Ben, benim yarımı Tom'a verdim.I gave my half to Tom.
Size o izlenimi verdim mi?Did I give you that impression?
İstedikleri tüm bilgiyi onlara verdim.I gave them all the information they requested.
Belki de Tom'a yanlış tavsiye verdim.Maybe I gave Tom the wrong advice.
Zaten sana çok fazla bilgi verdim.I've already given you way too much information.
İstediğin her şeyi sana verdim.I gave you everything you wanted.
İstediğiniz her şeyi size verdim.I gave you everything you wanted.
Onu yapmayacağıma dair Tom'a söz verdim.I gave my word to Tom that I wouldn't do that.
Ona yardım edeceğime Tom'a söz verdim.I promised Tom I'd help him.
Tom'a beni ona yardım etmeye ikna etmesine izin verdim.I let Tom talk me into helping him.
Kararımı söylediğine bağlı olarak verdim.I made my decision based on what you said.
Bugünden başlayarak kendimi her gün tartmaya karar verdim.I have decided to weigh myself every day starting today.
Dikkatsizce bir yabancıya eposta adresimi verdim.I carelessly gave my email address to a stranger.
Söylememeye söz verdim.I promised not to tell.
Kimseye söylememeye söz verdim.I promised not to tell anybody.
Sana gerçeği söyleyeceğime dair söz verdim.I promised I'd tell you the truth.
Kimseye söylemeyeceğime dair Tom'a söz verdim.I promised Tom I'd not tell anyone.
Tom'a herhangi birine söylemeyeceğime söz verdim.I promised Tom I wouldn't tell anyone.
Yaşamımda birçok aptalca karar verdim.I've made a lot of stupid decisions in my life.
Gezide çektiğimiz fotoğrafların banyo edilmesi için verdim.I gave the film of the trip to be developed.
Komşularıma selam verdim.I greeted my neighbors.
Çalışmaya geri dönmeden önce biraz dinlenmeye karar verdim.Before going back to work, I decided to rest a little.
Tom'a telefon numaramı verdim.I gave Tom my phone number.
Tom'a biraz süt ve çörek verdim.I gave Tom some milk and cookies.
13,6 kilo verdim.I lost 30 pounds.
Okula geri gitmeye karar verdim.I've decided to go back to school.
Boston'da kalmaya karar verdim.I've decided to stay in Boston.
Onu asla tekrar yapmayacağıma kendime söz verdim.I promised myself that I would never do that again.
Ona söz verdim.I promised him.
Tom'a güvenmeye karar verdim.I've decided to trust Tom.
Tom'u kovmaya karar verdim.I've decided to fire Tom.
Annene seninle ilgileneceğime söz verdim.I promised your mother I'd look after you.
Babana seninle ilgileneceğime söz verdim.I promised your father I'd look after you.
Tom'a seninle ilgileneceğime söz verdim.I promised Tom I'd look after you.
Tom'un eve gitmesine izin verdim.I allowed Tom to go home.
Tom'a 2.30'a kadar orada olacağıma söz verdim.I promised Tom I'd be there by 2:30.
Tom'un yaptığı aynı şeyi yapmaya karar verdim.I decided to do the same thing Tom did.
Yemek için Tom'un sipariş ettiği aynı şeyi sipariş etmeye karar verdim.I decided to order the same thing to eat that Tom did.
Motosikletimi satmamaya karar verdim.I've decided not to sell my motorcycle.
Bunu artık yapmayacağıma kendime söz verdim.I promised myself I wouldn't do that anymore.
Aynı şeyi yapmaya karar verdim.I decided to do the same thing.
Fransızca çalışmaya başlamaya karar verdim.I've decided to start studying French.
Fransızca okumaya karar verdim.I've decided to start studying French.
Fransızca okumamaya karar verdim.I've decided not to study French.
Boston'a taşınmaya karar verdim.I've decided to move to Boston.
Sadece Boston'a taşınmaya karar verdim.I've just decided to move to Boston.
Onu yapmamaya karar verdim.I've decided not to do that.
Boston'a seninle gitmemeye karar verdim.I've decided not to go to Boston with you.
Tom'a söylemek zorunda olduğu şeyi dinleyeceğime söz verdim.I promised Tom I'd listen to what he had to say.
Çocuklara yemeklerini verdim.I served the children their meal.
Arabayı Tom'a ödünç verdim.I lent Tom the car.
Eski bir arabadan ziyade, yeni bir araba almaya karar verdim.I decided to buy a new car rather than an old one.
Teklifini kabul etmeye karar verdim.I've decided to accept your proposal.
Olduğum yerde kalmaya karar verdim.I've decided to stay where I am.
Belki Tom'a zarar verdim.Maybe I hurt Tom.
Sanırım iyi bir izlenim verdim.I think I made a good impression.
Onun gitmesine izin verdim.I let it go.
Tom'a şirketimizin logosu olan bir kahve kupası verdim.I gave Tom a coffee mug with our company logo.
Sana doğrudan bir emir verdim.I gave you a direct order.
Tom'un onu yapmasına izin verdim.I let Tom do it.