Ana içeriğe geç
Sözlük

varmaya ile cümle

varmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Nereye varmaya çalışıyorsun?What are you driving at?
Yol kalabalık bu yüzden muhtemelen söz verilen zamanda varmayacağız.The road is crowded so we probably won't get in promised time.
Fırtına vurmadan önce eve varmayacağımızı asla bir an düşünmedim.I never for a moment imagined we wouldn't get home before the storm hit.
Tom'un zamanında buraya varıp varmayacağını merak ediyorum.I wonder if Tom will get here on time.
Tom farkına varmayacak.Tom won't find out.
Böylesine rahatsız bir bireyle tartışarak bir yere varmayacaksın.You won't get anywhere by arguing with such a disturbed individual.
Kesinlikle oraya zamanında varmaya çalışacağım.I'm definitely going to try to get there on time.
Erken varmaya çalışacağım.I'll try to arrive early.
Acele etmezseniz zamanında oraya varmayacaksınız.You won't get there on time if you don't hurry.
Oraya zamanında varmaya çalışalım.Let's try and get there on time.
Tom asla çoğa varmayacak.Tom will never amount to much.
Tom hâlâ 2.30'a kadar buraya varmaya çalışıyor.Tom is still trying to get here by 2:30.
Tom'un buraya zamanında varmayacağına bahse girerim.I'll bet Tom doesn't get here on time.
Boston'a varmaya çalışıyoruz.We're trying to get to Boston.
Biz oraya asla zamanında varmayacağız.We'll never get there in time.
Acele etmezsen, oraya hava kararmadan önce varmayacaksın.If you don't hurry, you won't get there before dark.
Tom oraya erken varmaya çalışmamız gerektiğini düşündüğünü söyledi.Tom said he thought we should try to get there early.
Hepimiz bir yere varmaya çalışıyoruz.We're all trying to get somewhere.
Tom akşam yemeği için eve zamanında varmayacağını biliyordu.Tom knew that he wasn't going to get home in time for dinner.
Eve varmaya yetecek kadar benzinimiz olduğuna eminim.I'm pretty sure we have enough gas to get home.
O gök açıldı ve ruhum Tanrıya varmaya özendi".It will shock the whole world," and will "put the fear of God in us."
Joe Daniels onun çabalarını farkına varmaya başlayınca ona bazı pratik bilgiler öğretti.Daniels noticed his efforts and gave him practical instructions.
Insanlar bunun farkına varmaya başladı.People are starting to figure this out.
Bütün şehre canlı bir organizma olarak bakabileceğimin farkına varmaya başladım.I started to realize that I could look at the whole city as a living organism.
Ve başta bununla nereye varmaya çalıştığını anlamamıştım.And I didn't know where he was going with it at first.
Farkına varmaya başladım ki dünyanın belki benim için değişik planları var.I came to realize that maybe the world has different plans for me.
Onun farkına varmaya başladılar ki, burada zamansız asil Paris ve gerçek Romeo ölü yatıyordu.Of her awaking,--here untimely lay The noble Paris and true Romeo dead.
Bir kez farkına varmaya başladığında,Once you begin to recognise,
Sanırım nereye varmaya çalıştığımı anlıyorsunuz.I think you'll see where this is going.
Burada varmaya çalıştığım nokta bunun da bir suç olduğudur..The point I'm making is that it is a crime.
Varmaya çalıştığım iyi haber şu, sonuç olarak bu bazılarımızı birer kahramana dönüştürüyor.And the good news that I'm going to hopefully come to at the end is that it makes some of us heroes.
Büyük ihtimalle, Sal, bununla nereye varmaya çalışıyorsun diyorsunuzdur.You're probably saying, Sal, where are you going with this.
Bugün, gerçektir, artık dileyen, dönüp Rabbinin tapısına varmaya bir vesile edinir.That day is certain. So whosoever likes may prepare a way to his Lord.
Ey iman edenler! Allah'ın buyruğuna ters düşmekten sakının; O'na varmaya vesîle arayın.Believers, have fear of Allah and seek the means by which you come to Him.
"Konuşmak zorundayız, konuşmak istiyoruz ve anlaşmaya varmaya hazırız."We've got to talk, we want to talk and we're ready to make a deal.
Taşınmaz ordu malları konusunda anlaşmaya varmaya yetecek kadar iyi mi?Is it good enough to achieve an agreement on unmovable defence property?
O zaman bazıları yaklaşan tehlikenin farkına varmaya başladı ve ben de gözyaşlarımı tutamadım.Then some first began to perceive the imminent danger, and I myself could not refrain from tears.
Ekim 1972’de taraflar anlaşmaya varmaya yaklaşmışlardı.Été 1977, les deux associés se séparent.
O gök açıldı ve ruhum Tanrıya varmaya özendi".Entrará en el reino de los cielos, sino el que hace la voluntad de mi Padre que está en los cielos.”
Ayda bir kere bile medreseye varmayan müderrisler türemiştir.Al menos una vez al año visitaba Moscú, no se sabe con qué motivo.
O gök açıldı ve ruhum Tanrıya varmaya özendi".Avresti invece dovuto innalzare il tuo animo verso il cielo, seguendo me.
Tom'un buraya zamanında varmayacağına bahse girerim.Бьюсь об заклад, что Фома не поспеет туда вовремя.
O gök açıldı ve ruhum Tanrıya varmaya özendi".Моё тело возьмёт земля, мою душу примет небо.»
Ekim 1972’de taraflar anlaşmaya varmaya yaklaşmışlardı.و في أكتوبر 1972 ، توصلوا إلى اتفاق.
Artabanes'in babası Sittas'ın halefi Bouzes ile uzlaşmaya varmaya çalıştı, ancak Bouzes tarafından öldürüldü.O pai de Artabanes tentou negociar um acordo com o sucessor de Sitas, Buzes, mas foi morto.
O gök açıldı ve ruhum Tanrıya varmaya özendi".Deus, porém, revelou-o a nós pelo Espírito.”
Çevresindeki dünyanın daha çok farkına varmaya ve bir şair olarak olgunlaşmaya başladı.Sam otaczający człowieka świat miał się zmienić w poemat.
Albay Galip, dağa çıkarak bir antlaşmaya varmaya calışmışdır.Адмірал Грейг вирішив перетворити пагорб на парк.
Ayda bir kere bile medreseye varmayan müderrisler türemiştir.Mỗi tháng sẽ tiến hành đổi phiên một lần.
O gök açıldı ve ruhum Tanrıya varmaya özendi".איני חי אלא בהווה שאלוהים מכריח אותי לפענחו".
Ekim 1972’de taraflar anlaşmaya varmaya yaklaşmışlardı.באותו האביב הצדדים הגיעו להסכם.
İlk yerleşim dalgasının sona ermesiyle, sömürgeciler kendi masraflarına varmaya devam edeceklerdi.Ob koncu prvega vala naselitve so kolonisti prihajali za lastne stroške.
Ama büyürken, farkına varmaya başladım: sadece bana ait olan bir hayat vardı.Als ich aber älter wurde, wurde ich mir allmählich bewusst, dass ich nur ein Leben würde leben können.
Ama büyürken, farkına varmaya başladım: sadece bana ait olan bir hayat vardı.전 자라면서 이런 나약한 현실을 알게 되었고, 사람은 단지 하나의 인생만 살수 있다는 사실도 깨달았어요.
Ama büyürken, farkına varmaya başladım: sadece bana ait olan bir hayat vardı.Ma crescendo ho avuto una presa di coscienza angosciante: che non avrei vissuto più di una vita.
Ama büyürken, farkına varmaya başladım: sadece bana ait olan bir hayat vardı.Men när jag växte upp gick det sakta upp för mig, att jag inte skulle få leva något mer än ett liv.
Ama büyürken, farkına varmaya başladım: sadece bana ait olan bir hayat vardı.Pe măsură ce creşteam, am realizat treptat că nu aveam să trăiesc mai mult de o viaţă.
Ama büyürken, farkına varmaya başladım: sadece bana ait olan bir hayat vardı.אבל, ככל שהתבגרתי, ספגתי את ההבנה, שאני לא הולכת לזכות לחיות יותר ממהלך חיים אחד
Ama büyürken, farkına varmaya başladım: sadece bana ait olan bir hayat vardı.ただ1つの人生しか生きられないと 理解するようになりました つまりニューヨークの 10代の女の子であって
Amacı ne bunların? Nereye varmaya çalışıyor? Gerçekten ne yapmak istiyor?Попитайте го каква е крайната му цел, докъде иска да стигне и какво наистина иска да прави.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod