Onun çok mutsuz bir ilişkisi vardı.She had a very unhappy affair.
Bir mil karede 640 dönüm vardır.There are 640 acres in a square mile.
Yetişkin eğitimi projemizde yabancı dil dersleri vardır.There are classes in foreign languages in our adult education project.
Bütün mesele hakkında gizemli bir hava vardı.There was an air of mystery about the whole affair.
Bu prosedürün avantajları ve dezavantajları vardır.This procedure has advantages and disadvantages.
Bulunan şeyler arasında şemsiyeler, ayakkabılar ve mendiller vardı.Among the things found were umbrellas, shoes, and handkerchiefs.
Her kültürün karanlık bir tarafı vardır.Every culture has a dark side.
Oldukça geç vardı.He arrived rather late.
Harika bir hafızası vardı.He had a wonderful memory.
Yüzünde tatsız bir ifade vardı.He had an unpleasant expression on his face.
Onun iki yüz baş sığırı vardı.He had two hundred head of cattle.
Bu ofiste kaç kişi vardır?How many people are there in this office?
Portrenin karanlık bir arka planı vardı.The portrait had a dark background.
Bahçenin ortasında bir çiçeklik vardı.There was a flower bed in the middle of the garden.
Partide büyük bir kalabalık vardı.There was a great crowd at the party.
Ne olacağı konusunda çok fazla tahmin vardı.There was a great deal of conjecture as to what would happen.
Parkta oynayan bir grup çocuk vardı.There was a group of children playing in the park.
Dün Beşinci Cadde'de bir kaza vardı.There was an accident on Fifth Avenue yesterday.
Meydanda bir sürü çocuk vardı.There were many children in the square.
Nehrin yakınındaki bitki örtüsünün sadece birkaç yaması vardı.There were only a few patches of vegetation near the river.
Son ayaklanmalarda yaralanmış birkaç kişi vardı.There were several people hurt in the recent riots.
Nehre vardığımızda bir serinlik hissettik.We felt the coolness when we arrived at the river.
Ben senin yaşındayken, bir işim vardı.When I was your age, I had a job.
Senin yaşındayken bir erkek arkadaşım vardı.When I was your age, I had a boyfriend.
Senin yaşındayken benim bir kız arkadaşım vardı.When I was your age, I had a girlfriend.
Din ve bilim arasında büyük bir anlaşmazlık vardır.There is a great conflict between religion and science.
Her hareketin kendi sonucu vardır.Every action has its consequence.
Tam ebeveynlerim giderken eve vardım.I arrived home just as my parents were leaving.
Sanırım Tom'u seven biri bir yerde vardır.I assume there's somebody somewhere who likes Tom.
Tom'un hayatta büyük bir hırsı vardı. O bir yarış arabası sürücüsü olmaktı.Tom had one big ambition in life. That was to become a race car driver.
İtalyalı ve İrlandalı bir sürü göçmen vardı.There were lots of immigrants from Italy and Ireland.
Her müşterinin hakları vardır.Every client has rights.
Sanırım sadece biraz dinlenmeye ihtiyacım vardı.I guess I just needed some rest.
Cookie adında bir kedim vardı.I had a cat named Cookie.
Kullandığım bir kontrol listem vardı.I had a checklist I used.
Birkaç sorum vardı ama onları cevaplamadım.I had a couple of questions, but I didn't ask them.
Boston'da yaşayan bir kuzenim vardı.I had a cousin who lived in Boston.
Geçen cuma akşamı Mary ile bir randevum vardı.I had a date with Mary last Friday evening.
Bu sabah bir diş hekimi randevum vardı.I had a dentist's appointment this morning.
Dün sabah doktorla randevum vardı.I had a doctor's appointment yesterday morning.
On üç yıldır bir köpeğim vardı.I had a dog for thirteen years.
Benim Cookie adında bir köpeğim vardı.I had a dog named Cookie.
Geç kalacağına dair içimde bir his vardı.I had a feeling you would be late.
Beşinci sınıftayken bir kız arkadaşım vardı.I had a girlfriend when I was in the fifth grade.
İyi bir antrenörüm vardı.I had a good coach.
İyi bir öğretmenim vardı.I had a good teacher.
Cookie adında bir hemstırım vardı.I had a hamster named Cookie.
Ben senin yaşındayken benim bir işim vardı.I had a job when I was your age.
Tom'la bir buluşmam vardı.I had a meeting with Tom.
Tom'un ölmesiyle ilgili bir önsezim vardı.I had a premonition of Tom dying.
Tom'u tekrar asla görmeyeceğime dair bir önsezim vardı.I had a premonition that I would never see Tom again.
Bunun olacağına dair bir önsezim vardı.I had a premonition that this would happen.
Tom'un öleceğine dair bir önsezim vardı.I had a premonition that Tom would die.
Bugün bir önsezim vardı.I had a premonition today.
Bir önsezim vardı.I had a premonition.
Tom'un önerimden hoşlanmayacağına dair oldukça iyi bir fikrim vardı.I had a pretty good idea Tom wouldn't like my suggestion.
İlgileneceğim bir sorunum vardı.I had a problem to take care of.
Arabamla ilgili bir sorunum vardı.I had a problem with my car.
Tutulacak bir sözüm vardı.I had a promise to keep.
Benzer bir deneyimim vardı.I had a similar experience.