Ana içeriğe geç
Sözlük

vejetaryen ile cümle

vejetaryen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Bölümün konuk oyuncusu bir vejetaryen ve hayvan hakları savunucusu olan müzisyen Paul McCartney oldu.这集的明星嘉宾,音乐家保罗·麦卡特尼是一位忠实的素食主义者和动物权利保护者。
Pamela Anderson bir vejetaryendir ve hayvan hakları koruyucusudur.莫內特是素食者,並且支持保護動物。
Bir vejetaryen olan Pearce, 1997'den beri psikolog Kate Mestitz ile evlidir.1997年3月,他与心理学家Kate Mestitz结婚。
Bir vejetaryen ve Özgür Tibet hareketinin bir destekleyicisidir.埃文斯是自由西藏运动的支持者。
O dönemde yeni vejetaryen olan yönetici yapımcı David Mirkin, fikri hemen kabul etti.而监制人大卫·伯金正好刚刚成为一名素食主义者,立刻采纳了这个主意。
Kitapta Hazel vejetaryendir fakat filmde buna değinilmemiştir.소설에서는 헤이즐이 채식주의자이지만, 영화에서는 반영되어 있지 않다.
Vejetaryenlik Etsiz Pazartesi hareketinin resmi sayfası.순정만화 토요일 공식 홈페이지
Vejetaryenliği ve hayvan haklarını destekledi.צמחונית ותומכת זכויות בעלי החיים.
Vejetaryenler için mükemmel bir protein kaynağıdır.הוא מהווה מקור חנקן מצוין עבור צמחים.
Kendisi vejetaryendir.הוא צמחוני.
Pamela Anderson bir vejetaryendir ve hayvan hakları koruyucusudur.סנדרה היא צמחונית ולוחמת למען זכויות בעלי חיים.
Kohen bir söyleşide vejetaryen olmadığını, ama olmaya çalıştığını açıklamıştır.זה היה דיבור בלי דיבור, אבל זה היה.
Vejetaryen ve vegan yemekler."איש ודגניה לו".
Bir vejetaryen ve Özgür Tibet hareketinin bir destekleyicisidir.Поддържа Международното движение за свободен Тибет.
O bir vejetaryen.Той е вегетарианец.
Fakat o Dünya'ya gelince vejetaryen olmuştur.Докато е в затвора, той става вегетарианец.
O bir vejetaryen.Bio je vegetarijanac.
Nerman sıkı bir vejetaryendi ve içki karşıtıydı.Bio je vegetarijanac i protivnik alkohola.
Shahid vejetaryendir.Pontius je vegeterijanac.
Bir vejetaryen'dır ve turşu, burrito, tofu, yemeği sever.V obľube má jablká a banány, paradajku.
Durov kendisini liberal ve vejetaryen olarak tanımlamaktadır.Samo sebe je opisala kot libertarko in feministko.
Önceleri vejetaryen iken sonraları yalnızca meyve ile beslenmeye başladı.Z gojenjem začnemo šele, ko so sadike dobro prijele.
Ayrıca bir vejetaryendir.Je tudi vegetarijanka.
Ovo Vejetaryenlik: Her türlü et ve et ürünüyle birlikte süt ve süt ürünlerini tüketmeyi de redderler.Todėl tokie žmonės ir šiandien turi kasdien valgyti mėsą ir vengti grūdų bei pieno.
8 yaşında vejetaryen oldu ve şimdi bir vegandır.Būdama aštuonerių tapo vegetare.
O bir vejetaryen.Ta on taimetoitlane.
Ovo Vejetaryenlik: Her türlü et ve et ürünüyle birlikte süt ve süt ürünlerini tüketmeyi de redderler.Judaism keelab näiteks liha ja piima koos valmistada.
Bahçelere yöneldik, organik gıdayla ilgilenmeye başladık, ya vejetaryen olduk ya da onları tanımaya başladık.Am facut gradini, am inceput sa fim interesati de mancarea organica, stiam sau eram vegetarieni.
Bahçelere yöneldik, organik gıdayla ilgilenmeye başladık, ya vejetaryen olduk ya da onları tanımaya başladık.Chúng ta nhắm vào vườn tược, bắt đầu hứng thú với thực phẩm hữu cơ, chúng ta biết hay trở thành người ăn chay.
Bahçelere yöneldik, organik gıdayla ilgilenmeye başladık, ya vejetaryen olduk ya da onları tanımaya başladık.Cuidábamos jardines, nos interesábamos por la comida orgánica, conocíamos a vegetarianos o lo éramos.
Bahçelere yöneldik, organik gıdayla ilgilenmeye başladık, ya vejetaryen olduk ya da onları tanımaya başladık.Hoidimme puutarhoja, kiinnostuimme luomuruoasta, tunsimme tai olimme kasvissyöjiä.
Bahçelere yöneldik, organik gıdayla ilgilenmeye başladık, ya vejetaryen olduk ya da onları tanımaya başladık.우리는 정원을 돌보고, 유기농 음식에 관심을 가지기 시작했습니다. 채식주의자를 알거나 채식주의자가 되었습니다.
Bahçelere yöneldik, organik gıdayla ilgilenmeye başladık, ya vejetaryen olduk ya da onları tanımaya başladık.Pielęgnowaliśmy ogródki, interesowaliśmy się organicznym jedzeniem, byliśmy wegetarianami albo ich znaliśmy.
Bahçelere yöneldik, organik gıdayla ilgilenmeye başladık, ya vejetaryen olduk ya da onları tanımaya başladık.Starali sme sa o záhrady, začali sme sa zaujímať o organické jedlo, poznali sme alebo sme boli vegetariáni.
