veriyordu ile cümle

veriyordu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
"Hipotezden azade bilim" adını veriyordu.Την αποκαλούσε ελεύθερη υποθετική επιστήμη.
"Hipotezden azade bilim" adını veriyordu.И го е наричал безхипотетична наука.
"Hipotezden azade bilim" adını veriyordu.И он называл ее наукой без гипотез.
"Hipotezden azade bilim" adını veriyordu.והוא קרא לזה מדע נטול-היפותזות.
"Hipotezden azade bilim" adını veriyordu.و كان يدعوه بعلم الفرضية الحرة
"Hipotezden azade bilim" adını veriyordu.心底 嫌っていました
İlk senemde bir atölyede ders veriyordun.Enseñabas en un taller del primer año de mi escuela.
İlk senemde bir atölyede ders veriyordun.Ensinava em uma oficina do primeiro ano da minha escola.
İlk senemde bir atölyede ders veriyordun.Kau mengajariku saat tahun pertamaku sebagai pemula
İlk senemde bir atölyede ders veriyordun.나 신입생 때 선배님이 워크샵 지도하러 오셨었죠
İlk senemde bir atölyede ders veriyordun.Ви проводили у нас семінар на першому курсі.
İlk senemde bir atölyede ders veriyordun.لقد علمتني في ورشة العمل في سنتي الأولى
İyilik Ben müzikal evlenmeye çalışırken bizim aile içinde yeterli veriyordu bilir Birkaç yıl önce komedi.Isten tudja volt felhajtás elég a családban, amikor megpróbáltam elvenni a zenei komédia néhány évvel ezelőtt.
İyilik Ben müzikal evlenmeye çalışırken bizim aile içinde yeterli veriyordu bilirBoh vie, že bol dosť zmätok v našej rodine, keď som sa snažil vziať do hudobných
İyilik Ben müzikal evlenmeye çalışırken bizim aile içinde yeterli veriyordu bilirBůh ví, že byl dost zmatek v naší rodině, když jsem se snažil vzít do hudebních
İyilik Ben müzikal evlenmeye çalışırken bizim aile içinde yeterli veriyordu bilirDieu sait qu'il a été assez tracas dans notre famille quand j'ai essayé de se marier dans musicaux
İyilik Ben müzikal evlenmeye çalışırken bizim aile içinde yeterli veriyordu bilirGott weiß, es war genug Aufregung in unserer Familie, wenn ich in die musikalische heiraten wollte
İyilik Ben müzikal evlenmeye çalışırken bizim aile içinde yeterli veriyordu bilir세상에 내가 음악에 결혼하려 할 때 우리 가족은 충분 소란 걸 아는
İyilik Ben müzikal evlenmeye çalışırken bizim aile içinde yeterli veriyordu bilirLuoja tietää oli kohu tarpeeksi meidän perheessä kun yritin mennä naimisiin osaksi musiikillista
İyilik Ben müzikal evlenmeye çalışırken bizim aile içinde yeterli veriyordu bilirيعرف الخير كان هناك ضجة كافية في عائلتنا عندما حاولت الزواج في الموسيقية
İyilik Ben müzikal evlenmeye çalışırken bizim aile içinde yeterli veriyordu bilir数年前コメディ。
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.A všecken zástup hledal se ho dotknouti; nebo moc z něho vycházela, a uzdravovala všecky.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.A všetok zástup hľadal dotknúť sa ho, lebo vychádzala od neho moc a uzdravovala všetkých.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.A wszystek lud szukał, jakoby się go dotknąć; albowiem moc wychodziła z niego, i uzdrawiała wszystkich.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Cả đoàn dân đến kiếm cách rờ Ngài , vì từ Ngài có quyền phép ra , chữa lành hết mọi người .
