Ama kaliteli sonuçlar veriyorlar.Jednak są dobrej jakości.
Ama kaliteli sonuçlar veriyorlar. Kısıtlardan biri bu.Jsou kvalitní, ale mají svá omezení.
Ama kaliteli sonuçlar veriyorlar.하지만 양질의 자료를 얻을 수 있죠.
Ama kaliteli sonuçlar veriyorlar.Maar ze zijn goed van kwaliteit.
Ama kaliteli sonuçlar veriyorlar.Mais elles sont de bonne qualité.
Ama kaliteli sonuçlar veriyorlar.Ma la qualità dei dati è molto buona.
Ama kaliteli sonuçlar veriyorlar.Mas são de boa qualidade.
Ama kaliteli sonuçlar veriyorlar.Men dom är av god kvalitet.
Ama kaliteli sonuçlar veriyorlar.Mutta ne ovat hyvälaatuisia.
Ama kaliteli sonuçlar veriyorlar.Nhưng những dữ liệu này rất đáng tin cậy.
Ama kaliteli sonuçlar veriyorlar.Pero son de buena calidad.
Ama kaliteli sonuçlar veriyorlar.Tapi kualitasnya bagus.
Ama kaliteli sonuçlar veriyorlar.Αλλά έχουν καλή ποιότητα.
Ama kaliteli sonuçlar veriyorlar.Но они очень хорошего качества.
Ama kaliteli sonuçlar veriyorlar.Но те са с добро качество.
Ama kaliteli sonuçlar veriyorlar.Проте вони високоякісні.
Ama kaliteli sonuçlar veriyorlar.אבל יש להם איכות טובה
Ama kaliteli sonuçlar veriyorlar.ولكنها تنتج معلومات عالية الجودة
Ama kaliteli sonuçlar veriyorlar.これが限界です
Ama uzun bir süre bakıştıktan sonra ona sadece kraker veriyorlar herkesin sevdiğini düşündükleri şeyi yani.Když se ale dívaly dost dlouho, daly jí krekry, o kterých si myslely, že je má rád každý.
Ama uzun bir süre bakıştıktan sonra ona sadece kraker veriyorlar herkesin sevdiğini düşündükleri şeyi yani.그러나 한참을 쳐다본 후에는 그녀에게 모두가 좋아할 것이라 생각한 크래커를 주었습니다.
Ama uzun bir süre bakıştıktan sonra ona sadece kraker veriyorlar herkesin sevdiğini düşündükleri şeyi yani.Ma dopo averla fissata a lungo, le davano i biscotti, quello che pensavano dovesse piacere a tutti.
Ama uzun bir süre bakıştıktan sonra ona sadece kraker veriyorlar herkesin sevdiğini düşündükleri şeyi yani.Majd hosszú idő után a rágcsálnivalóból adtak neki amiről azt gondolták hogy az mindenki kedvence.
Ama uzun bir süre bakıştıktan sonra ona sadece kraker veriyorlar herkesin sevdiğini düşündükleri şeyi yani.Men efter att de stirrat ett tag gav de henne kexen, det som de trodde alla måste gilla.
Ama uzun bir süre bakıştıktan sonra ona sadece kraker veriyorlar herkesin sevdiğini düşündükleri şeyi yani.Men når de så havde stirret et stykke tid, ville de bare give hende kiksene, som de tænke, at alle kunne lide.
Ama uzun bir süre bakıştıktan sonra ona sadece kraker veriyorlar herkesin sevdiğini düşündükleri şeyi yani.Pero tras un lapso de tiempo, ellos le daban las galletas, ya que pensaban que a todos les deben gustar.
Ama uzun bir süre bakıştıktan sonra ona sadece kraker veriyorlar herkesin sevdiğini düşündükleri şeyi yani.Sau khi quan sát một hồi lâu, chúng đưa cho cô bánh quy, thứ chúng nghĩ ai ai cũng thích ăn.
Ama uzun bir süre bakıştıktan sonra ona sadece kraker veriyorlar herkesin sevdiğini düşündükleri şeyi yani.Αφού την κοιτούσαν για αρκετή ώρα, της έδιναν τα κράκερς, αυτό που πίστευαν πως θα έπρεπε ν' αρέσει σε όλους.
Ama uzun bir süre bakıştıktan sonra ona sadece kraker veriyorlar herkesin sevdiğini düşündükleri şeyi yani.אך לאחר שהם בהו בה זמן רב, הם פשוט נתנו לה את הקרקרים, מה שהם חשבו שכולם אוהבים.
Ama uzun bir süre bakıştıktan sonra ona sadece kraker veriyorlar herkesin sevdiğini düşündükleri şeyi yani.ولكن بعد التحديق لفترة، كانوا يعطونها البسكويت، أي ما يعتقدون أن على الجميع أن يحبه.
Ama uzun bir süre bakıştıktan sonra ona sadece kraker veriyorlar herkesin sevdiğini düşündükleri şeyi yani.赤ちゃんは彼女にクラッカーをあげました 誰もが好きだろうと考えてです ここで2つの素晴らしいことがわかります
Arkeologlar kazı yaparken nerede, hangi katmanda duracaklarına nasıl karar veriyorlar?Как же археологи понимают, что пора остановиться?
Aslında zarar veriyorlar. Aslında bizi daha beter hale getiriyorlar.De försämrar faktiskt våra förutsättningar.
Aslında zarar veriyorlar.De skader faktisk.
Aslında zarar veriyorlar.Ele chiar provoacă durere.
Aslında zarar veriyorlar.Erger nog: ze richten schade aan.
Aslında zarar veriyorlar.상처를 준다는 점입니다.
Aslında zarar veriyorlar.Mà còn gây tổn thương.
Aslında zarar veriyorlar.Mereka justru merugikan.
Aslında zarar veriyorlar.One właściwie szkodzą.
Aslında zarar veriyorlar.Ony dokonce zraňují.
Aslında zarar veriyorlar.Sie tun sogar weh.
Aslında zarar veriyorlar.Sono addirittura deleterie.
Aslında zarar veriyorlar.Tosiasiassa ne satuttavat.
Aslında zarar veriyorlar.Valójában ártalmasak.
Aslında zarar veriyorlar.V bistvu škodujejo.
Aslında zarar veriyorlar.V skutočnosti škodia.
Aslında zarar veriyorlar.Στην πραγματικότητα κάνουν κακό.
Aslında zarar veriyorlar.Те дефакто нараняват.
Aslında zarar veriyorlar.הן למעשה פוגעות.
Aslında zarar veriyorlar.بل هي حقاً تضر.
Aslında zarar veriyorlar.我々をより悪い方へと導く事になるのです
"Bana çocukları sevmem için para vermiyorlar. Bana ders anlatmam için para veriyorlar."Fürs Nettsein kriege ich kein Geld, sondern dafür, eine Stunde zu halten.
"Bana çocukları sevmem için para vermiyorlar. Bana ders anlatmam için para veriyorlar."Je ne suis pas payée pour aimer les enfants, mais pour donner des cours.
Bana ders anlatmam için para veriyorlar.Azért fizetnek, hogy tanítsam őket.
Bana ders anlatmam için para veriyorlar. Çocuklar bunu öğrenmeliler.Me pagan para enseñar una lección y que los niños la aprendan.
Bana ders anlatmam için para veriyorlar. Çocuklar bunu öğrenmeliler.Płacą mi za uczenie, a oni mają się uczyć.
Bana ders anlatmam için para veriyorlar.De betalar mig för att hålla lektioner.
Bana ders anlatmam için para veriyorlar.De betaler mig for at undervise.
Bana ders anlatmam için para veriyorlar.Họ trả cho tôi để dạy một bài học.