Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Y ese reconocimiento va a generar miedo en muchas personas. El reconocer la gravedad de la situación.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.И това признание ще внесе страх - приемането на сериозността на ситуацията.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.И это осознание посеет страх - страх от понимания всей серьёзности ситуации.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.І це усвідомлення посіє страх - страх від розуміння всієї серйозності ситуації.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.שהיא, למעשה, הכרה. והכרה זו תזרע פחד -- בהכרה של חומרת המצב
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.ان الاعتراف سوف يزرع الخوف اقصد الاعتراف بمدى جدية الموضوع
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.認識する事で、恐怖を生みます。 恐怖は無関心よりはましです。
Ve kimse doğru karara kendi başında varmaz.Dan tidak ada satu pun yang punya keputusan yang bijak diantara mereka.
Ve kimse doğru karara kendi başında varmaz.E nessuno ha la risposta giusta da solo,
Ve kimse doğru karara kendi başında varmaz.Il faut parler aux gens, s'asseoir, et en être poli.
Ve kimse doğru karara kendi başında varmaz.Las decisiones se logran al sentarse a hablar con la gente y siendo civilizados.
Ve kimse doğru karara kendi başında varmaz.ولا يستطيع أي شخص اتخاذ القرار السليم لوحده
Ve onlar bunun farkına bile varmaz.그들에겐 아무 차이가 없을 거예요
Ve onlar bunun farkına bile varmaz.ولن تلاحظ الفرق حينها.
Ve onlar bunun farkına bile varmaz.あなたはただの短期間のコマにしかすぎないのです
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.In tegenstelling tot overtuigend, als je reclame maakt.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.A meghatározottal ellentétben, amit a reklámok során láthatunk.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.Im Gegensatz zu bestimmt, wenn man Werbung macht.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.광고를 할 때는 단정 짓는 것의 반대가 되어야 합니다.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.L'opposé de ce que vous faites en publicité.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.Ngược lại, muốn làm quảng cáo, thông điệp phải nhất quán.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.Nu finita, cand se face publicitate.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.Opposto a conclusivo, quando si fa pubblicità.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.Opuesto a concluso, cuando estás publicitando.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.W przeciwieństwie do jednoznacznej, kiedy jest po prostu reklamą.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.В отличие от однозначности в случае рекламы.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.Противно на убедителна, когато рекламираш.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.בניגוד לחד משמעית, כשאתה מפרסם.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.علي غرار الاقناع, عندما تعلن
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.このイメージはかなり興味深いものです
Ve şimdi hatırladım her şey senin -- negatif uzayın farkına varmak çok önemli,E ricordate qualunque cosa voi siate -- è più importante rendersi conto dello spazio negativo,
Ve şimdi hatırladım her şey senin -- negatif uzayın farkına varmak çok önemli,그냥 당신의 모든 것을 기억하세요. 음악이 단지 공간의 한 부분인 것 처럼
Ve şimdi hatırladım her şey senin -- negatif uzayın farkına varmak çok önemli,ורק תזכרו כל דבר שאתם -- זה יותר חשוב להבין
Ve şimdi hatırladım her şey senin -- negatif uzayın farkına varmak çok önemli,وتذكروا فقط كل ما أنتم عليه -- من المهم أكثر إدراك
Ve şimdi hatırladım her şey senin -- negatif uzayın farkına varmak çok önemli,あなた自身という概念を ネガティブなスペースに気付くことが より重要なのは 音楽はスペースを 分割するに過ぎないからです
Yani aydınlanmak, tamamen bu hakikatin farkına varmaktır.Así pues despertar significa estar completamente consciente y despierto a esta verdad.
Yani aydınlanmak, tamamen bu hakikatin farkına varmaktır.Dus, ontwaken betekent: volledig gewaar zijn en wakker voor deze Waarheid.
Yani aydınlanmak, tamamen bu hakikatin farkına varmaktır.Então despertar significa ser completamente consciente e desperto para esta verdade.
Yani aydınlanmak, tamamen bu hakikatin farkına varmaktır.Så uppvaknande betyder att vara fullständigt medveten om och vaken till denna sanning.
Yani aydınlanmak, tamamen bu hakikatin farkına varmaktır.Tehát a felébredés erre az igazságra való teljes tudatosságot és ráébredettséget jelenti.
Yani bu sefer kadına varması 10 dakika daha az sürdü.Det tog det ham 10 minutter mindre at nå hende den her gang.
Yani bu sefer kadına varması 10 dakika daha az sürdü. Peki normalde onu kaçta alıyor?Entonces, a él le llevó 10 minutos menos llegar hasta su mujer en esta ocasión.
Yani bu sefer kadına varması 10 dakika daha az sürdü.Quindi ci ha messo 10 minuti in meno a raggiungerla questa volta.
Yani bu sefer kadına varması 10 dakika daha az sürdü.남편이 베브를 만난 건 운전한 지 t-10분이 지난 후였습니다
Yani bu sefer kadına varması 10 dakika daha az sürdü.Tehát 10 perccel kevesebb idejébe telt odaérni a feleséghez.
Yani bu sefer kadına varması 10 dakika daha az sürdü.Tentokrát tedy potkal Ron Bev o 10 minut dříve než jindy.
Yani bu sefer kadına varması 10 dakika daha az sürdü.Tentoraz teda stretol Ron Bev o 10 minút skôr ako inokedy.
Yani bu sefer kadına varması 10 dakika daha az sürdü.To zabrało mu 10 minut mniej, aby do niej dotrzeć w tym czasie.
Yani bu sefer kadına varması 10 dakika daha az sürdü.Така са му трябвали 10 минути по-малко, за да стигне до нея по това време.
Yani bu sefer kadına varması 10 dakika daha az sürdü.То есть это заняло у него на 10 минут меньше чтобы забрать ее
Yani bu sefer kadına varması 10 dakika daha az sürdü.だから何時に彼は彼女に会いましたか?
Yani eve saat 6 artı t -ki bu gayet basit- eksi 20 dakikada varmacaklar, değil mi?20分早いので、ここです。 彼らは 20 分早く家に到着します。
Yani eve saat 6 artı t -ki bu gayet basit- eksi 20 dakikada varmacaklar, değil mi?그렇다면 보통 도착하는 6시+t분에서 20분 뺀 시각에 도착한 것입니다
Yani eve saat 6 artı t -ki bu gayet basit- eksi 20 dakikada varmacaklar, değil mi?Quindi arrivano alle, potresti dire, 6 + t --- che e' questo --- meno 20 minuti, giusto?
Yani eve saat 6 artı t -ki bu gayet basit- eksi 20 dakikada varmacaklar, değil mi?Takže dorazia povedzme o 6:00 plus "t", ako tu hore, ale mínus 20 minút, že?
Yani eve saat 6 artı t -ki bu gayet basit- eksi 20 dakikada varmacaklar, değil mi?Takže dorazí řekněme v 6 hodin plus "t" jako tady nahoře mínus 20 minut, že?
Yani eve saat 6 artı t -ki bu gayet basit- eksi 20 dakikada varmacaklar, değil mi?Vagyis mondhatjuk, hogy úgy fognak megérkezni, hogy 6 óra plusz t -- ez csak ez itt -- mínusz 20 perc, igaz?
Yani eve saat 6 artı t -ki bu gayet basit- eksi 20 dakikada varmacaklar, değil mi?Така можем да кажем, че ще пристигнат в, да кажем, 6 часа плюс t-това е точно това-минус 20 минути, нали така?
Yani eve saat 6 artı t -ki bu gayet basit- eksi 20 dakikada varmacaklar, değil mi?То есть мы можем сказать, в 6 часов плюс t минус 20 минут, так?
Yeremya Serayaya şöyle dedi: ‹‹Babile varır varmaz bütün bu sözleri okumayı unutma.A tedy Jeremiáš povedal Seraiášovi: Keď prijdeš do Babylona, budeš hľadieť a prečítaš všetky tieto slová