Yeni Yüzyıl, Sabah ve Vatan'da çalıştı.Er wirkte im 13. Jahrhundert in Siena und Umgebung.
En azından Wüttemberg hükumeti vatandaşlık haklarını 1841'de geri vermişti.Immerhin hatte die württembergische Regierung seine „bürgerliche Ehre“ 1841 wiederhergestellt.
I. Dünya Savaşı sırasında Alman Atayurt Partisi'ne (Deutsche Vaterlandspartei) katıldı.Im Ersten Weltkrieg unterstützte er die Deutsche Vaterlandspartei.
Homoioi Sparta vatandaşlarından oluşurdu.Homoioi wurde somit zum Synonym für die spartanischen Vollbürger.
1993 - İsrail ve Vatikan karşılıklı olarak birbirlerini tanıma kararı aldılar.Im August 1993 näherten sich die PLO und Israel einander an.
Rossellini İtalya ve Amerika Birleşik Devletleri çifte vatandaşıdır..Rovelli hat die italienische und US-amerikanische Staatsbürgerschaft.
Varoufakis Yunanistan-Avustralya çifte vatandaşlığına sahiptir.Varoufakis besitzt neben der griechischen auch die australische Staatsangehörigkeit.
Bir ay sonra da vatan hainliğinden idam edildi.Einen Monat später bezichtigte er selbst seine ermordeten Räte des Verrats.
Carlos 2 Ağustos 2005'te Brezilya vatandaşlığının yanına bir de İspanyol vatandaşlığı ekledi.Seit dem 5. Oktober 2006 besitzt er neben der brasilianischen auch die französische Staatsbürgerschaft.
Yasmine Hamdan Fransa vatandaşlığına sahiptir.Yassir besitzt die marokkanische Staatsbürgerschaft.
Kentin 1945'in ilk aylarında Kızıl Ordu tarafından fethedilmesiyle birçok vatandaş kaçmış ya da öldürülmüştür.Bei der Besetzung durch die Rote Armee Anfang März 1945 gab es zahlreiche Tote und Verletzte.
İçine düştüğü ekonomik sıkıntılar onu öz vatanına, İstanbul'a dönmesini zorunlu kılmıştır.Finanzielle Nöte zwingen ihn zur Rückkehr nach Wien.
100 metre mücadelesini Lyudmila Kondratyeva ve vatandaşı Marlies Göhr'ün arkasından üçüncü bitirdi.Im 100-Meter-Lauf wurde sie Dritte hinter Ljudmila Kondratjewa (USR) und Marlies Göhr (GDR).
Bu adam da onlar gibi vatanperverdir.Ebenfalls ein Vampir, wie seine Eltern.
1919'da İsviçre vatandaşlığına kabul edildi.1919 erhielten sie die Schweizer Staatsbürgerschaft.
İsteği kabul edilmiş ve Avusturya vatandaşlığı muhafaza edilmiştir.Mit der Berufung wurde ihm die österreichische Staatsbürgerschaft verliehen.
Rus vatandaşlığına da sahiptir.Sie hat zudem die russische Staatsangehörigkeit.
Vatanî görevini (askerlik), 333.Selbstständiges Infanterie-Bataillon (930 Mann) 323.
Her vatandaş, kişisel kimlik kartı almak için uygundur.Jeder Befähigungsausweis kann direkt erworben werden.
Bazı vatandaşlar, halen eski Yugoslav pasaportu kullanır.Das Patriarchat verwendet den alten Julianischen Kalender.
Fakat sonra da hükumet vatandaşlıktan feragat eden Yahudilerin mal varlıklarına el koydu.Zugleich erhielt es das Verfügungsrecht über den Besitz ermordeter Juden.
O tarihten bu yana da Büyükçekmece fahri vatandaşıdır.Seit damals bin ich Vollzeit-Berufskünstler.
Jay daha sonra Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı oldu.Banks wurde später auch US-Bürger.
2011 itibarıyla 120 İsrail Parlamentosu üyesinin 13 ü Arap vatandaşıdır.Seit der Parlamentswahl in Israel 2015 zur 20. Knesset sind 13 der 120 Abgeordneten arabische Israelis.
İngiliz vatandaşlığı unvanını doğumda elde etti.Sie erwarb durch Heirat die britische Staatsbürgerschaft.
Bu arada İngiliz vatandaşlığını da almıştır.Er besitzt außerdem die englische Staatsangehörigkeit.
Yani Papa topraksal olarak Vatikan'ın egemenliğidir.Der Papst ist Souverän des Staates der Vatikanstadt.
Vatikan arşivlerinde Azerbaycan'a ait elyazmaları.Mit Akten aus dem vatikanischen Archiv.
6 Mart 2006 tarihinde Avustralya vatandaşı oldu.Am 6. März 2006 wurde Coetzee australischer Staatsbürger.
Bu ilandan kısa bir süre sonra, İngiliz vatandaşı olmuştur.Das bedeutet, dass er zu diesem Zeitpunkt englischer Staatsbürger gewesen sein muss.
Ekim 2012 itibarı ile Türk vatandaşlığına geçmiştir.2012 erwarb sie die türkische Staatsbürgerschaft.
Korkmaz 1987 yılında Askeri hizmetini bitirmiş ve vatanına geri dönmüştür.1987 kehrte er zu Panionios zurück und beendete seine Karriere 1991.
Bu dönemde Sali, Britanya vatandaşlığı da aldı.In dieser Zeit wurde Haag auch britischer Staatsbürger.
ABD'de vatandaş ve uyruk aynı değildir.Gemeindemitgliedschaft und Vereinsmitgliedschaft sind hier nicht identisch.
Führer, vatandaşlık belgesini şehrin Nazi lideri Albert Forster'ın elinden aldı.Zum Chef der Zivilverwaltung wurde der Danziger Gauleiter Albert Forster bestellt.
6 Şubat - Osmanlı Meclisi'nde bir Felah-ı Vatan Grubu oluşturuldu.Am 8. Februar 1990 im Haus der Patriotischen Gesellschaft.
Vatandaşlık, gerçek kişilere has kullanılır.Die Bösewichte verwandeln sich in reale Menschen.
Bazı durumlarda konsolosluk memurları ve konsoloslar temsil ettikleri ülkenin vatandaşı olmayabilir.Der Generalkonsul muss nicht unbedingt Staatsbürger des Landes sein, das er vertritt.
Örneğin, bir İspanyol vatandaşı, İsviçre'de bir İngiliz’i yaralıyor.Wie ein Engländer sein Herz an Spanien verlor.
26 Haziran 1931'de de Amerikan vatandaşlığını elde etti.Am 10. Februar 1936 erhielt er die amerikanische Staatsbürgerschaft.
Aynı zamanda İspanya vatandaşı oldu.Andererseits wurde er aber auch als spanischer Staatsbürger diskriminiert.
Hindistan vatandaşlarının Nepal seyahatlerine vize almasına gerek yoktur.Das Auswärtige Amt warnt jedoch vor Reisen nach Nepal.
1929 yılında ailesi Fransız vatandaşlığına geçti.1924 folgte ihm die Familie, die 1929 die französische Staatsbürgerschaft erhielt.
Abramoviç Rus ve İngiliz çifte vatandaşlığına sahiptir.Dabrowski besitzt die polnische und die deutsche Staatsangehörigkeit.
Askerlik hizmetinin vatani bir vazife olduğu ilan edilerek zorunlu askerlik başlatıldı.Die im Grundgesetz vorgesehene militärische Dienstpflicht wurde ausgesetzt.
Aynı zamanda Rusya vatandaşıdır.Armaș ist auch russischer Staatsbürger.
Vatanı Çin’dir.Seine Heimat ist China.
Ayrıca her yıl çok sayıda İran vatandaşı turist olarak Türkiye'yi ziyarete gelmektedir.Zudem kommt ein Großteil der Touristen, die Albanien jährlich besuchen, aus dem Kosovo.
Kendisi eski bir porno yıldızıdır, ayrıca bir Amerikan vatandaşıdır.Er ist kurdischer Abstammung und hat die US-amerikanische Staatsbürgerschaft.
Vatandaşlık işleri İçişleri Bakanlığı'nca yürütülür.Haarsträubende Personalpolitik im Innenministerium.
Katar vatandaşı olmayanların bu yasa tahtında cezalandırılmaları ile ilgili tanınmış durumlar vardır.Es gibt bekannte Fälle, in denen auch Nicht-Bürger Katars unter das Strafgesetz gestellt wurden.
II. Vatikan Konsili'nden (1962 - 1965) sonra Katolikler'le de dostça ilişkiler kuruldu.Erst das Zweite Vatikanische Konzil (1962–1965) erlaubte weibliche Ministranten.
Beguineler Vatikan tarafından kabul görmemişlerdi.Erzbischof Ye wurde vom Vatikan nie anerkannt.
Vatandaşın politik katılım hakkı vardır.Das Publikum hat sowieso genug von Politik.
Beş yıl boyunca Einstein vatansızdı.Nicholas ist seit einem Jahr Witwer.
Türk vatandaşlığına geçen Okocha, Muhammed Yavuz adını almıştır.Sein türkischer Name ist Muhammed Yavuz.
Vatandaşı David Coulthard ise üçüncü oldu.Neuer Führender war somit David Coulthard.
Köpekbalıkları ve vatozlar Avrupa sularında çok nadir bulunur.Polarfüchse und Waschbären sind eher selten anzutreffen.
Türk siyasal yaşamında cepheleşmelere bir örnek: Vatan Cephesi.Kurztherapie einer türkischen Familie, in: Familiendynamik.
1993'te ABD vatandaşlığını elde etti.1993 erhielt er die Staatsbürgerschaft der Vereinigten Staaten.