vekalet ile cümle
vekalet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Çin imparatorları, Cennetin Vekaleti'ni talep edip Çin dini pratiklerine katılırlardı.The emperors of China claimed the Mandate of Heaven and participated in Chinese religious practices.
Onun destur verdiği, vekâlet verdiği halifeleri vardır.He is empowered even to acquire land over which right is claimed.
Vesayetle, vekâletle siyaset üretemeyiz artık.”"Խաչքարերի խորհրդանշաններին և միթրայականությանը վերաբերող պատկերագրական հարցեր ".
Rahatsızlanan Gyula Gömbös'ün yerine vekâlet etti.He substituted the ailing Gyula Gömbös.
2002-2007 yılları arasında İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü görevini vekaleten yürüttü.In 2010 2-11 Field Artillery assumed command of the region.
Bu topluluk, Herzl’e Siyonizm’in liderliği vekaletini verdi.They granted Herzl the mandate of leadership for Zionism.
Aynı yıl bir süre hariciye vekilliğine vekâlet etti.He resigned his position that year in favour of the private sector.
Resul Efendi ise tekrar vekaleten kaymakamlığı atanmıştır.The policeman arrives again to sort out the mess.
Yalnız, gitmeden önce bir vekaletname bıraktı.But before she went, she left you a power of attorney.
Veya onların vekaletini kim üzerine alacaktır?Or who will be their representative?
Ardından, görevdeki bir cumhurbaşkanına kimin vekalet edeceği meselesi var.Then there is the issue of who would replace a sitting president.
Bu arada, Spiriç yeni kabine atanana kadar başbakanlığa vekalet ediyor.In the meantime, Spiric remains acting prime minister until a new cabinet is appointed.
Vekaleten başbakanActing prime minister
Bir avukata vekalet vermeyi düşünüyorum.Ich gedenke, mich von einem Rechtsanwalt vertreten zu lassen.
Bu ya bireysel ticarette ya da müşterilerin vekâletinde ortaya çıkar.Dies geschieht entweder im Eigenhandel oder im Auftrag ihrer Kunden.
Meşihatnâme ile vekaletnâme mühürlenmeden bir de Hüsam Efendi geldi.Ich aber verehre den Barmherzigen, meinen Herrn, damit der Vergebende meine Verfehlungen verzeihe.
Resul Efendi ise tekrar vekaleten kaymakamlığı atanmıştır.Darüber erscheint der Fürst noch einmal kniend mit vereinten Händen.
Aynı yıl bir süre hariciye vekilliğine vekâlet etti.Im selben Jahr setzte er sich zur Ruhe.
1949'da doğrudan vekalet yoluyla, Adenauer birinci Alman Federal Meclisi'nin üyesi oldu.1949 war Dietl zudem Mitglied der 1. Bundesversammlung.
Lozan Anlaşması’nın imzalanmasından sonra Maarif Vekaleti'nden ayrıldı.Da Lees Vertrag inzwischen abgelaufen ist, weigert er sich.
Vekâletinizi görmek istiyorum.J'aimerais voir votre mandat.
Aynı yıl bir süre hariciye vekilliğine vekâlet etti.Ce qui lui causa à nouveau un repos forcé d'une année supplémentaire.
Kağan, kuta Türk halkı yerine vekalet eder.Pour notre part, nous choisissons le camp du peuple irakien.
2009 yılında ise Gazimağusa Devlet Hastahanesi Başhekimlik görevine vekâleten atandı.Acrimed lui reproche en 2009 d'être à la solde du pouvoir gouvernemental.
İktisat encümeni rapotörlüğü yaptı, 1920'de bir ara iktisat vekilliğine vekâlet etti.Il se lance très tôt dans le syndicalisme, ce qui lui vaut une révocation en 1910.
Meşihatnâme ile vekaletnâme mühürlenmeden bir de Hüsam Efendi geldi.Pero ¡oh mi señor! mi presunción era demasiado notoria para que se quedase sin castigo.
Maarif Vekaleti Yüksek Tedrisat Umum Müdürlüğü.Tesorero Funcionario ejecutivo de alto nivel.
12 yılında, beş yıl vekaleten quaestor olarak görev yapmasının ardından Konsül olarak atanmıştır.Con apenas quince años tuvo la responsabilidad de proclamar a un candidato a diputado.
Ayrıca 1911 yılında bir müddet Sivrihisar Kaymakamlığı görevini de vekaleten yürüttü.También en 1911 la empresa debió superar un principio de incendio en la imprenta.
Yahudi Vekaleti (Jewish Agency), bölgede Yahudi nüfusunun artırılması için teşebbüste bulunmaktadır.Necesario para aumentar la población judía en la ciudad.
Toplantıdan, Maarif Vekâletinin mevlevihaneyi yenilemesi çalışmalarına başlaması kararı çıktı.Tras la cumbre, el Consejo confirmó que tiene la intención de trabajar por la suspensión del embargo.
"Orta Doğu'da vekalet savaşları ve çıkar ittifakları".«La Cuenca de Libres-Oriental y las disputas por el agua».
Bu ara Van Efkaf Müdürlüğüne vekâlet etti.In quella situazione ha fatto un accordo con il gestore degli impianti, il sig.
Ehud Olmert başbakanlığa vekâleten atandı.Ehud Olmert è premier ad interim.
Bu ara Van Efkaf Müdürlüğüne vekâlet etti.И послал туда Хрулева уполномоченным.
Nevşehir valiliği sırasında belediye başkanlığına da vekalet etmiştir.Лорд-мэр прислал вместо себя шерифа.
1923'te Maarif Vekaleti Telif ve Tercüme Heyeti Başkanlığı'na atandı, Ankara'ya gitti.عام 1923 تم تعيينه بلجنة التأليف والترجمة التابعة لوزارة التربية والتعليم ، وذهب إلى أنقرة.
Onun destur verdiği, vekâlet verdiği halifeleri vardır.ينُوبُ عنه النعت الذي اِتَّصف به.
Ayrıca 25 Mayıs 2014'ten beri vekaleten cumhurbaşkanıdır.انتخب رئيسا للبلاد في 25 مايو 2014.
Bayındırlık Bakanlığı (o zamanki adı Nafıa Vekaleti) denetimindeki iş 7 yıl devam etmiştir.طلب الوحدة السكنية في وزارة الإسكان يعود إلى ما قبل سبع سنوات من وفاته.
Sözcüğün kökeni, "bir bölgeyi vekaleten yöneten kişi" anlamına gelen naib terimine dayanmaktadır.التشويق هو ما يعطي الشخص بالشعور "على الحافة".
Resul Efendi ise tekrar vekaleten kaymakamlığı atanmıştır.إذ كلف رسام مرة أخرى بالذهاب إلى مصوع.
Aynı yıl bir süre hariciye vekilliğine vekâlet etti.No final do mesmo ano, melhorou suas atuações.
Bu ya bireysel ticarette ya da müşterilerin vekâletinde ortaya çıkar.Dependerá da crença individual ou do conjunto da loja.
Cumhuriyet'in ilanından sonra Taşkışla Maarif Vekaleti'ne devredilmiştir.Eleito, a Proclamação da República privou-o da cadeira.
Toplantıdan, Maarif Vekâletinin mevlevihaneyi yenilemesi çalışmalarına başlaması kararı çıktı.Sua intenção era acelerar a assinatura de uma renegociação do contrato de exploração.
Aynı yıl bir süre hariciye vekilliğine vekâlet etti.Het jaar daarop sprak hij eeuwige geloften uit.
Müftülükten azlinden sonra bir süre Kayseri Sultaniyesi'nde vekaleten Farsça Öğretmenliği yaptı.Hij woonde als leerling violist enige tijd aan de Blasiusstraat.
Pál Teleki'nin ölümünden sonra 3 Nisan 1941'de vekâleten başbakan oldu.Na de dood van Pál Teleki op 3 april 1941 werd hij waarnemend premier van Hongarije op die dag.
24 Şubat 2008 tarihine kadar bu görevini vekâleten sürdürdü.Do 24 lutego 2008 pełniący obowiązki.
Onun destur verdiği, vekâlet verdiği halifeleri vardır.Jego potomek zawisł na tym, co on zasadził.
Bu süreç boyunca bet din görevlileri vekaleten bu görevi yürüttü.Takie decyzje były podejmowane przez dowódców konwoju podczas drogi.
O sırada babasına vekaleten Hollanda'ya hükmetmekteydi.Hans mor styrde hans hertigdöme under tiden.
Bu ara Van Efkaf Müdürlüğüne vekâlet etti.Man tillskriver den Mörarpsmästaren.
Görevi vekâleten kendisi yürüttü.Uppdraget ska utföras i eget namn.
Bu ya bireysel ticarette ya da müşterilerin vekâletinde ortaya çıkar.Denna form av handel kan ske antingen på kunders uppdrag eller för egen räkning.
Toplantıdan, Maarif Vekâletinin mevlevihaneyi yenilemesi çalışmalarına başlaması kararı çıktı.Після цього інциденту Сюркуф вирішив змінити рід занять.
Onun destur verdiği, vekâlet verdiği halifeleri vardır.Dochovaly se z něj valy, kterými byl opevněn.
Bu ya bireysel ticarette ya da müşterilerin vekâletinde ortaya çıkar.Výsledkem jsou pak silná obchodní i osobní pouta se zákazníky.
Bu ara Van Efkaf Müdürlüğüne vekâlet etti.Věc je předložena panujícímu hraběti.