Onun görüşünü destekleyememizin nedeni aşağıda verilecektir.The reason why we cannot support his view will be given below.
Niçin? Çünkü Terry Tate her zaman acilen cevap verdi, nedeni odur.Why? Because Terry Tate always replied promptly, that's why.
Öyle bir kişiye ödünç para vermemeliydin.You should not have lent the money to such a person.
Öyle bir insana ödünç para vermemeliydin.You should not have lent the money to such a person.
Neden ABD hükümeti insanların silah sahibi olmalarına izin veriyor?Why does the US government let people have guns?
Neden ABD hükümeti insanların silah almalarına izin verdi?Why does the US government let people have guns?
Verilen bir söz ödenmemiş bir borçtur.A promise made is a debt unpaid.
Lütfen bana bıçağını ödünç ver.Please lend me your knife.
Bana bıçağınızı ödünç verir misiniz?Will you lend me your knife?
Bıçağını bana ödünç verir misin?Would you lend me your knife?
Nasıl cevap vereceğimi bilmediğim için, sessiz kaldım.Not knowing what answer to make, I kept silent.
Herhangi bir çocuk ona cevap verebilir.Any child can answer that.
Bu utanç verici bir sır.There is a skeleton in every closet.
Herhangi bir veri girişi takdir edilecektir!Any input would be appreciated!
Her durumda gelmek için kararımızı verdik.We made up our mind to come in any case.
Tom, haber verilmeden görevden alındı .Tom was dismissed without notice.
Tom'a onun tarafından önemli bir görev verildi.He gave Tom an important position.
Tom'a ders sırasında konuştuğu için gözaltı cezası verildi.Tom was given detention for talking during class.
Tom parayı bana ödünç vermeyi önerdi.Tom offered to lend me the money.
Tom bana bir dolma kalem verdi.Tom gave me a pen.
Tom bu gece eve erken gelmek için bir söz verdi.Tom made a promise to come home early tonight.
Tom sırrı arkadaşlarına tesadüfen verdi.Tom happened to let out the secret to his friends.
Tom'a bir doğum günü partisi veriyoruz.We are giving Tom a birthday party.
Paramı Tom'a verebileceğim gibi denize de fırlatabilirim.I might as well throw my money into the sea as lend it to Tom.
Bana pasaportunu ver, Tom. Onu kasamda saklayacağım.Give me your passport, Tom. I'll keep it in my safe.
Thomas'a babasının adı verildi.Thomas was named after his father.
Hangi işe başvuracağıma karar vermedim.I haven't decided which job to apply for.
Tony, bize bir parça yararlı tavsiye verdi.Tony gave us a piece of helpful advice.
Çok heyecan verici! Tekrar gitmek istiyorum.It was very exciting! I'd like to go again.
Öylesine güzel bir gündü ki biz piknik yapmaya karar verdik.It was such a fine day that we decided to have a picnic.
Öyle güzel bir gündü ki piknik yapmaya karar verdik.It was such a nice day that we decided to have a picnic.
Öylesine soğuk bir gündü ki dışarı çıkmamaya karar verdik.It was such a cold day that we decided not to go out.
O heyecan verici bir oyun.It was an exciting game.
Ben hangi yolu seçeceğime karar veremedim.I could not decide which way to choose.
Hangi otoyola karar verirsen ver, arabalarla ve kamyonlarla dolu olacaktır.Whichever highway you decide on, it will be crowded with cars and trucks.
Bu arada, sana ödünç verdiğim paraya ne oldu?By the way, what happened to the money I lent you?
Bilgiler her havaalanında İngilizce olarak verilir.Information is given in English at every airport.
Nerede dinleneceğimize karar vermedik.We haven't decided where to take a rest.
Nereden iyi bir vergi avukatı bulabilirim?Where can I get hold of a good tax lawyer?
Nerede iyi bir vergi avukatı tutabilirim?Where can I get hold of a good tax lawyer?
Oralarda bir yerde bir çay molası verelim.Let's have a tea break somewhere around there.
Ara sıra senden haber almama izin ver, verecek misin?Let me hear from you now and again, will you?
Bazen bir başkasının duygularına zarar vermemek için yalan söyleriz.Sometimes we lie to keep from hurting someone else's feelings.
Turnuvadaki zaferini kutlamama izin ver.Let me congratulate you on your victory in the tournament.
Bana beş jeton ver,lütfen.Give me five tokens, please.
Lütfen nasıl çözeceğini bilmeme izin ver.Please let me know how you are going to solve.
Bana tarifi verebilir misiniz?Can you give me the recipe?
Lütfen bize bazı örnekler ver.Please give us some examples.
Lütfen ona yol verin.Please make way for him.
Bana fikrinizi verin lütfen.Give me your opinion, please.
Neden Japonya, kirliliğin bu kadar kötüye gitmesine izin verdi?Why has Japan let pollution get so bad?
Henüz karar veremiyorum.I just can't make up my mind.
Bill'e bir mühendis olmasını karar verdiren nedir?What made Bill decide to be an engineer?
Lütfen girmeme izin ver.Please let me in.
Lütfen resmini çekmeme izin ver.Please let me take your picture.
Lütfen bana bir parça ekmek ver.Please give me a piece of bread.
Lütfen bana bir şans daha verin.Please give me another chance.
Bana kitabı ödünç verir misiniz?Could you lend me the book?
Lütfen son olarak kararını ver.Please make up your mind once and for all.
Kapıyı aç ve içeri girmem izin ver, lütfen.Open the door and let me in, please.