Ana içeriğe geç
Sözlük

vaz ile cümle

vaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak daha sonra bu fikrinden vazgeçti.彼は後に、この見解を撤回した。
Babası ona Latince öğretmek istiyordu ancak matematiğe olan ilgisini ve yatkınlığını görünce bundan vazgeçti.父親はまずラテン語を教えたが、数学の素質を見抜くと止めた。
Yumuş, iş, görev, vazife.労働、職務と雑役。
Matematik yapmaktan vazgeçen insanları "ölmüş", ölen insanları ise "gitmiş" olarak anardı.数学をやめた人は「死んだ」(died)、死んだ人は「去った」(left)。
Anjiyotensin II kan damarlarında kan basıncının artmasını sağlayan vazokonstriksiyonu oluşturur.アンジオテンシンIIは血圧を上昇させる作用を有する。
Döşeme işini bıraksa da tam olarak vazgeçememiştir.職を辞するも、当然認められなかった。
Tanrı, onlardan tamamen vazgeçmeyeceğinin sözünü verir.神井出於下無不給。
Biz ne Yavuz'dan ne de İsmail'den vazgeçeriz."イスラム教の様なジハード(努力)も説いていない。
Daha sonra bu uygulamadan vazgeçilerek yerine belirli bir ücret alımı uygulanmıştır.一定の条件をクリアすると以下の報酬が受けられる。
Vazgeçmek nedir hiç bilmiyor.中退の理由はわからない。
"Bu senin vazifen, sahneye taşıyacaksın." dediler.」と言い、ステージに押し出した。
Siz, bizim her zaman ve vaziyette samimi bir mefkure arkadaşımızsınız.ほのおくんをいつも勇気付けてくれる、優しくて大切な友達。
Bu isyan sonucunda İskender, Hindistan'a girmekten vazgeçmiştir.この戦闘の結果、ドイツ艦は出撃を取りやめドイツへ引き返した。
Ancak BBC, pilot bölüm yayınlamaktan vazgeçmiş ve sezonun 90 dakikalık üç bölümden oluşmasını istemiştir.BBCはパイロット版の出来に好感を示し、90分の作品を3本撮るように指示した。
İnsani değerlerden vazgeçmez.人間の尊厳とを奪うことはできない。
Somutçu şair kelimelerden vazgeçmez.蒲原は詩作を断念する事になる。
Sonunda ikisi de bundan vazgeçer.どちらものちに終了している。
Dîvân-ı Hümâyûn çavuşları ve tezkireciler de Dîvân’da vazîfeliydiler.それから(元田螺)夫婦と老夫婦は末永く幸せに暮らしたという。
Bu duruma itiraz etmek sadece bizim değil, bütün yayıncıların, gazetecilerin, yazarların üstüne vazifedir.この賞は作家だけでなく編集者なども対象になる。
Ama yine de onun izini sürmekten hiç vazgeçmez.しかし彼女の足跡すらたどれなかった。
Kısa sürede takımın vazgeçilmez oyuncularından biri oldu.チームに欠かせない選手の1人となった。
Yaklaşık 100 yıl sonra aşağıdaki dallarını atar ve gövde alttan görülür vaziyete gelir.10年後突然現れ、籐矢に襲いかかる。
Sonra hazine-i amire'de vazife aldı.当時は何かと榊の世話を焼いていた。
Akrabaları ve yakınları tarafından vazgeçirildi.家族、親族からの代位弁済。
Tek bir davaya bakıp kaybedince oldukça çabuk vazgeçer.見誤ると一瞬にして失うことになる。
Bu yüzden lütfen AnonNews’e saldırmaktan vazgeçin.不要なこと 安田健太朗の邪魔をすること。
Ama sonra bu tutumdan vazgeçer ve onunla evlenir.そして、貴子はこれを受け入れ、結婚することになる。
Daha sonra Datapoint çipi kullanmaktan vazgeçti ve Intel bunu Nisan 1972’de 8008 olarak piyasaya sürdü.一方、インテルはこのシングルチップ設計を Intel 8008 として1972年4月にリリース。
Yalnızca bu koruma vazifesini yerine getirmeli, başka bir iş yapmamalıdır.これらの職能区分は厳格に守られており、他の職掌を兼務することはない。
Bugüne kadar çözemediği tek olay budur ve ne olursa olsun karısının katilini aramaktan vazgeçmeyecektir. ^もし夫がこの選択をして妻が死亡した場合でも、妻を見殺しにしたという後悔に一生悩まされることがないかもしれない。
Bıyıkları avlanırken duyarga vazifesi görür.疲れた狩人の背中からは溜息が聞こえてきそうである。
Kadri ve Cem birbirinden vazgeçemeyen iki yakın dosttur.)の配偶者又は二親等内の親族でないこと。
Gazetecilikten vazgeçmedi.読売新聞を退社。
Düz olan üst kavkı (kabuk) kapak vazifesi görmektedir.ムラサキホコリ目のものに見られる。
Şu an çalışır vaziyette bir anaokulu bulunmaktadır.現在は介護職に就いているとの事。
Büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır fakat Bella'dan vazgeçememektedir.辛辣な性格をしており、ベラを良く思っていない。
Fakat sonra bundan vazgeçtiler.しかし、その後脱退した。
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.^ 最終的に推薦は辞退した。
Kışın bir monttan vazgeçemem.私は冬にコートなしではやっていけない。
Tek bildiğim, onun plândan vazgeçmiş olduğu.私の知っていることといえば彼はその計画をあきらめたということだけだ。
Aynı görev ile cehennemde vazifeli melek ise Mâlik'tir.依《中阿含》以及《中部》天使經所記載,閻羅王掌管地獄。
Şu an çalışır vaziyette bir anaokulu bulunmaktadır.他有一個兒子目前在修行中。
Katılımcılardan hiçbiri 300 volt seviyesinden önce şok uygulamaktan tereddütsüzce vazgeçmedi.沒有參與者在到達300伏特之前堅持停止。
Daniel’in uzlaşma çabalarına rağmen babası bu kininden ölümüne dek vazgeçmemiştir.虽然丹尼尔试图妥协,他父亲至死不愿和解。
Ancak 1783 barışının ardından, Britanya sahilin kontrolünden vazgeçmek zorunda kalmıştır.但是,在1783年的和平决议中,英国必须放弃对沿海的控制。
Luedtke, Schindler'in kalbinin değişimini inanılmaz bulduğu için yaklaşık dört yıl sonra yazmaktan vazgeçti.Luedtke四年后最终放弃了,他发现辛德勒内心的改变太令人不可思议了。
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.但經常很忙碌的樣子。
"Ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir."如果你們悔罪,那末,你們得收回你們的資本。
Atlas Vazgeçti'nin ana teması "insan aklının toplumdaki rolü" dür.《阿特拉斯耸耸肩》的主題為「人的心理在社會中扮演的角色」。
Bununla beraber İslâm vergi sistemi, birdenbire ve topyekûn vaz' edilip uygulama sahasına konmamıştır.時四方銀場得不償費,且為盜窟,鈞奏罷之。
Robert, diplomasi yöntemiyle, Alton Antlaşması'nda İngiliz tacı ilgili talebinden vazgeçti.罗贝尔被迫在奥尔顿条约中通过外交方式放弃了对英格兰王位的要求。
Bu vazifesini yapıp Medine’ye döndükten sonra da Kur’an ve din bilgilerini öğretmeye devam etti.歸国後,趙完璧作為敘述者,將自己的見聞與體驗作成了傳記《趙完璧伝》。
Fakat, 1913’te Einstein bu yaklaşımdan “ Hole Argument” e uymadığı gerekçesiyle vazgeçti.然而,在1913年,愛因斯坦利用“空穴论证”证明这种方法不自洽,因而放弃了它。
Ancak Spielberg'in konuyla ilgisi olmadığını öğrenince vazgeçti.我不知道斯皮尔伯格到底想干什么。
Herkesi ikna etmekten vazgeçmeli Başbakan.因眾臣反對而停止。
1947'de mühendislik eğitiminden vazgeçti ve 1951'de mezun olduğu Accademia di Belle Arti di Palermo 'na gitti.1947年,他放弃了工程学的学习,并去了1951年毕业的巴勒莫美术学院(意大利語:Accademia di Belle Arti di Palermo)。
Herkes bir Hollywood sonu istiyordu ama biz silahlarımızdan vazgeçmedik."人人都想要好萊塢式的結局,但我們要堅持自己的立場。
2006 seçimlerinde bu sistemden vazgeçildi.2006年,他在選舉中落選。
"Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım".所以你必須離開我的視線。
Şehri hemen kuşatmaya aldılar, ancak bir süre sonra bundan vazgeçildi.墓所在長野市松代町的明德寺,由於未曾尋獲遺體,所以為空墳。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod