İstasyona vardığımda, benim treni gitmiş buldum.Arriving at the station, I found my train gone.
Ben istasyona vardığımda, tren çoktan hareket etmişti.The train had already started when I got to the station.
İstasyona vardığımda, otobüsten indim.As I reached the station, I got off the bus.
İstasyona vardığımda tren tam hareket etmek üzereydi.When I arrived at the station, the train was just about to leave.
Bizi istasyona götürmesi için bir taksiye ihtiyacımız vardı.We needed a taxi to take us to the station.
İngiliz alfabesinin 26 harfi vardır.The English alphabet has 26 letters.
Bir insanın hayatının inişleri ve çıkışları vardır.A man's life has its ups and downs.
Zaten sinema salonunun önünde bir sırada bekleyen bir sürü insan vardı.There were already a lot of people waiting in a line in front of the movie theater.
"Fight Club" filminin sürpriz bir sonu vardır.The movie "Fight Club" has a surprise ending.
Ne mutlu ki, faturayı ödemek için yeterli parası vardı.Luckily he had enough money to pay the bill.
Medyanın onun sözleşmesi ile ilgili bir söylenti rüzgarı vardı ve hızlı geldi.The media got wind of a rumor about his engagement and came quickly.
Yağmurdan sonra, sokakta su birikintileri vardı.After the rain, there were puddles on the street.
Evrende bir sürü galaksi vardır.There are many galaxies in the universe.
Tek tekerlekli bir bisikletin sadece bir tekeri vardır.A unicycle has only one wheel.
Bir yılda dört mevsim vardır.There are four seasons in a year.
Bir haftada yedi gün vardır.There are seven days in a week.
Önceki gün Narita'ya vardım.I arrived at Narita the day before yesterday.
Evvelsi gün biz Osaka'ya vardık.The day before yesterday we arrived at Osaka.
Kuyuda az su vardı.There was little water in the well.
Bir mide tümörüm vardı ve onu ameliyat ettirmek zorunda kaldım.I got a stomach tumor and had to have it operated on.
Evimin önünde uzun bir ağaç vardı.There was a tall tree in front of my house.
Önceden evimin arkasında büyük bir kiraz ağacı vardı.There used to be a big cherry tree at the back of my house.
Evimin etrafında büyük ağaçlar vardı.There used to be big trees around my house.
Burada bir tapınak vardı.There used to be a temple right here.
Burada bir kilise vardı.There used to be a church here.
Bu tepede bir kale vardı.There used to be a castle on this hill.
Bu otobüs durağının önünde bir restoran vardı.There used to be a restaurant in front of this bus stop.
Buralarda bir kulübe vardı.There used to be a hut about here.
Burada bir yeşil alan vardı; şimdi bir süpermarket var.There used to be a green field here; now there's a supermarket.
Daha önce meme iltihabım vardı.I had mastitis before.
Burada bir mağaza vardı.There used to be a store right here.
Parkın yanında bir kahve dükkânı vardı.There used to be a coffee shop near the park.
Buralarda bir sürü ateş böcekleri vardı.There used to be lots of fireflies around here.
Buralarda bir gölet vardı.There used to be a pond around here.
Buralarda küçük bir tapınak vardı.There used to be a small shrine around here.
Buralarda büyük bir gölet vardı.There used to be a big pond around here.
Burada eski bir tapınak vardı.There used to be an old temple here.
Kötü bir soğuk algınlığım vardı, ve daha da kötüsü kar yağmaya başladı.I had a bad cold, and to make matters worse, it began snowing.
Sevmekte sevilmekten daha fazla zevk vardır.There is more pleasure in loving than in being loved.
Londra'da çok sayıda park vardır.There are a lot of parks in London.
Londra'ya ne zaman vardınız?When did you get to London?
Aslanların şahinler üzerinde kolay bir galibiyeti vardı.The Lions had an easy win over the Hawks.
Avrupa'nın Asya'dan daha az nüfusu vardır.Europe has a smaller population than Asia.
Dün gece gök gürültüsü ve şimşek vardı.There was thunder and lightning last night.
Dün gece beş yangın vardı.There were five fires last night.
Dün gece piyano resitalinde büyük bir seyirci vardı.There was a large audience at the piano recital last night.
Dün gece bu şehirde bir yangın vardı.There was a fire in this city last night.
Montgomery'de otobüslerin içinde ırk ayrımcılığı vardı.The buses in Montgomery were segregated.
Tabii ki, kasabada konserler vardı.Of course, there were concerts in the town.
Mıknatısların, tabii ki, etrafında bir manyetik alanı vardır.The magnets, of course, have a magnetic field around them.
Henüz bir karara vardın mı?Have you arrived at a decision yet?
Menünün içinde büyük bir çeşit yemek vardı.There was a great variety of dishes on the menu.
Mary'nin sosyal bir doğası vardır.Mary has a social nature.
Mary'nin bir sosyal mizacı vardır.Mary has a social nature.
Kalbimde Mary için her zaman bir zaafım vardı.I have always had a soft spot in my heart for Mary.
Mary'nin tatmin olmak için her türlü sebebi vardı.Mary had every reason to be satisfied.
Mary otobüs durağına vardığında, son otobüs zaten gitmişti.When Mary reached the bus stop, the last bus had already left.
Tom ile esrar kullanımı ile ilgili bir tartışma vardı.I had an argument with Tom about the use of marijuana.
Hâlâ boş birkaç oda vardı.There were several rooms still vacant.
Çoğu Japon şirketinde, sadece birkaç yöneticinin kendisine ait bir odası vardır.In most Japanese companies, only a few executives have a room to themselves.