Ana içeriğe geç
Sözlük

verdim ile cümle

verdim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Ben Pulssart takma adını kullanmaya ve bağımsız sanatçı olarak çalışmaya karar verdim;自由に、そして世界的に有名なブランドで 働くことが出来るようになりました
Ben sana kişiliğini verdim. Ben seni saf yarattım.Dal jsem ti tvojí osobnost.
Ben sana kişiliğini verdim. Ben seni saf yarattım.Ich habe Dir eine Persönlichkeit gegeben.
Ben sana kişiliğini verdim. Ben seni saf yarattım.Ik gaf je je persoonlijkheid.
Ben sana kişiliğini verdim. Ben seni saf yarattım.Kami unik dengan cara anda
Ben sana kişiliğini verdim.Je t'ai donné ta personnalité.
Ben size, bize bir sıfır vektörü verecek olan bir grup c'ler verdim. -Daję Wam kombinację stałych, która da nam wektor zerowy.
Ben verdim.-Всичко свърши.-Всичко свърши.
Ben zaten size, konuların ne olacağına ait bir özet bilgi verdim.제가 이미 우리가 앞으로 무엇을 배울 것인지에 대한 전체적인 설명을
Ben zaten size, konuların ne olacağına ait bir özet bilgi verdim.כבר העברתי לכם סקירה של הנושאים שעליהם
Bilmelerini istiyorum ki ben sadece Her şeyimi verdim,yapabileceğimin en iyisini yaptımTan sólo quiero decirles que lo di todo, que lo hice lo mejor que pude
Bilmelerini istiyorum ki ben sadece Her şeyimi verdim,yapabileceğimin en iyisini yaptımΘέλω μόνο να ξέρουν ότι έδωσα όλο μου το είναι, έκανα ό,τι καλύτερο μπορούσα
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Chvíli jsem ji obdivoval a pak bylo načase ji propustit, takže jsem ji dal dolů.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Chvíľku som ešte nad ňou žasol a potom som sa rozhodol, že už je čas ju pustiť, a tak som ju položil späť.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Csak ámultam egy pillanatig, és úgy döntöttem, hogy itt az idő elengedni, tehát így letettem.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Deci m-am minunat pentru un moment, apoi am decis că e timpul s-o eliberez, aşa că am pus-o jos.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Dus ik bewonderde hem een tijdje, en besloot toen dat het tijd was om hem te laten gaan.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Hetken ihasteltuani päätin vapauttaa sen takaisin alas.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.정말 경이로웠지만, 곧 놓아주기로 했습니다 제가 녀석을 내려놓자마자,
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Me maravillé por un momento y luego decidí que era hora de dejarlo en libertad así que lo dejé.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Per un momento mi sono meravigliato, poi ho deciso che era ora di rilasciarlo, quindi l'ho messo giù.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Pozachwycałem się nią przez chwilę i stwierdziłem, że czas ją wypuścić, więc położyłem ją na ziemi.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Thế là tôi sững lại trong một lúc, trước khi quyết định giải phóng chú, thế là tôi bỏ chú xuống.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Дивих се за миг, а после реших, че е време да го пусна, затова го оставих.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Я немного полюбовался им и решил отпустить обратно в воду.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.אז התפעלתי לרגע, ואז החלטתי שזה זמן לשחרר אותו, ושמתי אותו למטה
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.ذهلت للحظة ولكن قررت أنه حان الوقت لإطلاق سراحه لذا وضعته تحت
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.彼をそっと手から降ろすと 手から逃れたタコは 離れ業を見せたのです
Biraz araştırma yapmaya ve Airstream'ın tarihinde neyin yanlış gittiğini çözmeye karar verdim.Am decis că trebuie să fac puţină cercetare şi să-mi dau seama ce-a mers prost undeva în istoria Airstream.
Biraz araştırma yapmaya ve Airstream'ın tarihinde neyin yanlış gittiğini çözmeye karar verdim.Postanowiłem zbadać sprawę i sprawdzić, kiedy w historii firmy Airstream coś poszło nie tak.
Biraz araştırma yapmaya ve Airstream'ın tarihinde neyin yanlış gittiğini çözmeye karar verdim.Я решил для начала разобраться в ситуации и понять, что пошло не так в истории становления Эйрстрим.
Biraz esnekliğimi arttırmak istiyorum onun için yoga dersi almaya karar verdim.Estoy de humor para mejorar un poco mi flexibilidad así que decido tomar clases de Yoga
Biraz esnekliğimi arttırmak istiyorum onun için yoga dersi almaya karar verdim.저의 유연성을 개선 시키고 싶은 생각이 있어요 아조 조금 말이죠. 그래서 요가 수업을 듣기로 결심했고
Biraz esnekliğimi arttırmak istiyorum onun için yoga dersi almaya karar verdim.Mám náladu trochu vylepšit svou fyzičku a tak jsem se rozhodl chodit na kurzy jógy.
Biraz esnekliğimi arttırmak istiyorum onun için yoga dersi almaya karar verdim.Som v nálade ukázať vám moju pružnosť takže som sa rozhodol urobiť kurzy jógy.
Biraz esnekliğimi arttırmak istiyorum onun için yoga dersi almaya karar verdim.Vi har lyst til at blive lidt mere smidige, så vi har besluttet at tage nogle yoga-timer.
Biraz tereddüt ettim; sonrasında da iPhone yerine gittim Nokia verdim."Da" (Râsete)
Biraz tereddüt ettim; sonrasında da iPhone yerine gittim Nokia verdim.Ero un po' scettico, ma poi, ho deciso di provare con un Nokia.
Biraz tereddüt ettim; sonrasında da iPhone yerine gittim Nokia verdim. (Gülüşmeler)Toch maar niet, maar mijn Nokia mocht hij hebben.
Biraz tereddüt ettim; sonrasında da iPhone yerine gittim Nokia verdim.Ich war eher skeptisch, also gab ich ihm stattdessen lieber ein Nokia.
Biraz tereddüt ettim; sonrasında da iPhone yerine gittim Nokia verdim.J'étais un peu sceptique, mais ensuite, j'ai décidé de lui donner un Nokia à la place.
Biraz tereddüt ettim; sonrasında da iPhone yerine gittim Nokia verdim.그런데 좀 의심스러워서 대신에 노키아 휴대폰을 맡겼습니다.
Biraz tereddüt ettim; sonrasında da iPhone yerine gittim Nokia verdim.Yo estaba un poco escéptico, pero luego decidí darle un Nokia en su lugar.
Biraz tereddüt ettim; sonrasında da iPhone yerine gittim Nokia verdim.Ήμουν λίγο δύσπιστος, αλλά μετά αποφάσισα αντί γι' αυτό να του δώσω ένα Nokia.
Biraz tereddüt ettim; sonrasında da iPhone yerine gittim Nokia verdim.Бях скептично настроен, но реших да му дам "Нокия"-та.
Biraz tereddüt ettim; sonrasında da iPhone yerine gittim Nokia verdim.Я немного засомневался, но потом я решил вместо этого дать ему Nokia.
Biraz tereddüt ettim; sonrasında da iPhone yerine gittim Nokia verdim.והוא היה כאילו, "כן, אתה רוצה שידרוג?" "כן".
Biraz tereddüt ettim; sonrasında da iPhone yerine gittim Nokia verdim.كنت مرتاب قليلاً، لكن قررت، عندها
Biraz tereddüt ettim; sonrasında da iPhone yerine gittim Nokia verdim.代わりにノキアを預けることにしました (笑い)
Bir çocuğa vurdu, çocuğu böyle yakaladı ve ben olmasına izin verdim. işte bu olan biten.A lovit un copil, înhaţă copilul aşa şi eu îl las. Şi despre asta e vorba.
Bir çocuğa vurdu, çocuğu böyle yakaladı ve ben olmasına izin verdim. işte bu olan biten.Egy gyereket rugdosott, megrázta a gyereket valahogy így és én hagytam. És erről szól ez az egész.
Bir çocuğa vurdu, çocuğu böyle yakaladı ve ben olmasına izin verdim. işte bu olan biten.Ele violentou uma criança, agarrou a criança desta maneira e eu deixo passar. E tem tudo a ver com isto.
Bir çocuğa vurdu, çocuğu böyle yakaladı ve ben olmasına izin verdim. işte bu olan biten.Er hat ein Kind getreten, es so gegriffen und ich hab es ihm durchgehen lassen. Und darum geht es.
Bir çocuğa vurdu, çocuğu böyle yakaladı ve ben olmasına izin verdim. işte bu olan biten.Ha picchiato un bambino, afferrandolo così e io ho lasciato correre. Ed è proprio questa la questione.
Bir çocuğa vurdu, çocuğu böyle yakaladı ve ben olmasına izin verdim. işte bu olan biten.Hij trapte een kind, pakte hem zo vast en ik liet hem gaan. En dit is waar het allemaal om draait.
Bir çocuğa vurdu, çocuğu böyle yakaladı ve ben olmasına izin verdim. işte bu olan biten.Il frappe un enfant, l'attrape comme ça et je laisse faire. C'est de ça qu'il s'agit.
Bir çocuğa vurdu, çocuğu böyle yakaladı ve ben olmasına izin verdim. işte bu olan biten.그는 애를 발로 차고, 이렇게 손을 쥐었는데 전 모른 척 했지요. 이게 제가 말하려고 하는 것입니다.
Bir çocuğa vurdu, çocuğu böyle yakaladı ve ben olmasına izin verdim. işte bu olan biten.Κλώτσησε ένα παιδί, άρπαξε ένα παιδί έτσι και εγώ το προσπέρασα. Και αυτό είναι το θέμα.
Bir çocuğa vurdu, çocuğu böyle yakaladı ve ben olmasına izin verdim. işte bu olan biten.Той рита дете, сграбчва детето така, а аз го оставям да му се размине. За това ставаше дума.
Bir çocuğa vurdu, çocuğu böyle yakaladı ve ben olmasına izin verdim. işte bu olan biten.הוא בעט בילד, תפס את הילד בצורה כזאת ואני הנחתי לזה. וזה כל הסיפור.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod