vazgeç ile cümle

vazgeç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Benden bu kadar kolay vazgeçemezsin.You can't give up on me that easily.
Gözümü boyamaya çalışmaktan vazgeç.Stop trying to pull the wool over my eyes.
Şimdi vazgeçme olmaz.This isn't a time to give up.
İnsan ne zaman vazgeçeceğini bilmeli.One should know when to give up.
Suçluluk duygusuna kapılmadan sık sık ve hızla bir şeylerden vazgeçmesini bilen kazanır.Winners quit fast, quit often, and quit without guilt.
Çuvallasan bile vazgeçme.Even if you mess up, don't give up.
Kafanın dikine dikine gitmekten ne zaman vazgeçeceksin?When will you stop running roughshod over others?
Kötü alışkanlıklarından vazgeçti.He gave up his bad habits.
Lukas sonunda hayattan vazgeçti.Lukas has finally given up on life.
"Dr. Besim: "Vekiller bakanlık için birbirine girmiş, ben vazgeçtim...""."Dr. Besim: "Vekiller bakanlık için birbirine girmiş, ben vazgeçtim..."".
Özellikle, Freud’un kendisi 1800lerin sonunda bu teoriden vazgeçmiştir.Notably, Freud himself abandoned this theory in the late 1800s.
Tanrı, onlardan tamamen vazgeçmeyeceğinin sözünü verir.God promises not to give them up entirely.
"Ben Asla Vazgeçmeyeceğim" ayrıca Sweet Dreams'e İrlanda'da ilk 30 hit kazandı (# 25)."I'm Never Giving Up" also gave Sweet Dreams a Top 30 hit in Ireland (#25).
Bacher Mayıs 1949 'da istifa etti ve bu sefer Başkan, vazgeçirecek durumda değildi.Bacher resigned in May 1949, and this time the President was unable to dissuade him.
Sadece diyebilirim ki: ölürken bile yalan söylemekten vazgeçmezler.I can only say: even in death they cannot stop lying.
Herkes bir Hollywood sonu istiyordu ama biz silahlarımızdan vazgeçmedik."Everyone want a Hollywood ending, but we stuck to our guns".
Ben, her şeye rağmen şarkılar söylemekten, ağlamaktan, gülmekten, kısaca yaşamaktan vazgeçmeyeceğim.I will not give up on singing songs, crying, laughing, and living in short.
Her ne ile karşılaşırsanız karşılaşın kendinizi sevmekten asla vazgeçmeyin.Whatever you come across, you should never give up on loving yourself.
Anne'e verdiği sadakat sözüne rağmen Raymond çapkınlık alışkanlığından vazgeçemez.Despite his promises of fidelity to Anne, Raymond cannot give up his playboy life.
O bize çıktı ve dedi ki: "Ben bu hayattan vazgeçmeye karar verdim."He came to me and said, "I have to admit that I was wrong.
Fakat Joseph, annesinin ısrarlarına rağmen iddialarından vazgeçmedi.Joseph would not drop his claim despite his mother's contrary insistence.
Ermenilerin çoğu direnmekten vazgeçti ve Roma tarafından atanacak bir prensi kabul etme kararı aldı.The majority of the Armenians had abandoned resistance and accepted a prince given by Rome.
Nedense, bilinmeyen bir sebepten ötürü Bieber, şarkıyı film için kaydetmekten vazgeçti.However, for unknown reasons, Bieber was tapped to record the song for the film.
Hedefi profesyonelliğe ulaşmaktı ancak o hayatındaki tek şey olduğunu fark ettikten sonra vazgeçti.He aimed to go professional, but gave it up after realizing it was the only thing in his life.
İsrail bu gemilerin parasını Fransa'ya ödemiş fakat Fransa gemileri tedarik etmekten vazgeçmişti.Israel had paid for the boats but the French had refused to supply them.
Kolay vazgeçmem".He doesn’t give in easily".
Trista ile Teresia yine de vazgeçmeyip onu yerden kaldırmaya çalışmıştır.However, Trista and Teresia did not give up but continually tried to lift her.
Onu vazgeçirmeye çalışan annesine "Düşman çok yakın olduğunda ne yapabiliriz?To her mother, who tried to dissuade her, she answered "What can I do when the enemy is so close?
Robert, diplomasi yöntemiyle, Alton Antlaşması'nda İngiliz tacı ilgili talebinden vazgeçti.Robert was forced by diplomacy to renounce his claim to the English throne in the Treaty of Alton.
Sonunda ikisi de bundan vazgeçer.She eventually quit both.
Matematik yapmaktan vazgeçen insanları "ölmüş", ölen insanları ise "gitmiş" olarak anardı.People who stopped doing mathematics had "died," while people who died had "left."
Şarkı John'un konserlerinin vazgeçilmez bir parçası oldu.The song has been a staple of John's concerts.
Esasen karakter, Ronald Reagan'dan ilham alınmıştı fakat sonradan bu konsepten vazgeçildi.Originally, the character was influenced by Ronald Reagan, a concept which was later dropped.
20 Eylül 2013 tarihinde NASA artık uzay aracıyla bağlantı kurma çabalarından vazgeçti.On September 20, 2013, NASA abandoned further attempts to contact the craft.
Takıntısız ve koşulsuz cömertlik, verme ve vazgeçme olarak ifade edilir.This can be characterized by unattached and unconditional generosity, giving and letting go.
Fakat stüdyo 2002 yılında Batman: Year One 'dan vazgeçip Batman vs. Superman projesine döndü.In June 2002, the studio decided to move forward on Batman vs. Superman and abandon Year One.
Willow ile olan büyülü bir düelloda, onun alaylarına rağmen karanlık tarafından vazgeçmeyi reddeder.During a magical duel with Willow, she refuses to give in to her dark side despite his taunts.
Antlaşma ile Prusya, Alman devletlerinin liderliği iddiasından vazgeçti.Prussia gave up its claim for the leadership of the German states.
Helios oğlunu kararından vazgeçirmeye çalışırsa da Phaeton son derece kararlıdır.Although Helios tried to dissuade his son, Phaeton was adamant.
Sovyetler Birliği'nden gelen baskı politikacıları fikirlerini değiştirmeye ya da vazgeçmeye itti.Pressure from the Soviet Union pushed politicians to either switch loyalties or simply give up.
Şimdi ise tamamen vazgeçilmiştir.It is now completely abandoned.
Son projelerinden biri Atlas Vazgeçti'nin bir televizyon uyarlamasıydı.One of her final projects was work on a never-completed television adaptation of Atlas Shrugged.
Batıl inançlardan vazgeçilmelidir.They believe in superstitions.
Vazgeçmek nedir hiç bilmiyor.And now I know how it feels to quit.
Maddenin elektromanyetik doğası fikrinden vazgeçilmek zorundaydı.The idea of an electromagnetic nature of matter, however, had to be given up.
Ancak, sonradan vazgeçilmiştir.And it was then renovated.
Genellikle toplumun yararı için fedakârca kendilerinden vazgeçerler.They usually altruistically sacrifice themselves for the benefit of the society.
Şehri hemen kuşatmaya aldılar, ancak bir süre sonra bundan vazgeçildi.There they establish a city but they are soon overwhelmed by a plague.
Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım.If you don't stop I will stone you to death!
Katılımcılardan hiçbiri 300 volt seviyesinden önce şok uygulamaktan tereddütsüzce vazgeçmedi.Only 1 participant refused to administer shocks past the 300- volt level.
Yeni elçi Marcus Hamilton görevine başladığında, Eve ayrıca ölümsüzlüğünden de vazgeçmiştir.When new liaison Marcus Hamilton is assigned, she is also forced to sign over her immortality.
Daniel’in uzlaşma çabalarına rağmen babası bu kininden ölümüne dek vazgeçmemiştir.Despite Daniel's attempts at reconciliation, his father carried the grudge until his death.
Dört sene sonra tekrar küçük bir seçim kampanyası yürüttü, ancak ön seçimlerden önce vazgeçti.He also made a brief run four years later, but withdrew before the primary took place.
Evi İsviçre'de olmasına rağmen, Fransız vatandaşı olmaktan asla vazgeçmedi.After 1956, he made his home in Switzerland, although he never relinquished his French citizenship.
Her iki taraf savaş telafisi iddiasından vazgeçecekti.Both sides renounced claims to war compensation.
En büyük olmak onun vazgeçilmezidir.His biggest fear is being alone.
Örnek olarak, evrimsel düşünce yaşam tarihi teorisinin vazgeçilmezidir.For example, evolutionary thinking is key to life history theory.
Ancak 1977 yılında kent konseyi tramvay hatlarını kaldırma kararlarından vazgeçtiler.However, in 1977, the city council rescinded its decision to close the tram system.
2006 seçimlerinde bu sistemden vazgeçildi.By the 2006 election the system was abandoned.
Sebastian hayal kırıklığına uğrar ve Veronica ile evlenmekten vazgeçer.Deeply disappointed, she marries Sebastian.
İlgili Sayfalar