Bu olay olduğunda, insanlar buna ne ad vereceklerini biliyorlardı, adını söylerlerdi:그당시의 북아프리카 사람들은 그럴때 그들 앞에서 신성한 일이 일어나고 있다는 것을 인지하고
Bu olay olduğunda, insanlar buna ne ad vereceklerini biliyorlardı, adını söylerlerdi:Och då, när det skedde- -visste människor vad det var de såg.
Bu olay olduğunda, insanlar buna ne ad vereceklerini biliyorlardı, adını söylerlerdi:Og når dette skete dengang, vidste folk hvad det var, de kaldte dét dets navn.
Bu olay olduğunda, insanlar buna ne ad vereceklerini biliyorlardı, adını söylerlerdi:Pe vremuri, atunci cand se intampla oamenii stiau ce era si ii spuneau pe nume.
Bu olay olduğunda, insanlar buna ne ad vereceklerini biliyorlardı, adını söylerlerdi:Quand cela arrivait, à l'époque, les gens savaient ce que c'était et l'appelaient par son nom.
Bu olay olduğunda, insanlar buna ne ad vereceklerini biliyorlardı, adını söylerlerdi:Và hồi đó, khi điều này xảy ra, người ta nhìn nhận nó, bạn biết đấy, họ gọi nó bằng cái tên của nó.
Bu olay olduğunda, insanlar buna ne ad vereceklerini biliyorlardı, adını söylerlerdi:W takich chwilach ludzie wiedzieli, co się dzieje, nazywali to po imieniu.
Bu olay olduğunda, insanlar buna ne ad vereceklerini biliyorlardı, adını söylerlerdi:Y cuando esto pasaba, en esos tiempos, la gente sabía lo que era, saben, y lo llamaban por su nombre.
Bu olay olduğunda, insanlar buna ne ad vereceklerini biliyorlardı, adını söylerlerdi:Όταν κάτι τέτοιο συνέβαινε, τότε, ο κόσμος το αναγνώριζε, το έλεγε με τ' όνομά του.
Bu olay olduğunda, insanlar buna ne ad vereceklerini biliyorlardı, adını söylerlerdi:И когато това се случело, навремето, хората го познавали и го наричали с истинското му име.
Bu olay olduğunda, insanlar buna ne ad vereceklerini biliyorlardı, adını söylerlerdi:И когда такое случалось, люди знали, что это, и звали это по имени.
Bu olay olduğunda, insanlar buna ne ad vereceklerini biliyorlardı, adını söylerlerdi:Коли це ставалось в ті часи, люди знали що це та кликали його на ім'я.
Bu olay olduğunda, insanlar buna ne ad vereceklerini biliyorlardı, adını söylerlerdi:וכשזה קרה, באותם ימים, אנשים ידעו מה זה, הם קראו לדבר בשמו.
Bu olay olduğunda, insanlar buna ne ad vereceklerini biliyorlardı, adını söylerlerdi:وعندما يحدث ذلك، في ذلك الزمن، عرف الناس ما هو هذا الشئ، إنهم يسمونها بالأسم.
Bu olay olduğunda, insanlar buna ne ad vereceklerini biliyorlardı, adını söylerlerdi:何が起きたか察し その名を呼びます 両手を合わせて 唱え始めます
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.A koszta poniesione przy użyciu tych środków były znacząco niższe niż żądana łapówka.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.Dabei waren die Kosten für diese Mittel wesentlich geringer als das geforderte Schmiergeld.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.Dan biaya menggunakan alat-alat ini jauh lebih rendah dari besarnya suap yang diminta.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.De kosten van deze tools zijn aanzienlijk lager dan het gevraagde smeergeld.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.E il costo di questi strumenti era significativamente più basso della tangente domandata.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.És ezen eszközök költségei lényegesen alacsonyabbak voltak, mint a kért kenőpénzt összege.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.그리고 이런 도구들의 비용은 요구받은 뇌물보다 현저하게 낮습니다.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.Le coût de ces méthodes est nettement moindre qu'une demande de pot de vin.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.Si mentinand costurile acestor mijloace substantial mai scazute decat mita ceruta.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.Và với giá dịch vụ thấp hơn khoản tiền dùng để hối lộ.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.Y siendo el costo de estas herramientas mucho más bajo que lo que pedían de soborno.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.Ενώ το κόστος των ενεργειών μας ήταν σαφώς μικρότερο από το ποσό του λαδώματος.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.При това цената на тези инструменти е значително по-ниска от изисквания подкуп.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.Причем стоимость применения этих инструментов на порядок ниже чем упомянутая взятка.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.מחירם של כלים אלה הוא זול משמעותית מדרישות השוחד.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.وبكون هذه الأدوات أقل تكلفة بصورة ملحوظة من مطالب الرشوة
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.賄賂より安く済みます。 これら42の試験事例で効果のあった手段は
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Alltså betala med opium för kinesiska varor.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Asta însemna că plăteau cu opiu pentru produsele chinezeşti.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Azt jelentette, hogy fizethettek ópiummal a kínai árukért.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.C'est-à-dire dire à payer en opium des biens chinois.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Det betød betaling med opium for kinesiske varer.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Điều đó đã có nghĩa rằng trả thuốc phiện để lấy các mặt hàng Trung Quốc.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Es bedeutete, mit Opium für chinesische Waren zu bezahlen.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Eso significaba pagar con opio los bienes chinos.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Het betekende betalen met opium voor Chinese goederen.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Ini juga berarti membayar dengan candu untuk barang-barang Cina.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.중국 상품을 아편으로 살 수 있게 되었다는 말입니다.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Se tarkoitti kiinalaisten tavaroiden maksamista ooppiumilla.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Significou pagar com ópio os bens chineses.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.To oznaczało płacenie opium za chińskie towary.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Voleva dire pagare i beni cinesi in oppio.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Znamenalo to platit opiem za Čínské zboží.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Znamenalo to, že za čínsky tovar platili ópiom.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Σήμαινε πληρωμή με όπιο για Κινέζικα αγαθά.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Тобто можна було платити опіумом за китайські товари.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Това означавало плащане с опиум за китайски стоки.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Это означало платить опиумом за китайские товары.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.פירוש הדבר הוא לשלם באופיום בעבור סחורות סיניות.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.كان ذلك يعني الدفع بالأفيون للسلع الصينية.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.日本は、1858年に
Daha sınra bir curcunaya gireceksin,,, ...sigortacı olduğunda... ...sana bir kontenjan verecekler...Aztán bekerülsz egy irodába... ...ahol biztosításokkal foglalkozol... ...és van kvóta, amit teljesíteni kell.
Daha sınra bir curcunaya gireceksin,,, ...sigortacı olduğunda... ...sana bir kontenjan verecekler...E então você entra em alguma raquete onde você está a vender seguro e eles têm esse contingente para fazer.
Daha sınra bir curcunaya gireceksin,,, ...sigortacı olduğunda... ...sana bir kontenjan verecekler...I wtedy firma cię zatrudnia gdzie sprzedajesz ubezpieczenie i firma wymaga kwote sprzedazy.
Daha sınra bir curcunaya gireceksin,,, ...sigortacı olduğunda... ...sana bir kontenjan verecekler...Poi entri in qualche tipo di racket dove vendi assicurazioni e hanno una certa quota da raggiungere..