varlık ile cümle
varlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu tür faaliyetlerin bir önceki varlıklı fanatikleri artık sponsor olmak için eskisi kadar cömert değiller.المتعصبين الأثرياء الذين كانوا سابقاً يرعون هذا النوع من النشاط الآن أصبحوا أقل كرماً
Bu tür faaliyetlerin bir önceki varlıklı fanatikleri artık sponsor olmak için eskisi kadar cömert değiller.今ではそのような活動への 出資を渋り始めています これをどう考えるべきでしょう?
Bu tür varlıklara sebep vermeden yasak koyamazsın.No puedes prohibir sin razón ese ser
Bu tür varlıklara sebep vermeden yasak koyamazsın. O kadar ilkel değiliz.Man kann nicht einfach grundlos etwas verbieten, denn so primitiv sind wir nicht.
Bu tür varlıklara sebep vermeden yasak koyamazsın. O kadar ilkel değiliz.Non puoi proibire senza ragione a esseri simili, non siamo poi così primitivi.
Bu tür varlıklara sebep vermeden yasak koyamazsın. O kadar ilkel değiliz.Vous ne pouvez pas interdire sans raison à un tel être, nous ne sommes pas si primitifs.
Bu tür varlıklara sebep vermeden yasak koyamazsın.Δεν μπορείς να απαγορεύεις χωρίς λόγο ένα τέτοιο είδος
Bu tür varlıklara sebep vermeden yasak koyamazsın.Не можете да забранявате на такова създание, без да имате основание.
Bu tür varlıklara sebep vermeden yasak koyamazsın.人間は、そう愚かではない。
Bu vadi Güneş, Ay ve Dünya'nın varlıkları dolayısıyla oluşmuştur.이러한 골짜기는 태양, 달, 지구 등이 공간에 존재함으로써 만들어진 것이죠.
Bu vadi Güneş, Ay ve Dünya'nın varlıkları dolayısıyla oluşmuştur.שהשמש והירח וכדור הארץ יכולים כולם ליצור מתוקף נוכחותם.
Bu vadi Güneş, Ay ve Dünya'nın varlıkları dolayısıyla oluşmuştur.و الذي تشكل بسبب وجود الشمس و القمر و الأرض في الفراغ.
Bu vadi Güneş, Ay ve Dünya'nın varlıkları dolayısıyla oluşmuştur.全体像を見てみましょう
Bu varlık hiç korkunç değildi, doğrusu, çok rahatlatıcıydı. Rüya görüyor gibiydim ama uyanıktım.Questa presenza non era,spaventosa,anzi era molto confortante al momento era come sognare ma ero sveglio.
Bu varlık hiç korkunç değildi, doğrusu, çok rahatlatıcıydı.Всъщност беше много успокояващо. Все едно сънувах, но бях будна.
Bu varlıkların bilançoda ilk gösterildikleri değerin %6'sı eder bu. . .V podstatě co Lone Star udělal, protože Lone Star vlastní aktiva jiná než toto aktivum, které nyní kupuje.
Bu varlıkların biri bizim hapishanemizdir.A jednou z týchto entít sú naše väznice.
Bu varlıkların biri bizim hapishanemizdir.Dan salah satu benda itu adalah penjara kita.
Bu varlıkların biri bizim hapishanemizdir.Ein Gebilde dieser Art sind unsere Gefängnisse.
Bu varlıkların biri bizim hapishanemizdir.En een van die dingen zijn onze gevangenissen.
Bu varlıkların biri bizim hapishanemizdir.És az egyik ilyen entitás a börtöneink.
Bu varlıkların biri bizim hapishanemizdir.Jednym z nich są więzienia.
Bu varlıkların biri bizim hapishanemizdir.그것들 중 하나는 감옥입니다.
Bu varlıkların biri bizim hapishanemizdir.Một trong những thực thể đó là các nhà tù của chúng ta.
Bu varlıkların biri bizim hapishanemizdir.Şi una din aceste entităţi sunt închisorile noastre.
Bu varlıkların biri bizim hapishanemizdir.Uma dessas entidades são as nossas prisões.
Bu varlıkların biri bizim hapishanemizdir.Una di queste entità è rappresentata dalla popolazione carceraria.
Bu varlıkların biri bizim hapishanemizdir.Une de ces entités est nos prisons.
Bu varlıkların biri bizim hapishanemizdir.Yksi niistä kokonaisuuksista ovat vankilamme.
Bu varlıkların biri bizim hapishanemizdir.Y una de ellas son nuestras cárceles.
Bu varlıkların biri bizim hapishanemizdir.Και μία από αυτές τις οντότητες είναι οι φυλακές μας.
Bu varlıkların biri bizim hapishanemizdir.И едно от тези неща са нашите затвори.
Bu varlıkların biri bizim hapishanemizdir.Один из таких объектов — наши тюрьмы.
Bu varlıkların biri bizim hapishanemizdir.Один із таких об'єктів - наші в'язниці.
Bu varlıkların biri bizim hapishanemizdir.ואחת מהיישויות האלו הם בתי הכלא שלנו.
Bu varlıkların biri bizim hapishanemizdir.و احدى الكيانات هذه هي السجون.
Bu varlıkların biri bizim hapishanemizdir.刑務所は法を犯した人が
Bu varlıkların nezaketini, zekasını, cömertliğini ve barışçıllıklarını biliyorum.Ich bin eine der Glücklichen. Ich kenne unsere Galaktische Familie.
Bu varlıkların nezaketini, zekasını, cömertliğini ve barışçıllıklarını biliyorum.Ik ben een van die gelukkigen Ik ken onze galactische familie.
Bu varlıkların nezaketini, zekasını, cömertliğini ve barışçıllıklarını biliyorum.Šì"Ñ AŠ'ŽÓ Aˆ¤"ð"à"Á"Ä A "æ"¤"±"¢"ç"Á"µ"á"¢ A ˆê "É lŠÔ"Æ"n‹..."É"Î"·"é ƒT [ƒrƒX"ðŽÀ s"µ"Ü"µ"å"¤ A
Bu varlıkların nezaketini, zekasını, cömertliğini ve barışçıllıklarını biliyorum.Я знаю, что эти существа являются добрыми, разумными, великодушными и мирными.
Bu varlıkların nezaketini, zekasını, cömertliğini ve barışçıllıklarını biliyorum.,אני יודעת שישויות אלה הן טובות .אינטליגנטיות, נדיבות ושלוות
Bu yeni kuruma tüm bu mal varlıklarını dahil ediyor.A vloží do ní všechna tato aktiva.
Bu yeni kuruma tüm bu mal varlıklarını dahil ediyor.そして、他の1億株を発行します。
Bu yerden gelen bir varlık, burada seninle.Eine Gegenwärtigkeit ist hier mit dir, die von diesem Ort kommt.
Bu yerden gelen bir varlık, burada seninle.Este o prezență aici, cu tine, ce provine din acest loc.
Bu yerden gelen bir varlık, burada seninle.Iets is hier bij jou aanwezig dat van deze plek afkomstig is.
Bu yerden gelen bir varlık, burada seninle.Obecnośc jest tutaj z Tobą, przychodzi z tej przestrzeni.
Bu yerden gelen bir varlık, burada seninle.Přítomnost, která pochází z tohoto místa, je tu s vámi.
Bu yerden gelen bir varlık, burada seninle.Tämä hetki on sinussa ja se tulee siitä paikasta.
Bu yerden gelen bir varlık, burada seninle.Una presencia esta aquí contigo, que viene de este lugar.
Bu yerden gelen bir varlık, burada seninle.Une présence est ici avec toi... qui provient de ce lieu.
- Bu yüce varlık niye böyle olmak zorunda? - Çünkü hayat zor ve hikaye uydurmanız gerekiyor.- Животът е тежък и трябва да измисляме истории.
- Bu yüce varlık niye böyle olmak zorunda?[Ospite]perchè questo essere supremo dovrebbe essere come...
- Bu yüce varlık niye böyle olmak zorunda?¿Por qué este ser supremo tiene que ser...
Büyük bir aşk vardı, adı Boy Capel'di. İngiliz, varlıklı ve kültürlü, tam da hayallerindeki erkekti.Eine große Liebe namens Boy Capel, ein Engländer, reich und gebildet.
Canlı varlıkları seviyorum.Adoro dar vida às coisas.
Canlı varlıkları seviyorum.Adoro tutto ciò che è vivo.
Canlı varlıkları seviyorum.Ich liebe Dinge, die lebendig sind.
Canlı varlıkları seviyorum.Ik hou van dingen die leven.