Bütün memelilerin yedi tane boyun omuru vardır.All mammals have seven cervical vertebrae.
Her problemin bir çözümü vardır.Every problem has a solution.
Her sorunun bir çözümü vardır.Every problem has a solution.
Hepinizle birlikte sinemaya gelirdim ama ne yazık ki bir baş ağrım vardı.I would have come to the cinema with you all, but unfortunately I had a headache.
Herkesin iyi noktaları ve kötü noktaları vardır.Everyone has good points and bad points.
Herkesin iyi ve kötü noktaları vardır.Everyone has good points and bad points.
Paranın satın alamayacağı bazı şeyler vardır.There are some things money can't buy.
Biz sağ salim vardık.We have arrived safe and sound.
Onun ikizleri vardı.She had twins.
Biz çıktığımızda yağmur yağıyordu; biz vardığımızda güneşliydi.It was raining when we left; it was sunny when we arrived.
Kapıyı örten bir perde vardı.There was a curtain which was covering the door.
Elinde bir çiçek vardı.She had a flower in her hand.
Çok param vardı ama hepsini harcadım.I had a lot of money, but spent everything.
Bir yıl içinde otuz bir milyondan fazla saniye vardır.In one year there are more than thirty-one million seconds.
Tom'un bir deja vu duygusu vardı.Tom had a feeling of déjà vu.
Ağabeyimin büyük bir şirkette bir pozisyonu vardı.My older brother had a position in a large company.
Eldivenli adamın daha fazla tarzı vardı.The guy with the gloves has more style.
Geçen yıl arka bahçemizde bir sinek kuşu yuvamız vardı.Last year we had a hummingbird nest in our backyard.
Her günün bir devamı vardır.Every day has a continuation.
Tom için yüksek umutlarım vardı.I had high hopes for Tom.
Sovyetler Birliği'nde, belki de sadece resmi veya siyasi fikirler vardı.In the Soviet Union, there were maybe only official or political ideas.
Sovyetler Birliği zamanında "Pravda" ve "Izvestia" olmak üzere iki büyük gazete vardı.During the Soviet Union, there were two big newspapers - "Pravda" and "Izvestiia."
Herkül'ün güçlü kasları vardı.Hercules had strong muscles.
Tom'un parası vardı, hem de çok.Tom had money, a lot of it.
Tom'da para vardı, çuvalla hem de.Tom had money, a lot of it.
Tom'un apandisiti vardı.Tom had appendicitis.
İnsanların zayıf hafızaları vardır.People have short memories.
Sonunda bir uzlaşmaya vardık.Finally we reached a compromise.
Duvarların kulakları vardır, kapıların gözleri vardır.The walls have ears, the doors have eyes.
Her yerde kan vardı.There was blood everywhere.
Zzengin veya fakir her ulusun kendi güçlü ve zayıf yönleri vardır.Every nation, rich or poor, has its strengths and weaknesses.
Uzun saçı vardı.He had long hair.
Afrika filinin, Asya filinden daha büyük kulakları vardır.The African elephant has bigger ears than the Asian elephant.
Zenginin birçok arkadaşı vardır.The rich have many friends.
Bir karenin dört tane köşesi vardır.A square has four angles.
Dün Tatoeba'da sorun vardı.Tatoeba was down yesterday.
Weigongcun metro istasyonunun üç çıkışı vardır.Weigongcun subway station has three exits.
Herkesin, işbirliğine ihtiyacı vardır.Everyone needs to work together.
İnsanların beş duyusu vardır: görme, işitme, dokunma, tat ve koku.Humans have five senses: sight, hearing, touch, taste and smell.
Marilla'nın, akciğerleri ile ilgili sorunları vardı.Marilla had problems with her lungs.
Şirketin başkanı bir sonuca vardı.The company's president makes a conclusion.
Kuşların keskin bir görme gücü vardır.Birds have sharp vision.
Fakat tuhaf bir durum vardı.But there was one curious circumstance.
Güneşte oturan bir adam vardı.There was a man sitting in the sun.
Her gülün dikenleri vardır.Every rose has its thorns.
Yaban tavşanlarının uzun kulakları vardır.Hares have long ears.
Toplantı odasında benim iş görüşmem vardı.I had my job interview in the meeting room.
Eşcinsel evlilik konusunda bir tartışmaları vardı.They had a debate on same-sex marriage.
Doğru. Yani senin üç ayın vardı.Right. So you had three months.
Mary'nin panik atağı vardı.Mary had a panic attack.
Her zaman yarın vardır.There's always tomorrow.
Erkeklerin X ve Y kromozomları vardır; kadınların iki tane X.Men have an X and Y chromosome; women, two Xs.
Tatoeba'da her zaman çevirecek bir şey vardır.There is always something to translate in Tatoeba.
Bir polarize fişin biri diğerinden daha geniş olan iki ağzı vardır.A polarized plug has two blades with one wider than the other.
Genç insanların çok sık yeni fikirleri vardır.Young people have new ideas very often.
Dün televizyonda aynı saatte üç iyi film vardı. Ve onlardan hiçbirini görmedim.Yesterday, there were three good films at the same time on the TV. And I saw none of them.
Develerin bir ya da iki hörgücü vardır.Camels have either one or two humps.
Birçok erkeğin, kadınlardan daha büyük göğüsleri vardır.Many men have larger breasts than women.
Nehirden gelen suyun sarı ve kahverengi arasında bir rengi vardı.The water from the river had a color between yellow and brown.
Noel'den sonra evde hep pek çok istenmeyen hediyeler vardır.There are always so many unwanted gifts in the house after Christmas.