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Cả đoàn dân đến kiếm cách rờ Ngài, vì từ Ngài có quyền phép ra, chữa lành hết mọi người.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.És az egész sokaság igyekezik vala õt illetni: mert erõ származék belõle, és mindeneket meggyógyíta.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.E toda a multidão procurava tocar-lhe; porque saía dele poder que curava a todos.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Et toute la foule cherchait à le toucher, parce qu`une force sortait de lui et les guérissait tous.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Iedereen probeerde Hem aan te raken, omdat een geweldige kracht van Hem uitging. Hij maakte ze allemaal beter.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.In vsa množica je iskala, da bi se ga dotikali, ker moč je iz njega šla in ozdravljala vse.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Ja kaikki kansa tahtoi päästä koskettamaan häntä, koska hänestä lähti voima, joka paransi kaikki.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.온 무리가 예수를 만지려고 힘쓰니 이는 능력이 예수께로 나서 모든 사람을 낫게 함이러라
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Och allt folket sökte att få röra vid honom, ty kraft gick ut ifrån honom och botade alla.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Og alt folket søkte å få røre ved ham; for en kraft gikk ut fra ham og helbredet alle.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.og hele Skaren søgte at røre ved ham; thi en Kraft gik ud fra ham og helbredte alle.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Semua orang berusaha menjamah Yesus, karena ada kuasa yang keluar dari diri-Nya yang menyembuhkan mereka semua
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Şi tot norodul căuta să se atingă de El, pentrucă din El ieşea o putere, care -i vindeca pe toţi.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Tutta la folla cercava di toccarlo, perché da lui usciva una forza che sanava tutti
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Und alles Volk begehrte ihn anzurühren; denn es ging Kraft von ihm und er heilte sie alle.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.y toda la gente procuraba tocarle; porque salía poder de él, y sanaba a todos
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Και πας ο οχλος εζητει να εγγιζη αυτον, διοτι δυναμις εξηρχετο παρ' αυτου και ιατρευε παντας.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.И весь народ искал прикасаться к Нему, потому что от Него исходила сила и исцеляла всех.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.І ввесь народ шукав приторкнутись до Него: бо сила від Него виходила, й сцїляла всіх.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.тоже и измъчваните от нечисти духове се изцеляваха.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.וכל ההמון מבקשים לגעת בו כי גבורה יצאה מאתו ורפאה את כלם׃
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.وكل الجمع طلبوا ان يلمسوه لان قوة كانت تخرج منه وتشفي الجميع
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.眾 人 都 想 要 摸 他 . 因 為 有 能 力 從 他 身 上 發 出 來 、 醫 好 了 他 們
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.眾 人 都 想要 摸 他 . 因為 有 能力 從 他 身上發 出來 、 醫 好 了 他 們
Kuzenlerime ders veriyordum. Büyümenin bir yolunu bulmak zorundaydım.YouTube用のビデオを撮影し、ちょっとしたソフトウェアを作り始めたのです。
Kuzenlerime ders veriyordum. Büyümenin bir yolunu bulmak zorundaydım.Ήταν ως θεματοφύλακας των ξαδέρφια μου, κυριολεκτικά ... και έπρεπε να βρει έναν τρόπο για να πάρει καλύτερα,
Kuzenlerime ders veriyordum. Büyümenin bir yolunu bulmak zorundaydım.Буквално обучавах братовчедите си и трябваше да намеря начин да увелича мащаба.
Kuzenlerime ders veriyordum.Este proceso se llama fotosíntesis.
Mac ikonları taşıyıp sürüklemeye,pencereleri yeniden boyutlandırmaya izin veriyordu.De asemenea Mac te lăsa să tragi icoanele, să le muţi şi să redimensionezi ferestrele.
Mac ikonları taşıyıp sürüklemeye,pencereleri yeniden boyutlandırmaya izin veriyordu.Il Mac permetteva anche di trascinare le icone in giro e muovere e ridimensionare le finestre
Mac ikonları taşıyıp sürüklemeye,pencereleri yeniden boyutlandırmaya izin veriyordu.또한 맥은 화면의 아이콘을 움직이거나 창의 크기를 조절할 수 있게 만들어졌습니다.
Mac ikonları taşıyıp sürüklemeye,pencereleri yeniden boyutlandırmaya izin veriyordu.La Mac también tenía la posibilidad de arrastrar los iconos y mover y ajustar las ventanas
Mac ikonları taşıyıp sürüklemeye,pencereleri yeniden boyutlandırmaya izin veriyordu.Mac cũng cho phép bạn kéo thả biểu tượng hay di chuyển và định cỡ cửa sổ.
Mac ikonları taşıyıp sürüklemeye,pencereleri yeniden boyutlandırmaya izin veriyordu.Macen gjorde det muligt for dig at trække ikoner rundt, flytte og ændre størrelse på vinduer
Mac ikonları taşıyıp sürüklemeye,pencereleri yeniden boyutlandırmaya izin veriyordu.Macintosh pozwalał też na przesuwanie ikon oraz okien i zmianę rozmiarów tych ostatnich.
İlgili Sayfalar