" Telefon çalıyor. " "Ben cevap veririm.""The phone is ringing." "I'll get it."
Sessizlik rıza verir.Silence gives consent.
Ona elini verirsen kolunu kaptırırsın.Give him an inch and he'll take a yard.
Sen bana her zaman sert karşılık verirsin, değil mi?You always talk back to me, don't you?
Arabanı bana ödünç verir misin?Would you mind lending me your car?
Bana sözlüğünü ödünç verir misin?Will you lend me your dictionary?
Radyonu bisikletim için bana verir misin?Will you give me your radio for my bicycle?
Bir banka bize faizle ödünç para verir.A bank lends us money at interest.
İnekler ihtiyacımız olan birçok şey bize verirler.Cows supply us with many things we need.
İnekler bize süt verir.Cows give us milk.
İnekler bize süt verir, ve tavuklar yumurtalar.Cows give us milk, and hens eggs.
Bir inek bize süt verir.A cow gives us milk.
Sigara içmek akciğerlerinize zarar verir.Smoking does damage your lungs.
Sigara içmek faydadan çok zarar verir.Smoking does you more harm than good.
İyi hissetmiyorum. Bana bir ilaç verir misiniz?I don't feel well. Could you give me some medicine?
İnce espri konuşmaya lezzet verir.Wit gives zest to conversation.
Bana bir şans verirsen onu yapabilirim.I can do it if you give me a chance.
Tehlikeler bir maceraya zevk verir.Dangers give relish to an adventure.
Bana sizin ülkenizden bazı seyahat broşürleri verir misin?Would you give me some travel brochures from your country?
Bir çantaya ihtiyacım var. Bir tane ödünç verir misin?I need a bag. Will you lend me one?
İngilizce öğretmenimiz genellikle çok ödev verir.As a rule, our English teacher gives a lot of homework.
Bazı ilaçlar bize zarar verir.Some medicine does us harm.
Ona dışarı çıkmasına izin verir misiniz?Could you let him out?
Biz dakikliğe değer veririz.We value punctuality.
Bedenlerimiz duygularımıza cevap verir.Our bodies respond to our feelings.
Karar verirken kendi motivasyonunu yansıt.Reflect on your own motives when making a decision.
Bana içecek soğuk bir şey verir misin?Will you give me something cold to drink?
Bana içecek bir şey verir misin?Will you give me something to drink?
Birkaç şey bize müzik kadar çok zevk verir.Few things give us as much pleasure as music.
Müzik öfkeye ses, eğlenceye şekil verir.Music gives sound to fury, shape to joy.
Müzik bize çok zevk verir.Music affords us much pleasure.
Bana bir çakmak verir misin?Will you give me a light?
Bana bir içki verir misin?Will you give me a drink?
Genel anlamda, Japonya'da bir garson iyi hizmet verir.Generally speaking, a waiter in Japan gives good service.
Bana bisikletini bir saatliğine ödünç verir misin?Will you lend me your bicycle for an hour?
Eğer istersen sana bir tane ödünç veririm.I'll lend you one if you like.
Bana daha iyi bir fiyat verir misin?Can you give me a better price?
Zengin olsaydım, ben sana biraz para verirdim.If I had been rich, I would have given you some money.
Bir kurşun kalem istiyorsan, sana bir tane ödünç veririm.If you want a pencil, I'll lend you one.
Paraya ihtiyacınız olursa, size biraz ödünç veririm.If you need any money, I'll lend you some.
Amerikalılar Japonlardan farklı bir şekilde cevap verirdi.Americans would have responded differently from Japanese.
Şimdi gitmemize izin verir misin?Will you permit us to leave now?
Bir kez daha denememe izin verir misin?Will you let me try once more?
Bir kez daha denememe izin verir misiniz?Will you let me try once more?
Bama bir bardak süt verir misin?Will you give me a glass of milk?
Bana bir bardak daha süt verir misin?Will you give me another glass of milk?
Seni tekrar görmeme izin verir misin?Will you let me see you again?
Bana bir zımba ödünç verir misin?Will you please lend me a stapler?
Ağırladığım ailem bana sık sık öğüt verir.My host family often advises me.
Kalemini bana ödünç verir misin?Would you lend me your pen?
Bana dolma kalemini ödünç verir misin?Would you mind lending me your pen?
Bir kaleme ihtiyacınız varsa, size bir tane ödünç veririm.If you need a pen, I'll lend you one.
Koyun bize yün verir.Sheep provide us with wool.
Pasaportunuzu görmeme izin verir misiniz?Would you mind letting me see your passport?
Notlarına bakmama izin verir misin?Could you let me see your notes?
Bana bıçağınızı ödünç verir misiniz?Will you lend me your knife?
Bıçağını bana ödünç verir misin?Would you lend me your knife?
Hangi otoyola karar verirsen ver, arabalarla ve kamyonlarla dolu olacaktır.Whichever highway you decide on, it will be crowded with cars and trucks.
Bana kitabı ödünç verir misiniz?Could you lend me the book?
Bana biraz tavsiye verir misin?Could you give me some advice?