Ana içeriğe geç
Sözlük

vere ile cümle

vere kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sana benimkini vereceğim. Yine de bundan hoşlanmıyorum.I'll give you mine. I don't like it anyway.
Nargile hizmeti veren bir kafeye gidelim.Let's go to the cafe where they serve hookahs.
Şu anda sana bir şey veremem.I can't give you anything right now.
Sana bir örnek vereyim.I'll give you an example.
Kararlarımı kendim verebilirim.I'm capable of making my own decisions.
Tom onu düşünüp taşınacağını ve bize cevabını yarın vereceğini söyledi.Tom said he'd think it over and give us his answer tomorrow.
Neden Boston'a gitmemen gerektiği konusunda sana birkaç başka neden vereyim.Let me give you several other reasons why you shouldn't go to Boston.
Onlara verebileceğimizden çok daha fazlasını istediler.They wanted much more than we were able to give them.
Sana ne istersen vereceğim.I'll give you whatever you want.
Ben sadece Tom'un sorduğu soruların üçüne cevap verebilirim.I could only answer three of the questions that Tom asked.
Tom, Mary'ye cevap veremedi.Tom couldn't answer Mary.
Bir banka ona ihtiyacın olmadığını kanıtlayabilirsen sana borç para verecek bir yerdir.A bank is a place that will lend you money, if you can prove that you don’t need it.
Tom'un onu yapmana izin vereceğini gerçekten düşünüyor musun?Do you really think Tom will let you do that?
Sen değişim için oy verebilirsin.You can vote for change.
Konsantre asetik asit solumak akciğerlerinize zarar verebilir.Inhaling concentrated acetic acid can harm your lungs.
Geçmeme izin verebilir misin?Can you let me pass?
Susuzluğumu giderebilmem için bana içecek ne verebilirsin?What can you give me to drink so I can quench my thirst?
Sürekli oyunlar oynarsan görme yeteneğine zarar vereceksin.You're going to wreck your eyesight if you play games all the time.
Sadece nasıl tepki vereceğini görmek istedim.I just wanted to see how you'd react.
Bu mesleği yapma kararı veren sendin değil mi?You're the one who decided to do this job, right?
Her şey istenilen sonucu verecek.Everything's going to work out.
Ben kesinlikle Tom'a oy vereceğim.I'll definitely vote for Tom.
İnternet sitesi için sana bağlantı vereceğim.I'll give you the link to the website.
O bana veda öpücüğü verebilirdi ama vermedi ve sadece yürüyerek uzaklaştı.She could have kissed me goodbye but didn't and just walked away.
İlk kek parçasını kime vereceksin?To whom will you give the first piece of cake?
Bana sözlüğünü ödünç verebilir misin?Can you lend me your dictionary?
Ben kilo verememem.I can't lose weight.
Bugün ya da yarın sana adresi vereceğim.I'll give you the address either today or tomorrow.
Tom'a bir mola verelim.Let's give Tom a break.
Bir mola verelim, tamam mı?Let's take a break, OK?
Tom'un yolunu kapatmayalım ve yapılması gereken şeyi yapmasına izin verelim.Let's get out of Tom's way and let him do what needs to be done.
Anne, şeker almam için bana para verebilir misin?Mom, can you give me money to buy candy?
Anne, bana şekerleme satın almam için para verebilir misin.Mummy, could you give me money to buy sweets?
Ben mangal partileri verebileceğim güzel bir arka bahçe istiyorum.I want a nice backyard where I can have barbecue parties.
Bir araştırmaya göre, günde sadece bir bardak şarap içmek sağlığınıza zarar verecektir.Drinking just one glass of wine a day will damage your health, according to a study.
Tom'a oy vereceğim.I'll vote for Tom.
Belki Tom bana bir iş verecek.Maybe Tom will give me a job.
Tom'un cevap vermesine izin vereceğim.I'm going to let Tom respond.
Ben sana oy vereceğim.I'm going to vote for you.
Siz arkadaşların bunu yapmasına izin vereceğim.I'll let you guys do that.
Tom konserler vererek dünyayı geziyor.Tom travels around the world playing concerts.
Tom'a verecek hiçbir şeyim yok.I have nothing to give Tom.
Tek taraflı olarak işlere karar veremezsin. Bir fikir birliğine varmalıyız.You can't just decide things unilaterally like that. We have to come to a consensus.
Sen bana bu mektubu vereceksin.You will give me this letter.
O nasıl parti vereceğini bilir.She knows how to party.
Onlar nasıl parti vereceğini bilir.They know how to party.
Tom nasıl parti vereceğini gerçekten bilir.Tom really knows how to party.
Tom nasıl parti vereceğini kesinlikle bilir.Tom sure knows how to party.
Biz öylesine şaşkındık ki yanıt bile veremedik.We were so dumbfounded we couldn't even answer.
Sana motosikletimi ödünç verebilirim.I can lend you my motorcycle.
Bu, cümlelerin sayısını çabucak ikiye katlamamıza izin verecektir.This will let us quickly double the number of sentences.
Ona bir bahşiş vereceğim.I'm gonna leave her a tip.
Tom Mary'nin eski gitarını kime vereceğine karar verdiğini biliyordu.Tom knew who Mary had decided to give her old guitar to.
Tom sana şemsiyesini ödünç verecek.Tom will lend you his umbrella.
Tom sana kitabını ödünç verecek.Tom will lend you his book.
Dağıtmadan önce Tom'a bir şans verelim.Let's give Tom a chance before we freak out.
Tom'un ona yardım etmemize izin vereceğinden emin misin?Are you sure Tom will let us help him?
Kararlar veren kişi benim.I'm the one who makes the decisions.
Tom'un bu akşam yemek pişirmesine gerçekten izin vereceksin değil mi?Are you really going to let Tom cook dinner tonight?
Gerçekten Tom'un oraya kendi başına gitmesine izin verecek misin?Are you really going to let Tom go there by himself?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod