Ancak bu tamamen hangi fikirlerin yayılıp hangilerinin yayılmadığına karar veren farklı bir süreç biçimi.Perché a determinare quali idee si diffondono e quali no, è un processo del tutto diverso.
Ancak bu tamamen hangi fikirlerin yayılıp hangilerinin yayılmadığına karar veren farklı bir süreç biçimi.Popolnoma drugačen proces določa, katere ideje se razširjajo in katere ne.
Ancak bu tamamen hangi fikirlerin yayılıp hangilerinin yayılmadığına karar veren farklı bir süreç biçimi.Sino que es un proceso totalmente diferente el que determina que ideas se propagan, y cuales no.
Ancak bu tamamen hangi fikirlerin yayılıp hangilerinin yayılmadığına karar veren farklı bir süreç biçimi.Tapi proses yang sangat berbeda yang menentukan ide mana yang tersebar, dan mana yang gagal.
Ancak bu tamamen hangi fikirlerin yayılıp hangilerinin yayılmadığına karar veren farklı bir süreç biçimi.Teljesen más a folyamat, ami eldönti, hogy mely ötletek terjednek, és melyek nem.
Ancak bu tamamen hangi fikirlerin yayılıp hangilerinin yayılmadığına karar veren farklı bir süreç biçimi.Utan att det är en helt annan process som avgör vilka idéer som sprids, och vilka som inte blir det..
Ancak bu tamamen hangi fikirlerin yayılıp hangilerinin yayılmadığına karar veren farklı bir süreç biçimi.Είναι εντελώς διαφορετική η διαδικασία που καθορίζει ποιες ιδέες διαδίδονται, και ποιες όχι.
Ancak bu tamamen hangi fikirlerin yayılıp hangilerinin yayılmadığına karar veren farklı bir süreç biçimi.А е напълно различен процес, който определя кои идеи се разпространяват, и кои - не.
Ancak bu tamamen hangi fikirlerin yayılıp hangilerinin yayılmadığına karar veren farklı bir süreç biçimi.זה תהליך אחר לגמרי שקובע אילו רעיונות יופצו ואילו לא.
Ancak bu tamamen hangi fikirlerin yayılıp hangilerinin yayılmadığına karar veren farklı bir süreç biçimi.لكنها طريقة مختلفة كلياً للعملية التي تحدد أي فكرة تنتشر، وأي فكرة لا تنتشر.
Ancak bu tamamen hangi fikirlerin yayılıp hangilerinin yayılmadığına karar veren farklı bir süreç biçimi.プロセスなのです。 このアーロンチェア、10億ドル分も売れたんです。
Arapça hizmet veren kriz hattı: 09 2525 0113.Kristelefon för arabisktalande: 09 2525 0113.
Arapça hizmet veren kriz hattı: 040 195 8202.Kristelefon för arabisktalande: 040 195 8202.
Arapça hizmet veren kriz hattı: 040 195 8202.Ligne de crise en langue arabe : 040 195 8202.
Arapça hizmet veren kriz hattı: 040 195 8202.Teléfono de crisis en árabe: 040 195 8202.
Arapça hizmet veren kriz hattı: 040 195 8202.Номер кризисной помощи на арабском языке: 040 195 8202.
Arapça hizmet veren kriz hattı: 040 195 8202.رقم هاتف الأزمات باللغة العربية: 040 195 8202.
Arapça hizmet veren kriz hattı: 040 195 8202.阿拉伯语危机电话:040 195 8202.您也可讲英语。
Arapça hizmet veren kriz hattı: 09 2525 0113.Arabiankielinen kriisipuhelin: 09 2525 0113.
Asıl zarar veren da bu oluyor.Acesta e prejudiciul pe care îl cauzaţi.
Asıl zarar veren da bu oluyor.Das ist der Schaden, der angerichtet wird.
Asıl zarar veren da bu oluyor. Diğer yanımı hiç bilmiyorsunuz.Đây là sự thiệt hại nó gây ra. bạn không nhìn thấy khía cạnh khác của tôi.
Asıl zarar veren da bu oluyor. Diğer yanımı hiç bilmiyorsunuz.Questo è il danno che consegue: non vedete l'altro lato di me.
Asıl zarar veren da bu oluyor.Dit veroorzaakt de schade.
asker ve sivil hizmet verenlerbeväringar och civiltjänstgörare
asker ve sivil hizmet verenlerles militaires et les personnes effectuant le service civil
asker ve sivil hizmet verenlerpersonas que estén realizando el servicio militar o el servicio social
asker ve sivil hizmet verenlervarusmiehet ja siviilipalvelusmiehet
asker ve sivil hizmet verenlerвоеннослужащие срочной службы и лица, проходящие гражданскую службу
asker ve sivil hizmet verenlerمجندو خدمة العلم ومجندو الخدمة المدنية
Aslına bakarsanız, bana bu aşamada ilham veren konu da bu.Dat is wat echt mijn interesse wekte op dit gebied.
Aslına bakarsanız, bana bu aşamada ilham veren konu da bu.De facto, foi isto que inspirou o meu interesse nesta altura.
Aslına bakarsanız, bana bu aşamada ilham veren konu da bu.De fapt, asta mi-a atras interesul pentru acest subiect.
Aslına bakarsanız, bana bu aşamada ilham veren konu da bu.De hecho, es lo que inspiró mi interés en esta fase.
Aslına bakarsanız, bana bu aşamada ilham veren konu da bu.En fait, c'est ce qui m'a vraiment inspiré un intérêt à ce stade.
Aslına bakarsanız, bana bu aşamada ilham veren konu da bu.Genau genommen hat das mein Interesse an dieser Phase geweckt.
Aslına bakarsanız, bana bu aşamada ilham veren konu da bu.In realtà, è questo aspetto che ha suscitato il mio interesse.
Aslına bakarsanız, bana bu aşamada ilham veren konu da bu.사실 이것이 바로 제가 이 분야에 관심을 갖게 한 계기인데요,
Aslına bakarsanız, bana bu aşamada ilham veren konu da bu.Sebenarnya, inilah yang menarik ketertarikan saya pada tahapan ini.
Asya tsunamisi ile ilgili haber veren tsunami sonrası ortaya çıkan iki internet blogu vardı.아시아 쓰나미 사건에 대한 2개의 인터넷 블로그가 있었는데 사건 발생후 생겨난 것입니다.
Asya tsunamisi ile ilgili haber veren tsunami sonrası ortaya çıkan iki internet blogu vardı.Das waren zwei Berichte über den Tsunami in Asien von zwei Weblogs die nach dem Unglück auftauchten.
Asya tsunamisi ile ilgili haber veren tsunami sonrası ortaya çıkan iki internet blogu vardı.Đây là 2 tài khoản blog về sóng thần ở châu Á đã xuất hiện sau khi chúng xảy ra.
Asya tsunamisi ile ilgili haber veren tsunami sonrası ortaya çıkan iki internet blogu vardı.Dit waren twee verslagen van de tsunami in Azië van twee blogs op internet die opkwamen na de tsunami.
Asya tsunamisi ile ilgili haber veren tsunami sonrası ortaya çıkan iki internet blogu vardı.Questi erano due resoconti dello tsunami asiatico forniti dai blog che furono subito diffusi dopo il disastro.
Asya tsunamisi ile ilgili haber veren tsunami sonrası ortaya çıkan iki internet blogu vardı.Voilà deux compte rendu qui proviennent de deux blogs sur Internet qui sont apparus après le tsunami.
Asya tsunamisi ile ilgili haber veren tsunami sonrası ortaya çıkan iki internet blogu vardı.Это два сообщения из интернет-блогов о том, что произошло сразу после цунами в Азии.
Asya tsunamisi ile ilgili haber veren tsunami sonrası ortaya çıkan iki internet blogu vardı.אלו היו 2 מקורות דיווח על הצונאמי האסיאתי מ 2 בלוגים באינטרנט שבעצם צצו אחרי שזה קרה.
Asya tsunamisi ile ilgili haber veren tsunami sonrası ortaya çıkan iki internet blogu vardı.津波の様子を紹介しました ブログでも紹介されていた
‹‹Babilden kaçıp kurtulun! Kildan ülkesini terk edin, Sürüye yön veren teke gibi olun!Bežite izsredi Babilona in odidite iz dežele Kaldejske in bodite kakor kozli pred čredo!
‹‹Babilden kaçıp kurtulun! Kildan ülkesini terk edin, Sürüye yön veren teke gibi olun!Fliehet aus Babel und ziehet aus der Chaldäer Lande und stellt euch als Böcke vor der Herde her.
‹‹Babilden kaçıp kurtulun! Kildan ülkesini terk edin, Sürüye yön veren teke gibi olun!Fly ut av Babel og dra bort fra kaldeernes land, og gå som bukker foran hjorden!
Aciyi bilmesine ragmen, spor için aci veren tek yaratiktir."Õ az egyetlen teremtmény, amelyik sport címén fájdalmat okoz, tudva, hogy az fájdalom."
Aciyi bilmesine ragmen, spor için aci veren tek yaratiktir." RODEOÈ l'unica creatura che infligge sofferenza per sport ed è consapevole di questa sofferenza".
Aciyi bilmesine ragmen, spor için aci veren tek yaratiktir."Είναι το μόνο πλάσμα που προκαλεί πόνο για διασκέδαση, γνωρίζοντας ότι προκαλεί πόνο." ροντέο
Aciyi bilmesine ragmen, spor için aci veren tek yaratiktir."הוא היצור היחיד שמסב כאב ."בתור ספורט, כאשר הוא יודע שזהו כאב
Afro-Amerikan ve Asyalı olup krem renkli ve sarı saçlı olacağının garantisini veren kimse yok.더 어렵다,고 말할 수 있습니다. 그럼에도, 그 누구도
Afro-Amerikan ve Asyalı olup krem renkli ve sarı saçlı olacağının garantisini veren kimse yok.הוא אדם צבעוני. ובכל זאת, אין לנו מישהו שמשתדל לוודא
Afro-Amerikan ve Asyalı olup krem renkli ve sarı saçlı olacağının garantisini veren kimse yok.أت تكون شخصًا ملونًا. ومع ذلك، لا أحد يحاول أن يجعل
Afro-Amerikan ve Asyalı olup krem renkli ve sarı saçlı olacağının garantisini veren kimse yok.だからと言って アフリカ系アメリカ人や アジア人の間に生まれる 次世代の子供たちの肌をクリーム色に
Ama işte, gerçekten lityum kullanmaya karar veren hastaların ortalamasının cevabı burada.Aber hier ist die Antwort des Mittelwerts jener Patienten die sich entschieden haben, Lithium zu nehmen.