Ana içeriğe geç
Sözlük

vere ile cümle

vere kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bana bir işaret verebilir misin?Can you give me a sign?
Bana bir dakika verebilir misin?Can you give me a minute?
Bunu sana verebilir miyim?Can I give you this?
Sana biraz para verebilir miyim?Can I give you some money?
Tom'a bir mesaj verebilir miyim.Can I give Tom a message?
Sadece verecek misin?Are you just going to give in?
Tom'a istediği parayı verecek misin?Are you going to give Tom the money he asked for?
Tom emirler veren kişi gibi görünüyor.Tom seems to be the one giving orders.
Tom bana biraz para verebilirdi.Tom could've given me more money.
Tom'un istediği sevgi, Mary'nin ona asla veremeyeceği bir şeydi.The love Tom wanted was something Mary could never give him.
Bunları Tom'a vereceğim.I'll give these to Tom.
Tom hepimizin burada olmamız gerektiğine karar veren tek kişi.Tom is the one who decided that we all needed to be here.
Onu kime vereceğini Tom'a söyledin mi?Have you told Tom who to give that to?
Onlar beş ya da altı gün içinde bize yanıtı verecekler.They will give us the answer in five or six days.
Fransızların kim için oy vereceklerini bilmediklerine ikna oluyorum.I'm convinced that the French don't know who to vote for.
Tom'a ağrı için bir şey verebilir misin?Can you give Tom something for the pain?
Sana hakkında düşünecek bir şey vereyimLet me give you something to think about.
Sadece Tom'un gitmesine izin veremeyiz.We can't just let Tom go.
Nasıl cevap vereceğimi bilmiyordum.I didn't know how to respond.
Sana sandvicimin yarısını verebilirim.I can give you half of my sandwich.
Yarın ona kitabını vereceğim.I'll give him his book tomorrow.
Tom için bir doğum günü partisi verelim.Let's have a birthday party for Tom.
Doğru şeyi yapmak için Tom'a bir şans verelim.Let's give Tom a chance to do the right thing.
Tom Jackson için oy verecek misin?Are you going to vote for Tom Jackson?
Tom Jackson'a oy verecek misin?Are you going to vote for Tom Jackson?
Siz arkadaşlar Tom Jackson'a oy verecek misiniz?Are you guys going to vote for Tom Jackson?
Tom ona nasıl yanıt vereceğinden emin değil.Tom isn't sure how to respond to that.
Sonra karar vereceğiz.We'll decide later.
Bunun hepsi istenilen sonucu verecek.It's all going to work out.
Gerçekten birinin aramıza girmesine izin vereceğimi düşünüyor musun?Do you really think I'd let anyone come between us?
Onun doğum günü için ona ne vereceğinize karar verdiniz mi?Have you made up your mind about what you are going to give Mary for her birthday?
Bu cevap veremeyeceğim bir soru.That's a question I can't answer.
Hiç söz veremem.I can make no promises.
Ne alıp veremiyorsun onunla?What's your problem with him?
Ben sana bir dilim pizza satın almama izin vereceğini umuyordum.I was hoping you'd let me buy you a slice of pizza.
Ben emir verene kadar kimse ateş etmez.No one fires until I give the order.
Ben buna bir son vereceğim.I'm going to put a stop to this.
Tom bir yanıt vermek istiyor ama tabii ki, o veremez.Tom wants to give an answer, but of course, he can't.
Sana özel ders verebilirim.I could tutor you.
Şu andan itibaren kendi kararlarımı ben vereceğim.I'm going to make my own decisions from now.
Bu çabuk karar verebileceğim bir şey değil.It's not something I can decide quickly.
Sana sorma hakkını veren şey nedir?What gives you the right to ask?
Tom'la konuşmamıza izin vereceğini sanmıyorum.I don't suppose you'd let us talk to Tom?
Tom kendi kararını verecek kadar yaşlı.Tom is old enough to make up his own mind.
Bana zarar vereceğini sandım.I thought you were going to hurt me.
Boston'a kötü bir isim veren senin gibi insanlar.It's people like you who give Boston a bad name.
Yaptığını bitirmek için sana bir saat vereceğim.I'll give you an hour to finish what you're doing.
Ne isterse Tom'a vereceğim.I'll give Tom whatever he wants.
Tom'a istediği kadar çok zaman vereceğim.I'll give Tom as much time as he wants.
Tom'a onu veren kişi benim.I'm the one who gave Tom that.
Maalesef onu yapmana izin veremem.I'm afraid I can't let you do that.
Tom size öğüt verebilir.Tom can advise you.
Bana planını söylemezsen karar veremem.I can't decide unless you tell me your plan.
Yeni bir kalemim var. Onu sana ödünç vereceğim.I have a new pen; I'll lend it to you.
Sana istediğin kadar çok ödünç para vereceğim.I will lend you as much money as you want.
"EVET" işareti vererek yanıtladı.He responded by giving the "OK" gesture.
O, bize biraz ödünç para verecek kadar nazikti.He was so kind as to lend us some money.
Bana biraz ödünç para verecek kadar nazikti.He was kind enough to lend me some money.
Bana borç para verecek kadar kibardı.He was kind enough to lend me money.
O, bana içmek için soğuk bir şey verecek kadar nazikti.He was kind enough to give me something cold to drink.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod