Bu müzik bana bir baş ağrısı veriyor.This music is giving me a headache.
O gürültü bana baş ağrısı veriyor.That noise is giving me a headache.
Bu genellikle yediğimizden çok daha iyi tat veriyor.This tastes a lot better than what I usually eat.
Bizim komşular bir parti veriyorlar ve bizi davet ettiler.Our neighbors are having a party and have invited us.
Tom'a son bir şans daha veriyorum.I'm giving Tom one last chance.
Kimseye söylemeyeceğine söz veriyor musun?Do you promise you won't tell anyone?
Herhangi birine söylemeyeceğine söz veriyor musun?Do you promise you won't tell anybody?
Kim olduğunu kimseye söylemeyeceğime söz veriyorum.I promise I won't tell anyone who you are.
Onun nerede olduğunu kimseye söylemeyeceğime söz veriyorum.I promise I won't tell anyone where it is.
Tom'un nerede olduğunu kimseye söylemeyeceğime söz veriyorum.I promise I won't tell anyone where Tom is.
Ne yaptığını kimseye söylemeyeceğime söz veriyorum.I promise I won't tell anyone what you did.
Söz veriyorum, nerede olduğunu hiç kimseye söylemeyeceğim.I promise I won't tell anyone where you are.
Nerede olduğunu kimseye söylemeyeceğime söz veriyorum.I promise I won't tell anyone where you are.
Neden burada olduğumuzu kimseye söylemeyeceğime söz veriyorum.I promise I won't tell anyone why we're here.
Zengin olduğunu kimseye söylemeyeceğime söz veriyorum.I promise I won't tell anyone that you're rich.
Tom'un burada olduğunu kimseye söylemeyeceğime söz veriyorum.I promise I won't tell anyone that Tom is here.
Onun dürüstlüğü için cevap veriyorum.I answer for her honesty.
Doğum günüm için bir parti veriyorum. Gelmek ister misin?I'm having a party for my birthday. Do you want to come?
Doğum günü için ona bir bilezik veriyorum.I am giving her a bracelet for her birthday.
Sana evin anahtarını veriyorum ama onu kaybetme.I am giving you the key to the house, but don’t lose it.
Sen karar veriyorsun! Senin geleceğin!You decide! It's your future!
Orada bir parti veriyorsun gibi görünüyor.It sounds like you're having a party in there.
Bana çok iyi maaş veriyorsun.You pay me very well.
O iyi tat veriyor mu?Does that taste good?
Bu çikolata gerçekten iyi tat veriyor.This chocolate tastes really good.
Unutmayacağıma söz veriyorum.I promise I won't forget.
Onu unutmayacağıma söz veriyorum.I promise I won't forget it.
Bana yalnızca gerçeği söyle. Söz veriyorum sinirlenmeyeceğim.Just tell me the truth. I promise I won't get mad.
Bu şirket, işçilerinin evden çalışmalarına imkan veriyor.This company allows its workers to work from home.
Soru yapılması gerekenlere kim karar veriyor.The question is who decides what needs to be done.
Tom bu cuma bir parti veriyor.Tom is having a party this Friday.
Tom bu gece bir parti veriyor.Tom is giving a party tonight.
Sana bir daha yalan söylemeyeceğime söz veriyorum.I promise I won't lie to you again.
Bundan pişman olmayacaksın. Söz veriyorum.You won't regret this. I promise.
Hayat sana limonatalar veriyorsa, limonata yap.If life deals you lemons, make lemonade.
Geri geleceğim. Söz veriyorum.I'll come back. I promise.
Bu gece benim evimde Tom için bekârlığa veda partisi veriyoruz.We're having a bachelor party for Tom at my place tonight.
Bu gece benim evimde Tom için sürpriz bir parti veriyoruz.We're having a surprise party for Tom tonight at my place.
Toplantı için zamanında döneceğime söz veriyorum.I promise I'll be back in time for the meeting.
Tom'a bakacağıma söz veriyorum.I promise that I'll take care of Tom.
Elimden geldiği kadar erken döneceğime söz veriyorum.I promise I'll be back as soon as I can.
Şu andan itibaren sana karşı kibar olacağıma söz veriyorum.I promise I'll be nice to you from now on.
Senin için mümkün olduğu kadar kolay şeyler yapmaya çalışacağıma söz veriyorum.I promise I'll try to make things as easy as possible for you.
Pazartesi günü seni görmek için uğrayacağıma söz veriyorum.I promise I'll come by to see you on Monday.
Mücadelesini veriyor olduğumuz şey, özgürlük.Freedom is what we're fighting for.
Benimle o şekilde konuşma hakkını sana kim veriyor?What gives you the right to talk to me like that?
Ben daha büyük bir yer bulacağımıza söz veriyorum.I promise you we'll find a bigger place.
Biz senin tavsiyene değer veriyoruz.We value your advice.
Tom üçüncü sınıfta ders veriyor.Tom teaches the third grade.
Evi sana veriyoruz.We're giving you the house.
Sen bana çok veriyorsun.You give me so much.
Ben onu geri vereceğime söz veriyorum.I promise I'll give it back.
Biz senin görüşüne değer veriyoruz.We value your opinion.
Biz gitmene izin veriyoruz.We're letting you go.
Meyve bana gaz veriyor.Fruit gives me gas.
Ben kendi savaşımı veriyorum.I fight my own battles.
Size yaklaşık on dakika veriyoruz.We're giving you about ten minutes.
Biz önerilerinize değer veriyoruz.We value your suggestions.
Tom her zaman derse ara veriyor.Tom is always spacing out in class.
Sana onunla ilgili söz veriyorum.I give you my word on it.