Bahçelere yöneldik, organik gıdayla ilgilenmeye başladık, ya vejetaryen olduk ya da onları tanımaya başladık.We hadden tuinen, raakten geïnteresseerd in biologische levensmiddelen, we kenden of we waren vegetariërs.
Bahçelere yöneldik, organik gıdayla ilgilenmeye başladık, ya vejetaryen olduk ya da onları tanımaya başladık.Φροντίζαμε κήπους, αποκτήσαμε ενδιαφέρον για τα βιολογικά τρόφιμα, γνωρίζαμε χορτοφάγους ή ήμασταν οι ίδιοι.
Bahçelere yöneldik, organik gıdayla ilgilenmeye başladık, ya vejetaryen olduk ya da onları tanımaya başladık.Мы заводили огороды, стали интересоваться биопродуктами, были знакомы с вегетарианцами, или сами ими были.
Bahçelere yöneldik, organik gıdayla ilgilenmeye başladık, ya vejetaryen olduk ya da onları tanımaya başladık.Ние се грижихме за градини, интересувахме се от органична храна, знаехме или бяхме вегетарианци.
Bahçelere yöneldik, organik gıdayla ilgilenmeye başladık, ya vejetaryen olduk ya da onları tanımaya başladık.עיבדנו גנים, התחלנו להתעניין במזון אורגני, הכרנו צמחוניים או היינו כאלה.
Bahçelere yöneldik, organik gıdayla ilgilenmeye başladık, ya vejetaryen olduk ya da onları tanımaya başladık.لقد مِلنا للحدائق، وأصبحنا مهتمين بالغذاء العضوي، لقد عرفنا أننا كنا نباتيون.
Bahçelere yöneldik, organik gıdayla ilgilenmeye başladık, ya vejetaryen olduk ya da onları tanımaya başladık.ベジタリアンを知っていたかあるいは自分がベジタリアンになった そして皆はヒッピーだったとは限らない
Bahçelere yöneldik, organik gıdayla ilgilenmeye başladık, ya vejetaryen olduk ya da onları tanımaya başladık.於是自己整個花園,對有機食品有興趣 我哋認識或者成為素食人士
Belki karakterler bir anne ve oğludur, vejetaryen olmalıdırlar ama annesi, oğlunu hamburger yerken görmüştür.어쩌면 10대 소년과 그의 엄마일 수도 있죠. 모자가 채식주의자였는데, 엄마는 아들이 햄버거를 먹는걸 본거죠.
Belki karakterler bir anne ve oğludur, vejetaryen olmalıdırlar ama annesi, oğlunu hamburger yerken görmüştür.Может быть, подросток и его мать? Они вегетарианцы, но мать застала сына, наслаждающегося гамбургером.
Belki karakterler bir anne ve oğludur, vejetaryen olmalıdırlar ama annesi, oğlunu hamburger yerken görmüştür.אולי הדמויות הם בן עשרה ואימו, והם אמורים להיות צמחונים, אבל האם ראתה אותו אוכל המבורגר.
Belki karakterler bir anne ve oğludur, vejetaryen olmalıdırlar ama annesi, oğlunu hamburger yerken görmüştür.ربما تكون الشخصيات مراهقا ووالدته، ومن المفترض أن يكونا نباتيين، لكن الأم رأته يأكل برغر.
Belki karakterler bir anne ve oğludur, vejetaryen olmalıdırlar ama annesi, oğlunu hamburger yerken görmüştür.ベジタリアンなのにバーガーを食べていた子どもを 母親が見とがめたのかもしれません それでは 人物が 決まったとしましょう
Ben bir vejetaryen değilim - bu Nixon' un eski bir sözü, değil mi?En ole kasvinssyöjä -- kuten Nixon sanoisi.
Ben bir vejetaryen değilim - bu Nixon' un eski bir sözü, değil mi?Ik ben geen vegetariër - dat is wat Nixon,zei, toch?
Ben bir vejetaryen değilim - bu Nixon' un eski bir sözü, değil mi?Je ne suis pas végétarien -- c'est ce que disait Nixon, n'est-ce pas?
Ben bir vejetaryen değilim - bu Nixon' un eski bir sözü, değil mi?저는 채식주의자가 아닙니다 -- 이는 닉슨 대통령의 오래된 대사이기도 하지요?
Ben bir vejetaryen değilim - bu Nixon' un eski bir sözü, değil mi?Nejsem vegetarián -- to je ta stará Nixonova hláška, že jo?
Ben bir vejetaryen değilim - bu Nixon' un eski bir sözü, değil mi?Nem vagyok vegetáriánus -- ez a régi Nixon idézet, nemde?
Ben bir vejetaryen değilim - bu Nixon' un eski bir sözü, değil mi?"Nie jestem wegetarianinem" - to jest stary tekst Nixona, prawda?
Ben bir vejetaryen değilim - bu Nixon' un eski bir sözü, değil mi?Nie som vegetarián - to je stará Nixonova veta, pravda?
Ben bir vejetaryen değilim - bu Nixon' un eski bir sözü, değil mi?No soy vegetariano -- esta es la vieja frase de Nixon, ¿no?
Ben bir vejetaryen değilim - bu Nixon' un eski bir sözü, değil mi?Nu sunt vegetarian - vorba lui Nixon, nu-i asa?
Ben bir vejetaryen değilim - bu Nixon' un eski bir sözü, değil mi?Parafrasando Nixon, non sono un vegetariano.
Ben bir vejetaryen değilim - bu Nixon' un eski bir sözü, değil mi?Tôi không ăn chay - đó là lối sống kiểu Nixon ngày xưa, đúng không?
Ben bir vejetaryen değilim - bu Nixon' un eski bir sözü, değil mi?Δεν είμαι χορτοφάγος - αυτή είναι η παλιά ατάκα του Νίξον, σωστά;
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod