‹‹Denizin kaynaklarına vardın mı, Gezdin mi enginin diplerinde?Či si voľakedy prišiel až ku žriedlam mora alebo či si sa prechádzal po vnútri priepasti?
‹‹Denizin kaynaklarına vardın mı, Gezdin mi enginin diplerinde?Eljutottál-é a tenger forrásáig, bejártad-é a mélységnek fenekét?
‹‹Denizin kaynaklarına vardın mı, Gezdin mi enginin diplerinde?Er du kommet til havets kilder, og har du vandret på dypets bunn?
‹‹Denizin kaynaklarına vardın mı, Gezdin mi enginin diplerinde?Har du mon været ved Havets Kilder, har du mon vandret på Dybets Bund?
‹‹Denizin kaynaklarına vardın mı, Gezdin mi enginin diplerinde?Har du stigit ned till havets källor och vandrat omkring på djupets botten?
‹‹Denizin kaynaklarına vardın mı, Gezdin mi enginin diplerinde?¿Has penetrado hasta las fuentes del mar? ¿Has andado escudriñando el abismo
‹‹Denizin kaynaklarına vardın mı, Gezdin mi enginin diplerinde?Izażeś przyszedł aż do źródeł morskich, a po dnie przepaści przechodziłeś się?
‹‹Denizin kaynaklarına vardın mı, Gezdin mi enginin diplerinde?네가 바다 근원에 들어갔었느냐 깊은 물밑으로 걸어 다녔었느냐
‹‹Denizin kaynaklarına vardın mı, Gezdin mi enginin diplerinde?Oletko astunut alas meren lähdesuonille asti ja kulkenut syvyyden kuilut?
‹‹Denizin kaynaklarına vardın mı, Gezdin mi enginin diplerinde?Přišel-lis až k hlubinám mořským? A u vnitřnosti propasti chodil-lis?
‹‹Denizin kaynaklarına vardın mı, Gezdin mi enginin diplerinde?Sei mai giunto alle sorgenti del mare e nel fondo dell'abisso hai tu passeggiato
‹‹Denizin kaynaklarına vardın mı, Gezdin mi enginin diplerinde?Εισηλθες εως των πηγων της θαλασσης; η περιεπατησας εις εξιχνιασιν της αβυσσου;
‹‹Denizin kaynaklarına vardın mı, Gezdin mi enginin diplerinde?Нисходил ли ты во глубину моря и входил ли в исследование бездны?
‹‹Denizin kaynaklarına vardın mı, Gezdin mi enginin diplerinde?Проникнал ли си до изворите на морето? Или ходил ли си да изследваш бездната?
‹‹Denizin kaynaklarına vardın mı, Gezdin mi enginin diplerinde?הבאת עד נבכי ים ובחקר תהום התהלכת׃
‹‹Denizin kaynaklarına vardın mı, Gezdin mi enginin diplerinde?هل انتهيت الى ينابيع البحر او في مقصورة الغمر تمشّيت.
‹‹Denizin kaynaklarına vardın mı, Gezdin mi enginin diplerinde?你 曾 進 到 海 源 、 或 在 深 淵 的 隱 密 處 行 走 麼
‹‹Denizin kaynaklarına vardın mı, Gezdin mi enginin diplerinde?你 曾進到 海源 、 或 在 深淵 的 隱密處 行走麼
Hep ikiniz mi vardınız? Baban nerede?Πάντα οι δυο σαs ήσασταν; Πού είναι ο πατέραs σου;
Hep ikiniz mi vardınız?Estuvisteis solo los dos?
Hep ikiniz mi vardınız?Siete sempre stati soli?
Hep ikiniz mi vardınız?Vous avez toujours vécu avec votre mère ?
Hep ikiniz mi vardınız?Вы всегда были вдвоем?
Örneğin, farklı açılardan dinleyebileceğiniz dinleme pozisyonları olduğunun farkına vardınız mı ?For eksempel, har I nogensinde overvejet at der er lytte positioner, steder hvor man kan lytte fra?
Örneğin, farklı açılardan dinleyebileceğiniz dinleme pozisyonları olduğunun farkına vardınız mı ?Haben Sie z.B. schon einmal darüber nachgedacht, dass es Arten von Zuhören gibt, Arten, wie man Zuhört?
Örneğin, farklı açılardan dinleyebileceğiniz dinleme pozisyonları olduğunun farkına vardınız mı ?Heb je bijvoorbeeld ooit bedacht dat er luisterhoudingen zijn, plaatsen vanwaar je kan luisteren?
Örneğin, farklı açılardan dinleyebileceğiniz dinleme pozisyonları olduğunun farkına vardınız mı ?예를들어, 여러분께서 들을 수 있는 경청의 마음가짐이 있다고 생각하신 적이 있습니까?
Örneğin, farklı açılardan dinleyebileceğiniz dinleme pozisyonları olduğunun farkına vardınız mı ?Napadlo vám napríklad niekedy, že existujú polohy na počúvanie, miesta, z ktorých môžete počúvať?
Örneğin, farklı açılardan dinleyebileceğiniz dinleme pozisyonları olduğunun farkına vardınız mı ?Například, uvažovali jste někdy nad tím, že existují pozice pro naslouchání, místa, odkud můžete naslouchat?
Örneğin, farklı açılardan dinleyebileceğiniz dinleme pozisyonları olduğunun farkına vardınız mı ?Par exemple, avez-vous déjà pensé qu'il y avait des positions d'écoute, des endroits d'où on peut écouter?
Örneğin, farklı açılardan dinleyebileceğiniz dinleme pozisyonları olduğunun farkına vardınız mı ?Per esempio, avete mai considerato che ci sono posizioni di ascolto, posizioni da cui si ascolta?
Örneğin, farklı açılardan dinleyebileceğiniz dinleme pozisyonları olduğunun farkına vardınız mı ?Pl. belegondoltak már abba, hogy vannak hallgató helyzetek, helyek, ahonnan hallgatni tudnak?
Örneğin, farklı açılardan dinleyebileceğiniz dinleme pozisyonları olduğunun farkına vardınız mı ?Por ejemplo, ¿alguna vez han pensado que hay posiciones para escuchar, lugares desde donde poder escuchar?
Örneğin, farklı açılardan dinleyebileceğiniz dinleme pozisyonları olduğunun farkına vardınız mı ?Por exemplo, alguma vez considerou que existem posições para escutar, locais de onde pode escutar?
Örneğin, farklı açılardan dinleyebileceğiniz dinleme pozisyonları olduğunun farkına vardınız mı ?Rozważaliście istnienie pozycji słuchacza, miejsc, z których można słuchać?
Örneğin, farklı açılardan dinleyebileceğiniz dinleme pozisyonları olduğunun farkına vardınız mı ?Spre exemplu, v-aţi gândit că există poziţii de ascultare, locuri de unde puteţi asculta?
Örneğin, farklı açılardan dinleyebileceğiniz dinleme pozisyonları olduğunun farkına vardınız mı ?Ví dụ, bạn đã nghĩ rằng có những vị trí lắng nghe, nơi mà bạn có thể nghe điều gì đó?
Örneğin, farklı açılardan dinleyebileceğiniz dinleme pozisyonları olduğunun farkına vardınız mı ?Για παράδειγμα, σκεφτήκατε ποτέ ότι υπάρχουν θέσεις ακρόασης, μέρη από τα οποία μπορείτε να ακροαστείτε;
Örneğin, farklı açılardan dinleyebileceğiniz dinleme pozisyonları olduğunun farkına vardınız mı ?Наприклад, чи знаєте ви, що існують так звані позиції слухання, тобто "місця", з яких ви слухаєте?
Örneğin, farklı açılardan dinleyebileceğiniz dinleme pozisyonları olduğunun farkına vardınız mı ?Например, замислялили сте се някога, че има позиции на слушане, места откъдето можете да слушате?
Örneğin, farklı açılardan dinleyebileceğiniz dinleme pozisyonları olduğunun farkına vardınız mı ?לדוגמה, האם חשבתם פעם שיש מצבי הקשבה, נקודות-מוצא שמהן אפשר להקשיב?
Örneğin, farklı açılardan dinleyebileceğiniz dinleme pozisyonları olduğunun farkına vardınız mı ?على سبيل المثال لنتخيل اننا في موقفين يكون فيها الاستماع والانصات محوريا
Örneğin, farklı açılardan dinleyebileceğiniz dinleme pozisyonları olduğunun farkına vardınız mı ?どのように聴くか?ということです 二つの例をみてみましょう
Size, ‹Tanrımız RABbin bize vereceği Amorluların dağlık bölgesine vardınız› dedim,Allora vi dissi: Siete arrivati presso la montagna degli Amorrei, che il Signore nostro Dio sta per darci
Size, ‹Tanrımız RABbin bize vereceği Amorluların dağlık bölgesine vardınız› dedim,A povedal som vám: Prišli ste až po vrch Amoreja, ktorý nám dá Hospodin, náš Bôh.
Size, ‹Tanrımız RABbin bize vereceği Amorluların dağlık bölgesine vardınız› dedim,Da sagde jeg til eder: "I er nu kommet til Amoriternes Bjerge, som HERREN vor Gud vil give os.
Size, ‹Tanrımız RABbin bize vereceği Amorluların dağlık bölgesine vardınız› dedim,Da sa jeg til eder: Nu er I kommet til amoritter-fjellene, som Herren vår Gud vil gi oss.
Size, ‹Tanrımız RABbin bize vereceği Amorluların dağlık bölgesine vardınız› dedim,Então eu vos disse: Chegados sois �s montanhas dos amorreus, que o Senhor nosso Deus nos dá.
Size, ‹Tanrımız RABbin bize vereceği Amorluların dağlık bölgesine vardınız› dedim,Entonces os dije: 'Habéis llegado a la región montañosa de los amorreos, la cual nos da Jehovah nuestro Dios
Size, ‹Tanrımız RABbin bize vereceği Amorluların dağlık bölgesine vardınız› dedim,És mondám néktek: Eljutottatok az Emoreusok hegyéig, a melyet az Úr, a mi Istenünk ád nékünk.
Size, ‹Tanrımız RABbin bize vereceği Amorluların dağlık bölgesine vardınız› dedim,I řekl jsem vám: Přišli jste až k hoře Amorejské, kterouž Hospodin Bůh náš dává nám.
Size, ‹Tanrımız RABbin bize vereceği Amorluların dağlık bölgesine vardınız› dedim,I rzekłem do was: Przyszliście aż do góry Amorejczyka, którego Pan, Bóg nasz, dawa nam.
Size, ‹Tanrımız RABbin bize vereceği Amorluların dağlık bölgesine vardınız› dedim,Je vous dis: Vous êtes arrivés à la montagne des Amoréens, que l`Éternel, notre Dieu, nous donne.
Size, ‹Tanrımız RABbin bize vereceği Amorluların dağlık bölgesine vardınız› dedim,내가 너희에게 이르기를 우리 하나님 여호와께서 우리에게 주신 아모리 족속의 산지에 너희가 이르렀나니
Size, ‹Tanrımız RABbin bize vereceği Amorluların dağlık bölgesine vardınız› dedim,Och jag sade till eder: »I haven nu kommit till amoréernas bergsbygd, som HERREN vår Gud, vill giva oss.
Size, ‹Tanrımız RABbin bize vereceği Amorluların dağlık bölgesine vardınız› dedim,Şi eu v'am zis: ,,Aţi ajuns la muntele Amoriţilor pe care ni -l dă Domnul, Dumnezeul nostru.
Size, ‹Tanrımız RABbin bize vereceği Amorluların dağlık bölgesine vardınız› dedim,Tu sem vam rekel: Prišli ste h gorovju Amorejcev, katero nam daje GOSPOD, Bog naš.
Size, ‹Tanrımız RABbin bize vereceği Amorluların dağlık bölgesine vardınız› dedim,Και ειπα προς εσας, Ηλθετε εις το ορος των Αμορραιων, το οποιον διδει εις ημας Κυριος ο Θεος ημων
Size, ‹Tanrımız RABbin bize vereceği Amorluların dağlık bölgesine vardınız› dedim,И рекох ви: Дойдохте до планинските страни на аморейците, които ви дава Господ нашият Бог.
Size, ‹Tanrımız RABbin bize vereceği Amorluların dağlık bölgesine vardınız› dedim,И сказал я вам: вы пришли к горе Аморрейской, которую Господь, Богнаш, дает нам;