Ana içeriğe geç
Sözlük

vaz ile cümle

vaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom şehir hayatından vazgeçmeye ve kırsalda yaşamaya karar verdi.Tom decided to give up city life and live in the country.
Tom Mary'ye ayak uydurmaya çabalamaktan vazgeçmeye karar verdi.Tom decided to give up trying to keep up with Mary.
Tom kazadan sonra kaykay yapmaktan vazgeçmeye karar verdi.Tom decided to give up skateboarding after his accident.
Tom profesyonel olarak gitar çalmaktan vazgeçmeye karar verdi.Tom decided to give up playing guitar professionally.
Tom Mary'yi düşünmekten vazgeçemedi.Tom couldn't stop thinking about Mary.
Tom Mary'yi ağlamaktan vazgeçirecek bir şey söyleyemedi.Tom couldn't say anything that would make Mary quit crying.
Tom Mary hakkında düşünmekten vazgeçemez.Tom can't stop thinking about Mary.
Tom Mary'nin olduğu yolu değiştiremez ama o onu denemekten vazgeçirmez.Tom can't change the way Mary is, but that doesn't stop him from trying.
Tom yeni bir kamyon alma fikrinden vazgeçti.Tom abandoned the idea of buying a new truck.
Tom bir oşinograf olma hayalinden vazgeçti.Tom abandoned his dream of becoming an oceanographer.
Sanırım Tom sonunda vazgeçecek ve onu başka birine yaptıracak.I imagine that Tom will eventually give up and let someone else do it.
Öndeyken vazgeçmemeliydin.You should've quit when you were ahead.
Kocama bir vazektomi yapıldı.My husband got a vasectomy.
Hataların için onu suçlamaktan vazgeç.Stop blaming him for your mistakes.
İşimden vazgeçtim.I gave up my job.
Ben vazgeçmek istemiyorum.I don't want to give up.
Yazmaktan vazgeçemiyorum.I can't stop writing.
Ben bir ev satın alma fikrinden vazgeçtim.I gave up on the idea of buying a house.
Tom asla vazgeçmek istemedi fakat seçeneği yoktu.Tom never wanted to give up, but he had no choice.
Tom asla vazgeçmedi.Tom never gave up.
Tom beni şaşırtmaktan asla vaz geçmez.Tom never ceases to amaze me.
Ben sigara ve içki içmekten vazgeçtim.I quit smoking and drinking.
Bir ev satın alma fikrinden vazgeçtim.I've given up on the idea of buying a house.
İçki içmekten vazgeçmelisin.You must quit drinking.
Tom neredeyse vazgeçti.Tom has all but given up.
Onlar asla vazgeçmez.They never give up.
Aktörler ve politikacılar bir fotoğraf çekiminden asla vazgeçmezler.Actors and politicians never pass up a photo op.
Kumardan vazgeç.Quit gambling.
Bir dövme yapmayı düşündüm ,ama o düşünceden vazgeçtim.I thought about getting a tattoo, but I gave up on that thought.
Sen bile ne zaman vazgeçeceğini bilmeyen bir adamsın.Even you are a guy who doesn't know when to give up.
Bir yıl boyunca içmekten vazgeçmek sağlıklıdır.Giving up drinking for a year is healthy.
Sağlığını korumak için sigara içmekten vazgeçmek zorunda kaldı.He had to give up smoking to protect his health.
Bu kırık vazo onarılamaz.This broken vase cannot be repaired.
Onun kırdığı vazo halamındı.The vase that he broke is my aunt's.
Bunu yapmaktan vazgeçmeyeceğim!I won't stop doing it!
Onun kırdığı vazo, halama ait.The vase she broke is my aunt's.
Annem rafa büyük bir vazo koydu.My mother put a large vase on the shelf.
O kırık vazo onarılamaz.That broken vase is irreparable.
Sen kaybettin, vazgeç!You have lost, give up!
O bir sakal bırakmayı düşündü ama sakal bırakma fikrinden vazgeçti.He thought about growing a beard, but gave up the idea of growing one.
Vazo masanın üzerinde.The vase is on the table.
Vazo masanın üstünde.The vase is on the table.
Çalınan paradan vazgeçmeyeceğim.I won't give up on the stolen money.
Bu vazo neden yapılır?What is this vase made of?
Yüksek bir maaş almasam bile, bu şekilde para kazanmaktan vazgeçmeye istekli değilim.Even if I don't get a high salary, I'm not willing to quit this way of making a living.
Vazgeçme ve yazmaya devam et.Do not give up and keep writing.
Oyalanmaktan vazgeçmeliyim.I must stop procrastinating.
Şimdi vazgeçemeyiz.We can't give up now.
Şimdi vazgeçemem.I can't give up now.
Saçımı çekmekten vazgeç!Stop pulling my hair!
Çok meraklı olmaktan vazgeç.Stop being so curious.
Okumaktan vazgeç.Stop reading.
İzlemekten vazgeçemiyorum.I can't stop watching.
Film çekmekten vazgeç.Stop filming.
Çok kolay vazgeçersin.You give up too easily.
Seni sevmekten hiç vazgeçmedim.I've never stopped loving you.
Ben onun ABD vatandaşlığından vazgeçtiğine inanamıyorum.I can't believe he renounced his U.S. citizenship.
Tom'a peşime düşmekten vazgeçmesini söyle.Tell Tom to stop following me around.
Bana Tom demekten vazgeç.Stop calling me Tom.
Tom asla Mary'den vazgeçmeyecek.Tom will never give up on Mary.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod