Masanın yanında dört sandalye vardı.There were four chairs by the table.
Sonunda, bir karara vardılar.At last, they came to a decision.
Sonunda, köye vardık.At last, we arrived at the village.
Sonunda gideceğimiz yere vardık.At last, we reached our destination.
Havada hafif bir soğuk vardı.There was a slight chill in the air.
O, dışarıya çıkarken büyük bir deprem vardı.Just as he was going out, there was a great earthquake.
Tam zamanında oraya vardım.I got there just in time.
Her insanın hataları vardır.Every man has his faults.
Herkesin az çok sanata ilgisi vardır.Everyone is more or less interested in art.
Paris'te onunla buluşma şansım vardı.I had a chance to meet him in Paris.
Belki onun çok sayıda kız arkadaşı vardır.Maybe he has lots of girlfriends.
Tütünde ağır bir vergi vardır.There is a heavy tax on tobacco.
Onların sadece küçük bir kızı vardı.Only one little daughter did they have.
Deve kuşunun kanatları vardır ama uçamaz.The ostrich has wings, but it cannot fly.
Bir taksiye binme sorunum vardı.I had trouble getting a taxi.
Burada birçok kuğu görebileceğin bir gölet vardı.There used to be a pond here where you could see many swans.
Birçok erkek ve kız çocuğu vardı.Many boys and girls were present.
Çok sayıda insan vardı.There were so many people.
Bir diyete sıkı sıkıya sarılmadıkça, çok az zayıf kalma şansı vardır.There's little chance of keeping slim, unless you stick to a diet.
Bu nedenle, onun söyleyecek çok az şeyi vardı.That being the case, he had little to say.
Onlar arasında bir dakika farkı vardı.There was a minute difference between them.
Tatlı bir tadı vardı.It tasted sweet.
Ve sen bize vardığımızı bile söylemedin!And you didn't even say that we've arrived!
Hikayenin mutlu bir sonu vardı.The story had a happy ending.
Tren zamanında vardı.The train arrived on time.
Yeni çocuğun sinirsel bir kekemeliği vardı.The new boy had a nervous stammer.
İlacın onun üzerinde harika bir etkisi vardı.The medicine had a wonderful effect on him.
Sorunun ardında karmaşık durumlar vardır.There are complicated circumstances behind the matter.
Biz hedefe ulaşmak için karşılıklı yardımın gerekli olduğu sonucuna vardık.We concluded that mutual aid was essential for attaining the goal.
Ağacın pek çok sürgünleri ve dalları vardır.The tree has too many twigs and branches.
Ağaç üzerinde bol miktarda portakal vardır.There are plenty of oranges on the tree.
Kitabın farklı sayfalarında resimler vardır.There are pictures on alternate pages of the book.
Kitabın üzerinde siyah bir ceket vardı.There was a black jacket on the book.
Direğin tepesinde bir bayrak vardı.There was a flag at the top of the pole.
Tasarıya karşı çok görüş vardı.There was much argument against the bill.
Tasarının lehinde ve aleyhinde çok görüş vardı.There was much argument for and against the bill.
Bütün duvar boyunca karalamalar vardı.There were scribbles all along the wall.
Odanın sıcacık bir havası vardı.The room had a nice cozy feel.
Odada çeşitli nesneler vardı.There were various objects in the room.
Odada birçok mobilya vardı.There was a lot of furniture in the room.
Odada iskambil oynayan dört erkek vardı.In the room there were four boys, who were playing cards.
Odada iki yüz kişi vardı.There were two hundred people in the room.
Çürümüş etin iğrenç bir kokusu vardı.The spoiled meat had a nasty smell.
Uçuş için tam zamanında vardım.I was just in time for the flight.
Uçakta elli yolcu vardı.There were fifty passengers on the plane.
O gece ay vardı.There was a moon that night.
Aktörün büyük bir yatı vardır.The actor has a large yacht.
O yıl büyük bir pirinç eksikliği vardı.There was a great lack of rice that year.
Kedinin boynunun etrafında kurdele vardı.The cat had a ribbon around its neck.
Diktatörün tüm yardımcıları ile ilgili mutlak sadakatı vardı.The dictator had the absolute loyalty of all his aides.
Tren Kyoto'ya zamanında vardı.The train arrived in Kyoto on time.
O bahçede her türde çiçek vardır.There are all kinds of flowers in that garden.
O caddede çok sayıda insan ve araba vardır.There are many people and cars on that street.
Şehrin büyük bir nüfusu vardır.The city has a large population.
Şehrin doğusuna doğru eski bir kale vardı.There was an old castle to the east of the town.
Kasabanın merkezinde güzel bir park vardır.There is a nice park in the center of the town.
Kasabanın etrafında yüksek duvarlar vardır.There are high walls about the town.
O, kasabaya vardığında doğruca onu görmeye gitti.On arriving in the town, he went straight to see her.
Kentte birkaç büyük ahşap eski ev vardı.There were a few large old wooden houses in the town.
Depremden sonra yaygın bir panik vardı.There was widespread panic after the earthquake.