Hatta bahsettiği kimselerin vasıfları arasında yoksulluk son sıralardaydı.力と知恵と熱意のある起業家が
Her açıdan büyük vasatlık.Đánh giá kiểu gì thì cũng là một sự thất vọng lớn.
Her açıdan büyük vasatlık.D'une médiocrité absolue,
Her açıdan büyük vasatlık.Eu scriu codul care i se potriveste lumii azi. Mare mediocritate in toate felurile.
Her açıdan büyük vasatlık.Gran mediocridad en todos lados.
Her açıdan büyük vasatlık.Großes Mittelmaß in allen Gassen.
Her açıdan büyük vasatlık.In elk opzicht middelmatig
Her açıdan büyük vasatlık.중간정도 수준으로 모두에게 말이야
Her açıdan büyük vasatlık.Przeciętny w każdym calu.
Her açıdan büyük vasatlık.Una grande mediocrità in tutti i sensi.
Her açıdan büyük vasatlık.Μεγάλη μετριότητα από κάθε άποψη.
Her açıdan büyük vasatlık.Большая посредственность во всех проявлениях.
Her açıdan büyük vasatlık.Много посредственост във всеки смисъл.
Her açıdan büyük vasatlık.בינוניות ענקית בכל אופן.
Her açıdan büyük vasatlık.كبير و متوسط الجودة من كل ناحية.♪♫♪
Her açıdan büyük vasatlık.僕らは世界支配態勢に入った
İkinci şey ise nesnelerin vasıtasızlığı.הדבר השני הוא המיידיות של החפצים.
İkinci şey ise nesnelerin vasıtasızlığı.الأمر الثاني هو فورية الأشياء.
İkinci şey ise nesnelerin vasıtasızlığı.Al doilea e caracterul imediat al lucrurilor.
İkinci şey ise nesnelerin vasıtasızlığı.A második a dolgok azonnali volta.
İkinci şey ise nesnelerin vasıtasızlığı.A segunda coisa é a urgência dos objetos.
İkinci şey ise nesnelerin vasıtasızlığı.Det andra är omedelbarheten av saker.
İkinci şey ise nesnelerin vasıtasızlığı.Drugą rzeczą jest dostępność i szybkość urządzeń.
İkinci şey ise nesnelerin vasıtasızlığı.Het tweede punt is de directheid van objecten
İkinci şey ise nesnelerin vasıtasızlığı.두번째는 물체의 즉시성입니다.
İkinci şey ise nesnelerin vasıtasızlığı.La seconda è l'immediatezza degli oggetti
İkinci şey ise nesnelerin vasıtasızlığı.La seconde, c'est l'immédiateté des objets.
İkinci şey ise nesnelerin vasıtasızlığı.Lo segundo es la inmediatez de los objetos.
İkinci şey ise nesnelerin vasıtasızlığı.Второе - это непосредственность объектов.
İkinci şey ise nesnelerin vasıtasızlığı.Второто е непосредствеността на обектите.
İkinci şey ise nesnelerin vasıtasızlığı.ここで私が言いたいことは 電話機が小さくなるほど
İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir.Cere, în primul rând, o acţiune-- trebuia să fi făcut o decizie în primul rând.
İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir.Det kræver, for det første, handlen -- vi skal til at begynde med have taget en beslutning.
İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir.Először is szüség van tevékenységre -- elsősorban döntést kellett hoznunk.
İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir.Em primeiro lugar, agir — tivemos que ter tomado uma decisão.
İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir.En primer lugar, requiere de agencialidad, es decir, tuvimos que tomar una decisión.
İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir.Es verlangt als erstes Handungsfähigkeit - wir mussten initial eine Entscheidung treffen.
İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir.Ha bisogno, in primo luogo, di un'azione - dobbiamo prima di tutto aver preso decisioni.
İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir.Il nécessite, tout d'abord la capacité d'agir - nous avons dû prendre une décision en premier lieu.
İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir.그것은 우선, 주체가 필요합니다. 일단 우리가 뭔가 결정을 내려야 하죠
İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir.Pertama-tama itu membutuhkan perantara -- kita harus membuat keputusan.
İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir.Ten eerste is handelend vermogen nodig -- we moeten eerst een beslissing nemen.
İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir.Thứ nhất, nó yêu cầu một hoạt động trung gian -- trước hết chúng ta phải lập một quyết định.
İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir.Vyžaduje, v první řadě, zprostředkování -- musíme se nejprve nějak rozhodnout.
İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir.Wymaga, po pierwsze, działania -- musieliśmy w o ogóle podjąć jakąś decyzję.
İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir.Χρειάζεται, πρώτα από όλα, ενέργεια -- έπρεπε να πάρουμε μια απόφαση σε πρώτη φάση.
İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir.Воно вимагає впливу, передусім - ми маємо прийняти рішення спершу.
İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir.Во-первых, необходимо наличие какого либо действия - для начала мы должны принять решение.
İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir.На първо място изисква средство -- трябва на първо място да вземем решение.
İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir.קודם כל, דרושה פעולה - אנו צריכים לקחת החלטה מסוימת.
İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir.يتطلب أولاً، فكر مُنظم أو قوة -- علينا أن نتخذ قرار فى البداية.
İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir.そして第二に、想像力が必要です。
İşgücünün neredeyse üçte birini oluşturan 80 milyon kişi vasıfsızdır. AB, bunu değiştirmeye çalışmaktadır.Téměř třetina pracovních sil – 80 milionů osob – je nekvalifikovaných a Evropská unie již připravuje změnu.
İşgücünün neredeyse üçte birini oluşturan 80 milyon kişi vasıfsızdır.Bijna een derde deel van de beroepsbevolking — 80 miljoen mensen — is ongeschoold.
İşgücünün neredeyse üçte birini oluşturan 80 milyon kişi vasıfsızdır.Næsten en tredjedel af arbejdsstyrken — 80 millioner mennesker — er ufaglærte.
İşgücünün neredeyse üçte birini oluşturan 80 milyon kişi vasıfsızdır.Nahezu ein Drittel der Erwerbsbevölkerung – 80 Millionen Menschen – verfügt über keinen Ausbildungsabschluss.
İşgücünün neredeyse üçte birini oluşturan 80 milyon kişi vasıfsızdır.Prawie jedna trzecia siły roboczej – 80 mln ludzi – posiada niskie kwalikacje.
İşgücünün neredeyse üçte birini oluşturan 80 milyon kişi vasıfsızdır.Skoraj tretjina delovne sile, to je 80 milijonov ljudi, je nekvalicirana.
İşgücünün neredeyse üçte birini oluşturan 80 milyon kişi vasıfsızdır.Takmer tretina pracovnej sily, 80 miliónov ľudí, je nekvali-kovanou pracovnou silou.
Ivan VasicIvan Vasic