Bir araba kazası vardı ve trafik bir inç kımıldamadı.There was a car accident and the traffic didn't move an inch.
Az önce istasyona vardık.We just arrived at the station.
Bugünkü gazeteye göre, şehirde bir yangın vardı.According to today's paper, there was a fire in the city.
Bugünkü gazeteye göre, dün Şili'de büyük bir deprem vardı.According to today's paper, there was a big earthquake in Chile yesterday.
Bugünkü gazeteye göre, dün gece bu kasabada bir yangın vardı.According to today's paper, there was a fire in this town last night.
Dün gece şiddetli bir yağmur vardı.We had a heavy rain last night.
Çocukların çok uykuya ihtiyacı vardır.Children require much sleep.
Bir çocuğun sevgiye ihtiyacı vardır.A child needs love.
Gittiğim gün bir sürü boş koltuk vardı.There were a lot of empty seats the day I went.
Yemek odası dahil, bizim evin yedi odası vardır.Our house has seven rooms including the dining room.
Okulumuzun yaklaşık bin öğrencisi vardır.Our school has about one thousand students.
Şikago'da bir molamız vardı.We had a stopover in Chicago.
Bizim sözlü sınavımız vardı.We had an oral exam.
O zaman acelemiz vardı.We were in a hurry then.
Acelemiz vardı.We were in a hurry.
Biz gece yarısı Londra'ya vardık.We reached London at midnight.
Biz öğleden önce oraya vardık.We arrived there before noon.
Benim için bir mesaj vardı, değil mi?There was a message for me, wasn't there?
Benim şehrimde büyük bir kale vardı.There was a large castle in my city.
Ben yedide eve vardım.I got home at seven.
Diğerlerinden önce vardım.I arrived ahead of the others.
Ben öğleyin Tokyo'ya vardım.I arrived in Tokyo at noon.
Onunla bir tenis maçım vardı.I had a tennis match with him.
Onu görmek için bir fırsatım vardı.I had a chance to see him.
Onunla bir yarışım vardı.I had a race with him.
Oraya aynı zamanda vardık.We got there at the same time.
Yeteri kadar zamanım vardı, bu yüzden acele etmeme gerek yoktu.I had enough time, so I didn't need to hurry.
Ben zamanında istasyona vardım.I arrived at the station on time.
Bir saatin, iki eli vardır.A clock has two hands.
Saatin iki eli vardır, saat eli ve dakika eli.The clock has two hands, an hour hand and a minute hand.
Ağır yaralı adam hastaneye vardığında ölmüştü.The severely injured man was dead on arrival at the hospital.
En azından mevcut yüz kişi vardı.There were at least a hundred people present.
Shinjuku'da birçok büyük mağazalar ve süpermarketler vardır.There are many department stores and supermarkets in Shinjuku.
İnsan oğlunun konuşma yeteneği vardır.Man has the ability to speak.
Nüfusta sürekli bir artış vardı.There was a steady increase in population.
Öğretmen Tom'un sınavı geçeceği sonucuna vardı.The teacher concluded that Tom would pass the exam.
Gemiler limana vardı.The ships reached port.
Hız ölçmenin birkaç yolu vardır.There are several ways to measure speed.
Güneşin etrafında dönen dokuz gezegen vardır,Dünya onlardan biridir.There are nine planets travelling around the sun, the earth being one of them.
Kabaca konuşursak, otobüste yaklaşık 30 kişi vardı.Roughly speaking, there were about 30 people in the bus.
Otobüs bekleyen bir sürü insan vardı.There were a lot of people waiting for the bus.
Seyirciler arasında öğretmenler, avukatlar, mühendisler ve benzerleri vardı.Among the audience, there were teachers, lawyers, engineers, and so on.
Ancak uzun bir tartışmadan sonra bir sonuca vardılar.Only after a long dispute did they come to a conclusion.
Bahçede orada burada güzel çiçekler vardır.There are beautiful flowers here and there in the garden.
Bahçenin etrafında yüksek bir duvar vardı.There was a high wall about the garden.
Havada ani bir değişiklik vardı.There was a sudden change in the weather.
Vardığında bize bir telgraf gönder.Send us a telegram when you arrive.
Sen oraya vardığında o seni bekliyor olacak.He will be waiting for you when you get there.
Ani bir plan değişikliği vardı.There was a sudden change of plan.
Japonya'da kronik bir pirinç fazlalığı vardır.There is a chronic oversupply of rice in Japan.
Japonya'da birçok eski gelenek vardır.There are many ancient customs in Japan.
Japonya'da çok sayıda aktif volkan vardır.There are many active volcanoes in Japan.
Japonya'nın pek çok ayırt edici özellikleri vardır.Japan has many distinctive traits.
Japonya'nın kendine özgü birçok özelliği vardır.Japan has many distinctive traits.
Japonya'da birçok efsane vardır.There are a lot of legends in Japan.
Japonya'da çok sayıda güzel yerler vardır.There are a lot of beautiful places in Japan.
Japonya'da Kasım ayında genellikle iyi hava vardır.There is usually good weather in November throughout Japan.
O, otobüs durağına vardığında otobüs zaten gözden kaybolmuştu.When he arrived at the bus stop, the bus was already out of sight.
Onun bir oğlu ve iki kızı vardır.He has a son and two daughters.
İki ya da üç tane oldukça yetenekli asistanı vardı.He had two or three rather competent assistants.