vazgeç ile cümle
vazgeç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu grup homojen bir topluma kendi kimliklerinden vazgeçerek ulaşmayı amaçladı.Intentamos participar en una sociedad íntegra en sus divergencias.
Döşeme işini bıraksa da tam olarak vazgeçememiştir.Eliminarlo no solo se acabaría su labor de contención.
Bu mektupta, padişahlıktan vazgeçtiği takdirde kendisine bir milyon akçe ödeneceği belirtiliyordu.En esta ocasión exigió un préstamo forzoso, entregándosele un millón de pesos.
Fakat sadarete geçince Şirvanizade bu anlaşmayı uygulamadan vazgeçmişti.Sin embargo, una vez pasado el peligro, renegaron del compromiso.
Şimdi ise tamamen vazgeçilmiştir.Hoy por hoy, completamente abandonado.
Chris zenginlikten vazgeçememektedir.Cuando Chris se niega a cumplir.
Tom Mary hakkında düşünmekten vazgeçemez.Tom non riesce a smettere di pensare a Mary.
Biz plandan vazgeçtik.Abbiamo rinunciato al nostro piano.
Et yemekten vazgeçtim.Ho smesso di mangiare la carne.
Seni aramak istedim ,ama bunu senin istemediğinin düşününce sonunda seni aramaktan vazgeçtim.Volevo telefonarti, ma pensando che tu non volessi, alla fine ho rinunciato a chiamarti.
Tom vazgeçmiyor.Tom non si arrende.
Bazarov inadından vazgeçerek aşkını itiraf ediyor fakat Odintsova tarafından kaba bir biçimde reddediliyor.Bazarov, mettendo da parte la caparbietà, confessa il suo amore, ma viene bruscamente respinto da Odintsova.
Hayallerinden asla vazgeçme.Non rinunciare mai ai tuoi sogni.
Sana kızsam da seni sevmekten vazgeçemiyorum.Anche se mi arrabbio con te non smetto di amarti.
Neden vazgeçmiyorsun?Perché non rinunci?
Tom vazgeçmek istemedi.Tom non voleva arrendersi.
Özellikle, Freud’un kendisi 1800lerin sonunda bu teoriden vazgeçmiştir.È tuttavia degno di nota che lo stesso Freud abbandonò questa teoria alla fine del 1800.
Artık vazgeçiyor musunuz?” denilmektedir.Cosa ti ha fatto abbandonare i tuoi compagni!".
Şehri hemen kuşatmaya aldılar, ancak bir süre sonra bundan vazgeçildi.Si impadronì della città e se ne proclamò unico signore.
Onur yönünde bizi ilerleten bu bayrak için, Anavatanı selamlayın ve vazgeçmeden söyleyin!Intorno a questa bandiera, all'onore che ci porta, Salutiamo la patria e cantiamo senza sosta!
22 Eylül 1935'te Kızıl Ordu hizmet kategorilerinden vazgeçti ve rütbe sistemine dönüldü.Il 22 settembre 1935 l'Armata Rossa eliminò il servizio di categoria e introdusse i gradi personali.
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.Alla fine le accuse vennero ritirate.
Son projelerinden biri Atlas Vazgeçti'nin bir televizyon uyarlamasıydı.Uno dei suoi ultimi progetti era di lavorare ad una riduzione televisiva di Atlas Shrugged.
Günümüzde ise bu isimden de vazgeçilerek Ulubahçe adı verilmiştir.In questo periodo è ancora solito firmarsi con il vero nome.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.Il giovane però non riesce a divertirsi.
Antlaşma ile Prusya, Alman devletlerinin liderliği iddiasından vazgeçti.In questo Trattato la Prussia abbandonò le sue pretese di guidare gli stati germanici.
Nedense, bilinmeyen bir sebepten ötürü Bieber, şarkıyı film için kaydetmekten vazgeçti.Per motivi sconosciuti, è stato scelto Justin Bieber per registrare la canzone per il film.
Salma, yelkenli teknenin vazgeçilmez bir parçasıdır.GM: Non possiamo salvare la nave.
Gazetecilikten vazgeçmedi.Non abbandonò mai l'attività giornalistica.
Mustafa İtalyan kızından iyi bir ders almıştır; İtalyan kızlarına olan zaafından vazgeçer.Mustafà si dichiara pronto a tornare all'amore della moglie: basta con le italiane.
Albümün çıkış parçası Vazgeç Gönül'dür.Segue l'uscita dell'album La mia risposta.
