Ana içeriğe geç
Sözlük

vasat ile cümle

vasat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Onun İngilizcedeki yeteneği vasatın üzerinde.His ability in English is above average.
Biz vasattık.We were mediocre.
Bu çocuk vasattan daha zeki.This kid is smarter than average.
Bu, vasattır.It's mediocre.
Tom vasat bir ressamdır.Tom is a mediocre painter.
Ne kadar da vasat propaganda!What mediocre propaganda!
Sence ben vasat mıyım?Do you think I'm average?
Filmin konusunu beğendim ama oyunculuk vasattı.I liked the theme of the movie, but the acting was mediocre.
Tom garanti girerim diye düşündüğü vasat okulların bile hiçbirine giremedi.Tom didn't even get into any of his safety schools.
Bu stadyumun tesis ve imkânları çok vasat.This stadium's facilities leave much to be desired.
Tom vasatın teki.Tom's just an also-ran.
Paran ancak vasat bir avukata yetiyorsa, iki yılını hapiste geçirebilirsin.And if you can afford only a mediocre attorney you might wind up two years in jail.
Ancak felaketlerin yerine vasatlığı garanti ederler.But what they assure in its place is mediocrity.
Aslında vasat bir dövüşçüsün !In fact, you are a mediocre fighter!
Biraz vasat görünümlü bir yusufçuk.It's a rather mediocre looking dragonfly.
Her açıdan büyük vasatlık.Big mediocrity in every way.
Tersini düţünün, harika bir teknolojiye sahipsiniz, ancak ekip vasat.As opposed to if you have a great technology, and a mediocre team.
Kuzey Amerika standartlarına göre vasat bir ödülIn Madurai, a reward that is modest in North American standards, is more meaningful there.
Listenin devamında vasat projeler, iyi projeler ve çok iyi projeler yer alıyor.Then there's fair projects, good projects and very good projects.
Hırvatistan AB'den Vasat Not AldıCroatia Receives Mediocre Grades from EU
Bir kasaba doktorudur ama diğer her şeyde olduğu gibi mesleğinde de vasattır.He is a country doctor by profession but is, as in everything else, not very good at it.
1955 ila 1958 yılları arasında, Hiort af Ornäs yeniden Stockholm Vasateater grubuna katıldı.Von 1955 bis 1958 schloss sich Hiort af Ornäs erneut dem Ensemble des Stockholmer Vasateatern an.
Oyun eleştimenlerince vasat bir oyun olduğu yönünde değerlendirme yapılmıştır.Aus diplomatischen Gründen wurde wohl entschieden, das Spiel als Unentschieden zu werten.
Buna rağmen diğer oyunlardan ana farkı Crysis'i oynayan vasat oyuncuların oyun öncesi konuyu bilmemesidir.Somit wird das Hauptspiel Crysis nicht zum Spielen benötigt.
En kötü ihtimalle vasat bir not alır.Au pire, il aura une note moyenne.
Ben dönüyorum kendi bedenime, sen vasat birine." sözlerinden oluşur.Retournez à votre travail, quel qu'il soit, qui que vous soyez ».
Oyun eleştimenlerince vasat bir oyun olduğu yönünde değerlendirme yapılmıştır.Sostiene que el juego está abierto al fraude.
Vasat işletme koşullarında %3.5 yağlı 4 ton dolayında laktasyon verimine sahiptir.Antes de que la leche pase a cualquier proceso, debe tener 3,5 % de contenido graso.
Oldukça vasat bir çalışma olan bu eser İmparator VII. Mihail'in emriyle hazırlanmıştır.È molto mediocre e fu composto per ordine dell'imperatore Michele VII Parapinace.
Dolayısıyla bu yöntemde üretilen namlular hem çok kaliteli hem de çok vasat olabilirler."I viaggi fatti in questo modo sono piuttosto noiosi e lunghi.
Bunlardan vasati olarak günde 7 kişi ölüyor.Этим парням на улице смерть грозит каждый день.
Oyun eleştimenlerince vasat bir oyun olduğu yönünde değerlendirme yapılmıştır.Важным достоинством игры критики посчитали графику.
Dolayısıyla bu yöntemde üretilen namlular hem çok kaliteli hem de çok vasat olabilirler.Ou seja, os prejuízos sociais que tal indivíduo sofrerá serão grandes e bastante reais.
Ben dönüyorum kendi bedenime, sen vasat birine." sözlerinden oluşur.“Eu quero devolver para o meu povo, para o povo da minha cidade, a cidade que me adotou.
Vasat bestelerin üzerine çok uçuk düzenlemeler yapılmış." şeklinde görüş bildirdi."Jag vill öka världens förråd av mjukheter", sade han.
Dolayısıyla bu yöntemde üretilen namlular hem çok kaliteli hem de çok vasat olabilirler.Naproti tomu plodenství těchto druhů jsou již vzpřímená a přístupná i zeshora.
Toplam üretiminden sadece birkaç eser birinci sınıf ve son derece özgündür; kalanlar vasat veya zayıftır."Două lucruri sunt certe – e foarte frumoasă și foarte inteligentă, restul depinde de timp, de împrejurări ."
Vasat bir sezonun ardından Brezilya'ya dönmüştür.S-a întors la ȚSKA după un sezon.
Dolayısıyla bu yöntemde üretilen namlular hem çok kaliteli hem de çok vasat olabilirler.Astfel, abilitățile pot fi generale dar și extrem de specifice.
Takım 50'li ve 60'lı yılları başarıdan uzak, vasat bir şekilde geçirdi.1950'erne og 1960'erne fulgte en periode uden den store succes.
Dolayısıyla bu yöntemde üretilen namlular hem çok kaliteli hem de çok vasat olabilirler.Siapa pun yang berjalan di lokasi kejadian pasti sangat berhati-hati atau sangat beruntung.
Bunlardan vasati olarak günde 7 kişi ölüyor.Trung bình mỗi ngày có sáu người bị sát hại.
E11 torpidosu kruvazöre vasattan çarptı.플라이급 타이틀 11차방어에 성공하였다.
Bunlardan vasati olarak günde 7 kişi ölüyor.To predstavuje dve úmrtia každú minútu.
Bunlardan vasati olarak günde 7 kişi ölüyor.Pagal nutylėjimą piliečiai turi 3 pranešimų per dieną limitą.
Ancak felaketlerin yerine vasatlığı garanti ederler.Aber sie garantieren an Stelle dessen die Mittelmäßigkeit.
Ancak felaketlerin yerine vasatlığı garanti ederler.Ale co dają w zamian, to przeciętność.
Ancak felaketlerin yerine vasatlığı garanti ederler.Ale co zajišťují především je průměrnost.
Ancak felaketlerin yerine vasatlığı garanti ederler.Ale namiesto toho zaručujú priemernosť.
Ancak felaketlerin yerine vasatlığı garanti ederler.Dar ceea ce ne asigură ele în schimb este mediocritatea.
Ancak felaketlerin yerine vasatlığı garanti ederler.De amit cserébe nyújtanak: a középszerűség.
Ancak felaketlerin yerine vasatlığı garanti ederler.하지만 결국에 보장되는 것은 틀에 박힌 평범함 뿐이죠.
Ancak felaketlerin yerine vasatlığı garanti ederler.Ma al posto dei disastri ciò che essi assicurano è la mediocrità.
Ancak felaketlerin yerine vasatlığı garanti ederler.Maar waar ze ons daarvoor in de plaats ook van verzekeren is middelmatigheid.
Ancak felaketlerin yerine vasatlığı garanti ederler.Mais ce qu'ils assurent à la place est la médiocrité.
Ancak felaketlerin yerine vasatlığı garanti ederler.Men de ersätter dem med medelmåttighet.
Ancak felaketlerin yerine vasatlığı garanti ederler.Men hvad de forsikrer i stedet for, er middelmådighed.
Ancak felaketlerin yerine vasatlığı garanti ederler.Nhưng những gì họ đảm bảo là tính cơ bản.
Ancak felaketlerin yerine vasatlığı garanti ederler.Pero lo que aseguran es la mediocridad.
Ancak felaketlerin yerine vasatlığı garanti ederler.Por outro lado, asseguram a mediocridade.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod