Bu noktalar insanların vasıflarını sergiliyor.Точките показват човешки качества.
Bu noktalar insanların vasıflarını sergiliyor.הנקודות מפגינות תכונות אנושיות. יש להם סוג של פיזיקה משלהם,
Bu noktalar insanların vasıflarını sergiliyor.النقاط تعكس جودة الإنسان. أنهم نوعاً ما لديهم أنشطتهم الخاصة،
Bu noktalar insanların vasıflarını sergiliyor.まるで生命の世界を探検するように、群がって動き回ります
Bunu durum çalışmaları vasıtasıyla yapıyoruz.Estamos haciendo esto a través de unos estudios de caso.
Bunu durum çalışmaları vasıtasıyla yapıyoruz.Et nous le faisons au moyen d'études de cas.
Bunu durum çalışmaları vasıtasıyla yapıyoruz.그리고 우리는 몇몇 사례 연구들을 통해 이 일을 하고 있는 중입니다.
Bunu durum çalışmaları vasıtasıyla yapıyoruz.Per trovare una risposta abbiamo condotto alcuni studi specifici.
Bunu durum çalışmaları vasıtasıyla yapıyoruz.Realizăm asta prin cazuri de studiu.
Bunu durum çalışmaları vasıtasıyla yapıyoruz.Skupiając się na konkretnych przypadkach.
Bunu durum çalışmaları vasıtasıyla yapıyoruz.Temos feito isto através de alguns estudos de caso.
Bunu durum çalışmaları vasıtasıyla yapıyoruz.Und wir machen dies anhand einiger Fallbeispiele.
Bunu durum çalışmaları vasıtasıyla yapıyoruz.Мы делаем это с помощью некоторых тематических исследований.
Bunu durum çalışmaları vasıtasıyla yapıyoruz.Правим това чрез някои изследвания на случаи.
Bunu durum çalışmaları vasıtasıyla yapıyoruz.ואנחנו עושים את זה דרך מקרי מחקר.
Bunu durum çalışmaları vasıtasıyla yapıyoruz.ونحن نقوم بهذا من خلال بعض الحالات الدراسية.
Bunu durum çalışmaları vasıtasıyla yapıyoruz.私たちは多くの労力を使い
Bunun için, biz hali hazırda bir ortaklık kurduk, TED vasıtasıyla -- yani TED topluluğundan birileriyle,Așa că, de fapt, am realizat deja un parteneriat, prin intermediul TED... cineva din comunitatea TED,
Bunun için, biz hali hazırda bir ortaklık kurduk, TED vasıtasıyla -- yani TED topluluğundan birileriyle,Bueno, ya hemos establecido una relación mediante el proyecto TED-- alguien de la comunidad TED,
Bunun için, biz hali hazırda bir ortaklık kurduk, TED vasıtasıyla -- yani TED topluluğundan birileriyle,Cho nên chúng tôi thực ra đã đã có một cộng sư, thông qua một người từ cộng đồng TED,
Bunun için, biz hali hazırda bir ortaklık kurduk, TED vasıtasıyla -- yani TED topluluğundan birileriyle,Donc nous avons déjà créé un partenariat, développé à travers TED, quelqu'un de la communauté TED,
Bunun için, biz hali hazırda bir ortaklık kurduk, TED vasıtasıyla -- yani TED topluluğundan birileriyle,그래서 우리는 이미 실제로 동료애를 만들어왔고, TED를 통해 세워졌죠 -- TED 공동체로부터의 누군가를요,
Bunun için, biz hali hazırda bir ortaklık kurduk, TED vasıtasıyla -- yani TED topluluğundan birileriyle,TEDのスタッフから ある非営利団体で
Bunun için, biz hali hazırda bir ortaklık kurduk, TED vasıtasıyla -- yani TED topluluğundan birileriyle,Vlastně už jsme uzavřeli partnerství, založené prostřednictvím někoho z komunity TEDu,
Bunun için, biz hali hazırda bir ortaklık kurduk, TED vasıtasıyla -- yani TED topluluğundan birileriyle,We hebben al een samenwerkingsverband, via TED -- iemand uit de TED-gemeenschap,
Bunun için, biz hali hazırda bir ortaklık kurduk, TED vasıtasıyla -- yani TED topluluğundan birileriyle,Ние вече създадохме партньорство чрез ТЕD някой от ТЕD общността,
Bunun için, biz hali hazırda bir ortaklık kurduk, TED vasıtasıyla -- yani TED topluluğundan birileriyle,У нас уже появились компаньоны, которых мы нашли через TED сообщество.
Bunun için, biz hali hazırda bir ortaklık kurduk, TED vasıtasıyla -- yani TED topluluğundan birileriyle,אז כבר יצרנו שותפות למעשה, שנעשתה דרך TED -- מישהו מקהילת TED,
Bunun için, biz hali hazırda bir ortaklık kurduk, TED vasıtasıyla -- yani TED topluluğundan birileriyle,لذا فقد إقمنا شراكة بالفعل، أسسناها عبر تيد -- شخص ما من مجتمع تيد،
Bu sınıfta bilgisayarların... ...basit vasıflarını inceleyeceğiz.Il est destiné à tous les publics.
Bu sualtı yapıları, okyanus akıntılarını, türbinler vasıtasıyla... ...temiz enerji kaynaklarına dönüştürür.Nämä vedenalaiset rakennelmat ohjaavat osan meren virtauksista turbiinien läpi ja luovat puhdasta energiaa.
Bu sualtı yapıları, okyanus akıntılarını, türbinler vasıtasıyla... ...temiz enerji kaynaklarına dönüştürür.Te podvodne strukture pretvorijo del oceanskih tokov skozi turbine za proizvodnjo čistih virov moči.
Bu sualtı yapıları, okyanus akıntılarını, türbinler vasıtasıyla... ...temiz enerji kaynaklarına dönüştürür.Te podwodne struktury przetwarzają część prądów oceanicznych poprzez turbiny aby wygenerować czystą energię.
Bu sualtı yapıları, okyanus akıntılarını, türbinler vasıtasıyla... ...temiz enerji kaynaklarına dönüştürür.Tyto podvodní konstrukce konvertují část oceánských proudů pomocí turbín a generují tak čisté zdroje energie.
Bu sualtı yapıları, okyanus akıntılarını, türbinler vasıtasıyla... ...temiz enerji kaynaklarına dönüştürür.Тези подводни структури ще насочват част от океанските течения към турбини, които да генерират чиста енергия.
Bu sualtı yapıları, okyanus akıntılarını, türbinler vasıtasıyla... ...temiz enerji kaynaklarına dönüştürür.Эти подводные сооружения преобразовывают часть океанических течений в чистую энергию при помощи турбин.
Bu sualtı yapıları, okyanus akıntılarını, türbinler vasıtasıyla... ...temiz enerji kaynaklarına dönüştürür.هذه الهياكل الغاطسة تقوم بتحويل جزء من تيارات المحيطات من خلال توربينات لتوليد مصادر نظيفة للطاقة.
Bütün konuşma tercüman vasıtasıyla yapıldı çünkü malum, ben tek kelime Korece bilmiyorum.- das alles ging über die Dolmetscherin, ich spreche ja kein Wort Koreanisch -
Bütün konuşma tercüman vasıtasıyla yapıldı çünkü malum, ben tek kelime Korece bilmiyorum.아, 이건 모두 통역사를 통해서 이야기한거고 저는 한국어를 한마디도 할줄 모릅니다.
Bütün konuşma tercüman vasıtasıyla yapıldı çünkü malum, ben tek kelime Korece bilmiyorum."Luister," -- dit is allemaal via de tolk, want ik spreek geen woord Koreaans -- ik zei:
Bütün konuşma tercüman vasıtasıyla yapıldı çünkü malum, ben tek kelime Korece bilmiyorum.Quanto mais tentava falar com ele, menos amigável ele ficava.
Bütün konuşma tercüman vasıtasıyla yapıldı çünkü malum, ben tek kelime Korece bilmiyorum."Κοίταξε" -- όλα αυτά μέσω της μεταφράστριας, επειδή όπως ξέρετε δεν μιλάω Κορεάτικα -- και είπα:
Bütün konuşma tercüman vasıtasıyla yapıldı çünkü malum, ben tek kelime Korece bilmiyorum."Послушайте", -- все через переводчицу, т.к. знаете, я ни слова не говорю по-корейски --
Bütün konuşma tercüman vasıtasıyla yapıldı çünkü malum, ben tek kelime Korece bilmiyorum.והכל דרך המתורגמנית, כי אתם יודעים, אני לא מדבר מילה בקוריאנית --
Bütün konuşma tercüman vasıtasıyla yapıldı çünkü malum, ben tek kelime Korece bilmiyorum.كان هذا كله عن طريق المترجمة، لأن هذا كله، تعرفون، أنا لا أتحدث كلمة كورية واحدة --
Bütün konuşma tercüman vasıtasıyla yapıldı çünkü malum, ben tek kelime Korece bilmiyorum.話 始めました 「ヒョンスクに家族ができて本当にうれしいです
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.Also müssen wir uns da noch auf illegale Methoden zur Informationsbeschaffung, auf Datenlecks, verlassen.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.Dus vertrouwen we nog steeds op onwettige manieren om informatie te vergaren, via lekken.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.Încă trebuie să ne bazăm pe căi nelegitime de a obţine informaţii, prin intermediul scurgerilor de informaţii.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.불법적인 방법을 통해 정보를 얻어야 하죠. 유츌 자료 같은 겁니다.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.Nous sommes obligés d'avoir recours à des méthodes illicites pour obtenir des informations, les fuites.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.Perciò dobbiamo affidarci a modalità illegali per avere le informazioni, attraverso fughe di notizie.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.Tak pořád musíme spoléhat na protiprávní cestičky, jako úniky informací.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.Vậy là ta vẫn phải dựa vào những cách "bất hợp pháp" để có thông tin, qua rò rỉ.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.Έτσι εξακολουθούμε να βασιζόμαστε σε παράνομους τρόπους για να πάρουμε πληροφορίες, μέσω διαρροών.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.И нам по-прежнему приходится полагаться на незаконные способы получения информации — через утечки.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.Тому нам доведеться отримувати інформацію незаконним шляхом, від інформаторів.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.דרכים לא חוקיות של קבלת מידע, באמצעות הדלפות.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.الطرق غير الشرعية في الحصول على المعلومات ، عبر التسريبات.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.情報リークなど 違法な手段に頼る他ないのが現状です 例えば ガーディアン紙が アフガン戦争について