Masada neredeyse yirmi çeşit peynir vardı sanırım.I guess there were almost twenty kinds of cheeses on the table.
John'un parlak bir düşüncesi vardı.John had a brilliant idea.
John'un yeni bir düşüncesi vardı.John had a novel idea.
Güllerin güzel kokusu vardır.Roses have a nice fragrance.
Güllerin güzel bir kokuları vardır.The roses have a nice fragrance.
Şişede mürekkep yerine, ne olduğu belirsiz bir sıvı vardı.Instead of ink, there was some unidentified liquid in the bottle.
Bunu yapmak için iyi bir nedenim vardı.I had a good reason for doing that.
Orada olmamak için iyi bir nedenim vardı.I had a good reason for not being there.
Boston'da bir evim vardı.I used to have a house in Boston.
Bir anlaşmaya vardığımıza sevindim.I'm glad we reached an agreement.
Mary'nin boynunda siyah bir eşarp vardı.Mary had a black scarf around her neck.
Masada üzerinde üç kızarmış yumurta bulunan bir tabak vardı.On the table, there was a plate with three fried eggs on it.
Eve vardığında Tom'un her gün yaptığı ilk şey TV'yi açmaktır.The first thing Tom does every day when he gets home is turn on the TV.
İki bardak şarabımız vardı.We had a couple glasses of wine.
Bu sabah bir tartışmamız vardı.We had an argument this morning.
Dün gece bazı davetsiz misafirlerimiz vardı.We had some uninvited guests last night.
Biz zaten bir anlaşmaya vardık.We have already reached an agreement.
Tom eve vardığında ön kapısına bantlanmış bir zarf vardı.When Tom got home, there was an envelope taped to his front door.
Bunu yapmak için bir haftan vardı.You had a week to do this.
Bunu bitirmek için bir haftan vardı.You had a week to finish this.
Bunu yaptırmak için bir haftan vardı.You had a week to get this done.
Bununla ilgili yapacak bir şeyin vardı, değil mi?You had something to do with this, didn't you?
Çok fırsatın vardı.You've had plenty of chances.
Tom ve ben oraya aynı zamanda vardık.Tom and I got there at the same time.
Tom ve Mary aynı zamanda buraya vardılar.Tom and Mary got here at the same time.
Tom ve Mary'nin kendilerini Fransızca olarak ifade etme sorubları vardı.Tom and Mary had trouble making themselves understood in French.
Açıkça Tom'un söyleyeceği bir şeyi vardı ama hiçbir şey söylemedi.Tom clearly had something to say, but he didn't say anything.
Tom'un kesinlikle aklında bir şey vardı.Tom definitely had something on his mind.
Tom'un alnında bir bandajı vardı.Tom had a bandage on his forehead.
Tom'un çantasında bir şişe zehir vardı.Tom had a bottle of poison in his briefcase.
Tom'un bir beyin tümörü vardı.Tom had a brain tumor.
Tom'un geç kalmak için iyi bir nedeni vardı.Tom had a good reason for being late.
Tom ev ödevini zamanında yaptırmadığı için iyi bir nedeni vardı.Tom had a good reason for not having his homework done on time.
Tom'un kirasını zamanında ödemediği için iyi bir nedeni vardı.Tom had a good reason for not paying his rent on time.
Tom'un bir önceki sözleşmesi vardı.Tom had a previous engagement.
Tom'un yüzünde rahatlamış bir ifade vardı.Tom had a relieved expression on his face.
Tom'un yüzünde memnun bir gülümseme vardı.Tom had a satisfied smile on his face.
Tom'un yapmak için acil bir şeyi vardı.Tom had something urgent to do.
Tom'un konsantre sorunu vardı.Tom had trouble concentrating.
Tom'un ne istediğini açıklama sorunu vardı.Tom had trouble explaining what he wanted.
Tom'un zaten içecek çok şeyi vardı.Tom has had plenty to drink already.
Tom sadece beş dakika önce eve vardı.Tom just got home a few minutes ago.
Tom'un muhtemelen erken gitmek için iyi bir nedeni vardı.Tom probably had a good reason for leaving early.
Tom'un muhtemelen sana ödünç verebileceği fazla bir kalemi vardır.Tom probably has an extra pencil he could lend you.
Tom'un muhtemelen bizimle takılmaktan yapacağı daha iyi şeyleri vardır.Tom probably has better things to do than hang out with us.
Tom'un karısının dün bir kız bebeği vardı.Tom's wife had a baby girl yesterday.
Tom'un kaptan rütbesi vardır.Tom has the rank of captain.
Tom'un yüzbaşı rütbesi vardır.Tom has the rank of captain.
Tom'un bankada oldukça çok parası vardır.Tom has quite a lot of money in the bank.
Tom'un evi terk etmeyi istemek için iyi bir nedeni vardı.Tom had a good reason for wanting to leave the house.
Dün gece evimde bu tür bir gürültü vardı uyuyamadım.There was such a racket at my house last night, I couldn't sleep.
Olgun muzun sarı rengi vardır.Ripe bananas have the yellow colour.
Tom'un dün gece kötü bir baş ağrısı vardı.Tom had a bad headache last night.
Akropolis merdiveninin 60 basamağı vardı.The Acropolis' staircase had 60 steps.
Küçük zihinlerin küçük endişeleri vardır, büyük zihinlerin endişeler için vakti yoktur.Little minds have little worries, big minds have no time for worries.
Tom öğleden sonranın ortasında Mary'nin evine vardı.Tom arrived at Mary's house in the middle of the afternoon.
Kralın emrinde on beş bin atlısı vardı.The king had fifteen thousand horsemen at his command.
Saat beşte her zaman fazla trafik vardır.At five o'clock, there's always a rush.
Tom karara vardı.Tom has come to a decision.
Tom'un yüzünde şaşkın bir ifade vardı.Tom had a confused look on his face.