Gemiler askerî birliklere erzak sağlamak için vazgeçilmez unsurlardı.Le navi erano vitali per rifornire le truppe.
Herkesi ikna etmekten vazgeçmeli Başbakan.Dale incomincia a cercare di convincere tutti a cambiare idea.
Ama sonra bu tutumdan vazgeçer ve onunla evlenir.Infine accetta di lasciare il passato alle spalle e sposarlo.
Batıl inançlardan vazgeçilmelidir.Principio della credibilità superficiale.
Ancak 1482'de bu sözünden vazgeçti.I lavori vennero terminati solo nel 1482.
Fransız mutfağı ve İsveç mutfağına ait geleneksel yemeklerin vazgeçilmez parçasıdır.Introdusse in Nuova Spagna moda e cucina francesi.
Vichy hükümetini desteklemekten vazgeçti ve ulusal konseyden istifa etti.Buttiglione rifiutò di lasciare la carica e sospese il Consiglio Nazionale.
20 Eylül 2013 tarihinde NASA artık uzay aracıyla bağlantı kurma çabalarından vazgeçti.Tuttavia, il 3 settembre 2013 la NASA diede comunicazione di aver perso i contatti con la sonda.
Fingolfin için tahtından vazgeçer.Vuole rubargli il trono.
Fakat sonra Kame sennin sayesinde vazgeçer.Will decide quindi di licenziarsi.
Ancak, onu yok etme amacından vazgeçmediler, ona bir tuzak kurmaya kara verdiler.Ma essi non vennero colpiti, fu la corazzata ad essere colpita da una fregata con alcuni colpi.
Daniel’in uzlaşma çabalarına rağmen babası bu kininden ölümüne dek vazgeçmemiştir.Ma, alle finali, il padre di Kelly non si presenta, nonostante lo avesse promesso.
Doğal yapısı gereği savunmaya çok elverişli olduğundan, tarihte hep vazgeçilmez olmuştur.Molto difficile da educare, poiché mantiene sempre la sua indipendenza.
Şimdi ise tamamen vazgeçilmiştir.Oggi è del tutto abbandonata.
Sonunda ikisi de bundan vazgeçer.Alla fine, le due si lasciano.
Bütün yeniden inşa işlemlerinden peşinen vazgeçilmelidir.Ogni cosa che riusciamo a distruggere dovrà essere sostituita.
Bu davranıştan yavaş yavaş vazgeçilmiş olsa da yasadışı sayılmamıştır.Solo ciò che viene compiuto automaticamente è risibile.
1986 yılında İtalya yarışmaktan vazgeçti.Grecia e Italia si ritirarono dal concorso del 1986.
Bunlar Henry'nin tarafını tutmaktan vazgeçerler.Lei continua a evitare ogni confronto con Henry.
Babası vazgeçirmeye çalışsa da, sonunda bir şartla buna izin verir.Anche se all'inizio rifiuta il suo aiuto, alla fine accetta di aprirsi con lei.
Birbirleriyle dalga geçmek, vazgeçilmez huylarındandır.La loro occupazione principale è quella di farsi scherzi a vicenda.
Fakat, Mazzini, birleşmiş bir kıta ve ayrı ulusların vazgeçilmez olduğu idealinden vazgeçmedi.I membri del Palmach non costituivano tuttavia un collettivo unito e omogeneo con un'ideologia unica.
Stark’lar, Üç Kızkardeşler için Vadi’nin Arryn’leri ile savaşmış, sonunda adaların yönetiminden vazgeçmiştir.I quattro paladini quindi, col permesso di Agramante, si preparano per risolvere le loro questioni in sospeso.
Fakat köstebek istihbaratları vermekten vazgeçer.Kris tuttavia si rifiuta di rispondere alle domande dei detective.
Her iki taraf savaş telafisi iddiasından vazgeçecekti.Entrambe le parti rinunciarono alle richieste dei pagamenti dei costi della guerra.
Bu durumda yaşam, çileciliğin vazgeçilmez bir yeri durumundadır.Nei suoli, questo è un processo irreversibile.
Thedor Mommsen Britanya’nın Roma’dan değil Roma’nın Britanya’dan vazgeçtiğini belirtmiştir.Theodor Mommsen ritenne che Roma lasciò la Britannia, tesi sostenuta dalla maggior parte degli studiosi.
Fakat,daha sonra bu fikrinden vazgeçer.Ragion per cui rinuncia all'idea.
Bütün hayatta kalma umudundan vazgeçtim.Я оставил всякую надежду выжить.
İlgili Sayfalar