Bu vazifede iken felç geçirerek 19 Eylül 1928 tarihinde vefat etti.Egy ilyen kúra alkalmával hunyt el 1928. augusztus 9-én.
Doria ailesi kilise inşa vazifesi verdi.Az Inkey család is segítette a templomépítést.
"Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım".Kijön a könny a szememből..."
Askerlik hizmetinin vatani bir vazife olduğu ilan edilerek zorunlu askerlik başlatıldı.Lakossága a letelepedés fejében katonai szolgálatra volt kötelezett.
Doria ailesi kilise inşa vazifesi verdi.Morsiamen perhe oli pakottanut Creamin kirkkoon aseella uhaten.
Bu vazife ile huzurunuza geldim.” dedi.Έχεις έρθει για τον δροσίσεις με την παρουσία σου...".
Birinci vazifen ...Πρώτο Θέμα.
Yumuş, iş, görev, vazife.Θέματα εργασίας, επάγγελμα, δουλειά, κόπος, ασχολία.
"Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım".«Κρατώ τα δάχτυλά μου σταυρωμένα.
Vazifem nedir?Hvad er ansvar?
Vazifesi kurbanlar sayesinde tanrıların yaşamasını temin etmekti.Det sikrede man sig ved at ofre til guderne.
İslam’a göre peygamberlere vahiy getirmek, Allah'ın emir ve yasaklarını bildirmekle vazîfeli melektir.Johansen så på seg selv som et sendebud fra Herren, og mente at synene han fikk var fra Gud.
Ancak Gorbaçov 25 Aralık 1991'de Devlet Başkanlığı vazifesinden istifa etti.25. desember 1991 annonserte Gorbatsjov sin avskjed fra stillingen som Sovjetunionens president.
"Bu senin vazifen, sahneye taşıyacaksın." dediler.Jeg skal legge til bokstaven R til ære for deg».
Düz olan üst kavkı (kabuk) kapak vazifesi görmektedir.Se slekten Leganger (slekt).
İnsanlar ancak aralarında "vazife taksimi" yaptıkları zaman bir cemiyet oluştururlar.Dengan kesamaan-kesamaan tersebut, manusia kemudian berinteraksi sesama mereka berdasarkan kemaslahatan.
Bunun üzerine ölünceye kadar aynı vazifede kalmak şartıyla Üsküp Kadılığına tayin edildi.Ia dihukum dengan pengucilan (tahanan rumah) sampai meninggalnya.
Bu vazife ile huzurunuza geldim.” dedi.Pergilah dan buanglah dosa-dosa tersebut”.
Bu canavarın öldürülmesi Herkül'ün on iki görevi arasında 2. sırada yer alan vazifedir.Mengusir burung tersebut adalah salah satu dari Dua belas tugas Herakles.
Bu vazifesine 1890'lara kadar devam etti.Posisi ini dipertahankan sampai tahun 1880.
Hastalığı sebebiyle 1875’te bu vazifeden ayrıldı.1875, wafatnya Tumenggung Surapati karena sakit.
Ancak ebe, Yağan'da sağlık ocağında vazife görmektedir.Ia hanya melihat luasnya hamparan yang tak terbatas di hadapannya.
Yumuş, iş, görev, vazife.Bổn phận, Danh dự, Đất nước.
Aynı görev ile cehennemde vazifeli melek ise Mâlik'tir.自身の火焔地獄で天使たちを丸焼きにせんと息巻く。
Bu planlar onaylanmış ve Markham, 29 yaşında tüm işlemden vazife başına tayin edilmiştir.この計画が承認され、当時29歳だったマーカムは計画遂行の責任者となった。
Bunun üzerine Nevşehir ve Ürgüp'te aynı çalışmaları yapmak üzere babam vazifelendirildi.さらに、族父の孫堅の征伐に従って功績を上げ、郎中に任命された。
Hamele-i Arş: Allah'ın Arş'ı taşımakla vazifelendirdiği sekiz müvekkel melek.また天神地祇八百万神を配祀神としている。
Yumuş, iş, görev, vazife.労働、職務と雑役。
"Bu senin vazifen, sahneye taşıyacaksın." dediler.」と言い、ステージに押し出した。
Dîvân-ı Hümâyûn çavuşları ve tezkireciler de Dîvân’da vazîfeliydiler.それから(元田螺)夫婦と老夫婦は末永く幸せに暮らしたという。
Bu duruma itiraz etmek sadece bizim değil, bütün yayıncıların, gazetecilerin, yazarların üstüne vazifedir.この賞は作家だけでなく編集者なども対象になる。
Sonra hazine-i amire'de vazife aldı.当時は何かと榊の世話を焼いていた。
Yalnızca bu koruma vazifesini yerine getirmeli, başka bir iş yapmamalıdır.これらの職能区分は厳格に守られており、他の職掌を兼務することはない。
Bıyıkları avlanırken duyarga vazifesi görür.疲れた狩人の背中からは溜息が聞こえてきそうである。
Düz olan üst kavkı (kabuk) kapak vazifesi görmektedir.ムラサキホコリ目のものに見られる。
Aynı görev ile cehennemde vazifeli melek ise Mâlik'tir.依《中阿含》以及《中部》天使經所記載,閻羅王掌管地獄。
Bu vazifesini yapıp Medine’ye döndükten sonra da Kur’an ve din bilgilerini öğretmeye devam etti.歸国後,趙完璧作為敘述者,將自己的見聞與體驗作成了傳記《趙完璧伝》。
"Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım".所以你必須離開我的視線。
Kendi ifadesine göre "bu defa sadaret vazifesini, icra memurluğundan ibaret gördü."《華盛頓郵報》表示「你只有這次能知道中情局追蹤你。
"Bu senin vazifen, sahneye taşıyacaksın." dediler.時間到了,會現場表演給你看」。
Fakat takdiri ilahi böyle teveccüh etti, bu ağır vazifeyi deruhde eyledim.我向你犯罪,惟独得罪了你;我在你眼前行了这恶。
Vazifesini bırakmasını bilirse şerefli bir iş yapmış olur" dedi.如果肯努力「鑽研」的話,將來她是前途無限的。
Bunun üzerine Nevşehir ve Ürgüp'te aynı çalışmaları yapmak üzere babam vazifelendirildi.아버지는 정3품 어모장군(禦侮將軍)으로 행충무위부사과(行忠武衛副司果) 관직을 지낸 갈신웅(葛信雄).
Vazifem nedir?나는 문제의 일부분인가?
Dîvân-ı Hümâyûn çavuşları ve tezkireciler de Dîvân’da vazîfeliydiler.옛 여진인과 그 후손인 만주인들은 한국(조선)을 솔로(solho)라고 불렀다.
Belderân neferleri, bu vazifeyi bir maaş veya muayyen bir ücret karşılığında icra ederlerdi.또한 상하이 도대는 월계축로의 진행과 인프라에 대한 세금 부과 등에 관해 명백히 인지하고 있었으며, 이를 제어하거나 또는 경우에 따라서는 갑북의 발전을 지원하기 위해 이용하기도 하였다.
Bu vazifede iken felç geçirerek 19 Eylül 1928 tarihinde vefat etti.일제의 교도소 내 가혹행위로 인해 1920년 9월 28일에 사망했다.
"Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım".אני יודעת לעשות זאת בעיניים עצומות".
Birinci vazifen ...העדיפות הראשונה ...
Bu yaklaşımın bir parçası olarak ICR’de Araştırma Direktörü vazifesini üstlendi.כחלק מגישה זו, הוא פעל כמנהל של ה- ICR.
Yumuş, iş, görev, vazife.Благодарност, признателност, благодарен, признателен, задължен.
Birinci vazifen ...Първа част ...
Vazifeden ayrılması, idarenin aksayıp bozulmasına sebeb oldu.Вътрешни разпри в съюза водят до неговото разпадане и поражение.
Geleneksel saray eğitimi yanında modern eğitim de alması için Fransızca öğretecek muallimler vazifelendirildi.В обучението по френски език са въведени нови, съвременни френски системи за обучение.
Fakat meclis gayesine vasıl olduktan sonra, vazifesini ikmal etmiştir.След като съдът е готов се пристъпва към неговото украсяване.
Fakat meclis gayesine vasıl olduktan sonra, vazifesini ikmal etmiştir.Stoga je nakon savjetovanja sa suradnicima, odbacio Vašti.
60 yıl boyunca bu vazifeyi devam ettirdi ve 80 yaşında vefat etti.S osamdeset godina prestaje rađati i najčešće umire.
Sonra saraydan çıkıp diğer devlet işleri ile vazife aldı.Sídlil v paláci Zarzuela a staral sa o oficiálne záležitosti.
Role vazifesi görür.Vaidmens supratimas.
Devletin ana görevi de toplumda bir 'hakemlik, bilirkişilik' vazifesi gütmektir.Svarbiausia žurnalisto pareiga – gerbti tiesą ir visuomenės teisę į tiesą.