hastes căsătoria noastră,
O tesir çok onu üzüntü veriyorsunuz O; Ve onun bilgeliği, evlilik, hastesChe lei non darle tanto dolore influenza e, nella sua saggezza, precipitazioni nostro matrimonio,
O tesir çok onu üzüntü veriyorsunuz O; Ve onun bilgeliği, evlilik, hastesDass sie tun ihr Leid so viel geben Herrschaft, und in seiner Weisheit, eilt unserer Ehe,
O tesir çok onu üzüntü veriyorsunuz O; Ve onun bilgeliği, evlilik, hastesDat ze doen haar verdriet te geven zo veel zwaaien, en in zijn wijsheid, hastes ons huwelijk,
O tesir çok onu üzüntü veriyorsunuz O; Ve onun bilgeliği, evlilik, hastesEttä hän ei anna surussaan niin paljon huojuntaa, Ja hänen viisaudessaan, hastes meidän avioliitto,
O tesir çok onu üzüntü veriyorsunuz O; Ve onun bilgeliği, evlilik, hastes그녀가 흔들리는 그렇게 그녀의 슬픔을주지 않는 것이, 그리고, 그의 지혜, 우리의 결혼, hastes
O tesir çok onu üzüntü veriyorsunuz O; Ve onun bilgeliği, evlilik, hastesHogy ő nem ad neki bánatot annyira inog, És az ő bölcsessége, hastes a házasság,
O tesir çok onu üzüntü veriyorsunuz O; Ve onun bilgeliği, evlilik, hastesQue dan su dolor tanto poder, y, en su sabiduría, hastes nuestro matrimonio,
O tesir çok onu üzüntü veriyorsunuz O; Ve onun bilgeliği, evlilik, hastesQue ela não lhe dar tanta tristeza balanço; E, na sua sabedoria, hastes nosso casamento,
O tesir çok onu üzüntü veriyorsunuz O; Ve onun bilgeliği, evlilik, hastesQu'elle ne lui donne tant de tristesse emprise, et, dans sa sagesse, hastes notre mariage,
O tesir çok onu üzüntü veriyorsunuz O; Ve onun bilgeliği, evlilik, hastesTo je to, da ji žalosti toliko pregnan, In, v svoji modrosti, hastes najin zakon,
O tesir çok onu üzüntü veriyorsunuz O; Ve onun bilgeliği, evlilik, hastesTo, že sa jej smútok toľko ovplyvniť, a vo svojej múdrosti, hastes naše manželstvo,
O tesir çok onu üzüntü veriyorsunuz O; Ve onun bilgeliği, evlilik, hastesTo, že se jí smutek tolik ovlivnit, a ve své moudrosti, hastes naše manželství,
O tesir çok onu üzüntü veriyorsunuz O; Ve onun bilgeliği, evlilik, hastesŻe dają jej smutku tyle władzę, a w swojej mądrości, hastes naszego małżeństwa,
O tesir çok onu üzüntü veriyorsunuz O; Ve onun bilgeliği, evlilik, hastesΌτι δίνουν τη θλίψη της, τόσο πολύ εξουσία? Και, εν τη σοφία του, hastes γάμο μας,
O tesir çok onu üzüntü veriyorsunuz O; Ve onun bilgeliği, evlilik, hastesТо, что она действительно дают своим горем столько власть, и, в его мудрости, hastes наш брак,
O tesir çok onu üzüntü veriyorsunuz O; Ve onun bilgeliği, evlilik, hastesЧе тя се отказвайте си скръб толкова много власт, И с мъдростта си, hastes брака ни,
O tesir çok onu üzüntü veriyorsunuz O; Ve onun bilgeliği, evlilik, hastesשהיא תיתן לה צער כל כך הרבה השפעה, וגם, בחוכמתו, hastes נישואינו,
O tesir çok onu üzüntü veriyorsunuz O; Ve onun bilgeliği, evlilik, hastesانها لا تعطي الكثير من الحزن لها نفوذ ، و، في حكمته ، والإستعجالات زواجنا ،
O tesir çok onu üzüntü veriyorsunuz O; Ve onun bilgeliği, evlilik, hastes彼女の涙の浸水を停止するには、どのような、あまりにも自分自身で心だけでは、
-Peki bu kararı nasıl veriyorsunuz?- A jak o tom můľete rozhodnout?
-Peki bu kararı nasıl veriyorsunuz?- Kto ci pozwolił podejmować takie decyzje?
-Peki bu kararı nasıl veriyorsunuz?- Şi de ce iei tu decizia asta?
-Peki bu kararı nasıl veriyorsunuz?-¿Y cómo puede tomar esa decisión?
Prenses'e ne eğitimi veriyorsunuz?Quel est votre travail en tant que professeur ?
Prenses'e ne eğitimi veriyorsunuz? Senin neyin var?Mi a munkája etikett tanárként?
Prenses'e ne eğitimi veriyorsunuz?Τι ακριβώς κάνει ο δάσκαλος για την Πριγκίπισσα!
Prenses'e ne eğitimi veriyorsunuz?ما هي مهام الاستاذ؟
Sembiyotik süreci anlayabilirler, ancak siz onlara Mickey Mouse klübünü veriyorsunuz.Mas temos coisas como clube do Rato Mickie.
Sembiyotik süreci anlayabilirler, ancak siz onlara Mickey Mouse klübünü veriyorsunuz. Olur mu bu?Bayangkan itu
Sembiyotik süreci anlayabilirler, ancak siz onlara Mickey Mouse klübünü veriyorsunuz. Olur mu bu?Ei pot intelege procesul simbiotic, dar exista lucruri ca Clubul Mickie Mouse; Imagineaza-ti asta...
Sembiyotik süreci anlayabilirler, ancak siz onlara Mickey Mouse klübünü veriyorsunuz.Trotzdem zeigen wir ihnen Dinge wie zum Beispiel Micky Maus.
Sembiyotik süreci anlayabilirler, ancak siz onlara Mickey Mouse klübünü veriyorsunuz.しかし、あなたにあるのは ミッキーマウスのテレビ番組のようなものばかりだ。 子供達がさらされている、全ての下らないものを 思い起こし、
-Sen de onların sana böyle davranmasına izin mi veriyorsunAllora te ne sei rimasto lì a guardarli?
-Sen de onların sana böyle davranmasına izin mi veriyorsunAlors tu es juste resté assis et tu les as regardé?
-Sen de onların sana böyle davranmasına izin mi veriyorsunDus je hebt ze gewoon hun gang laten gaan?