İçimde Tom'un başının dertte olduğuna dair bir his vardı.I had a feeling that Tom was in trouble.
Eve vardığımda bunun hakkında konuşalım.Let's talk about this when I get home.
Eşcinsellikle ilgili birçok yazılı eser vardı.There were a lot of writings about homosexuality.
Bu havaalanında tam vücut tarayıcıları vardır.There are full body scanners at this airport.
Kalbin nedenin bilemeyeceği nedenleri vardır.The heart has reasons reason cannot know.
Bir süre yürüdükten sonra göle vardık.After we walked for a while, we arrived at the lake.
Tom'un görmemi istemediği raporda ne vardı?What was in the report Tom didn't want me to see?
Her dilin kendi tasarımı vardır.Every language has its own design.
Sen vardığında evde olmayabilirim, bu yüzden bu olursa sadece dışarıda bekle.I might not be home when you arrive, so just wait outside if that happens.
Boston'a vardığınızda yapmak istediğiniz ilk şeyin evi aramak olduğundan oldukça eminim.I'm pretty sure the first thing you'll want to do when you get to Boston is call home.
Böyle mutlu bir çocukluğum vardı.I had such a happy childhood.
Bütün çocukların mutlu yüzleri vardı.All the children had happy faces.
Hikayelerin sık sık mutlu sonları vardır.Stories often have happy endings.
Yüzme havuzunda bir sürü mutlu çocuk vardı.There were lots of happy kids in the swimming pool.
Duvarda "doğum günün kutlu olsun" diyen bir pankart vardı.There was a banner on the wall that said "Happy Birthday."
Herkesin kötü rüyaları vardır.Everybody has bad dreams.
Otomatik pikapta çalan bir ülke şarkısı vardı.There was a country song playing on the jukebox.
Radyoda çalan ellilerin bir müziği vardı.There was some fifties music playing on the radio.
Onun zengin olması gerekir: Göç etmeden önce her fırsatı vardı.He should be rich: he had every opportunity before immigrating.
Korkunun bir anlamı vardı.There was a sense of fear.
Sanırım suçlamak için birine ihtiyacım vardı.I guess I needed someone to blame.
Dünyada yeterli yiyecek vardır; insanlar siyaset yüzünden açlık çekiyorlar.There is enough food in the world; people are starving because of politics.
Bir şey için yardımına ihtiyacım vardı ama seni bulamadım.I needed your help on something, but I couldn't find you.
Sanırım Tom'un bununla bir alakası vardı.I think Tom had something to do with this.
Tom'un cenazesinde bir sürü insan vardı.There were a lot of people at Tom's funeral.
Japonya'da birçok güzel kent vardır. Örneğin Kyoto ve Nara.In Japan there are a lot of beautiful cities. Kyoto and Nara, for example.
Geminin bir işaretli listesi vardı.The ship had a marked list.
Atın dört tane ayağı vardır.The horse has four feet.
Ormanda çok yüksek ağaçlar ve farklı çim çeşitleri vardır.There are many tall trees and different kinds of grass in the jungle.
Erken yatmayı sevmeyen insanlar vardır.There are people who don't like to go to bed early.
Gerçekten Tanrı vardır.Indeed God exists.
Kaç tane vardı?How many were there?
Ailenin ordudan alınan açıklama ile ilgili ciddi şüpheleri vardı.The family had grave doubts regarding the explanation it received from the army.
Onun istenilenden çok farklı bir etkisi vardı.It had an effect very different from the one intended.
Otobüs durağına vardığımızda otobüs zaten ayrılmıştı.When we got to the bus stop, the bus had already left.
Her vektör uzayının bir temeli vardır.Every vector space has a basis.
Dilimin ucunda bir kelime vardı.I had the word on the tip of my tongue.
Çin'deki birçok yerde, ejderha kralın tapınakları vardı.In many places in China, there were temples of the dragon-king.
Başka neyin vardı?What else did you have?
Büyük şirketlerin bir ekonomi analistine ihtiyacı vardır.Big companies need an economy analyst.
Tüm yazı sistemlerinin avantajları ve dezavantajları vardır.All writing systems have advantages and disadvantages.
Onun üzerinde bir ton baskı vardı.There was a ton of pressure on him.
Fırtınanın ekonomi üzerinde ciddi bir etkisi vardı.The storm had a serious effect on the economy.
Mevcut adayların bir listesi vardı.There was a list of available candidates.
Okulda su çiçeği ile ilgili sadece bir vaka vardı.There was only one case of chicken pox at the school.
Ne tür solucanlar vardır?What kind of worms are there?
Çok fazla giyeceğimiz vardı.We had too much clothing.
Geç vardığım için özür dilerim.I apologise for arriving late.
Tom'un, kendisiyle konuşulduğunda başka bir tarafa bakma huyu vardı.Tom had a propensity for looking the other way when spoken to.
Gençtim ve paraya ihtiyacım vardı.I was young and I needed the money.
Kaç tane gardiyan vardı?How many guards were there?
Onun ikisi de evli olan iki kızı vardır.He has two daughters, both married.
Tom'un yalnız olmak istediğine dair bir izlenimim vardı.I got the impression Tom wanted to be alone.
Elflerin sivri kulakları vardır.Elves have pointy ears.
Volkanlıların sivri kulakları vardır.Vulcans have pointed ears.
Onun gözlerinde yaşlar vardı.She had tears in her eyes.
Kötü bir nezlem vardı ve bir hafta boyunca yataktaydım.I had a bad cold and was in bed for a week.
Tokyo'da birçok eski türbe vardır.There are many ancient shrines in Tokyo.
Vardığın sonuç ne?What's your conclusion?
Tom'un ilgiye ihtiyacı vardı.Tom needed attention.