Her öğrencinin kendi sırası vardır.Each student has his own desk.
Yaşamın kökeni hakkında birçok teoriler vardır.There are many theories about the origin of life.
Uzun zaman önce, genç bir adam vardı.A long time ago, there was a young man.
Yıllar önce orada bir kale vardı.There was a castle here many years ago.
Orada büyük bir sedir ağacı vardı.There used to be a large cedar tree there.
Bu köşede bir postane vardı.There was a post office on this corner once.
Tapınağın yanında uzun bir ağaç vardı.There used to be a tall tree near the temple.
Burada büyük bir park vardı.There used to be a large park here.
Bu tepede küçük bir kale vardı.There used to be a small castle on this hill.
Köşe başında postahane vardı.There used to be a post office on the corner.
Tepede bir kale vardı.There used to be a castle on the hill.
Dağın tepesinde bir kale vardı.There used to be a castle on the top of the mountain.
Okula yakın bir kahvehane vardı.There used to be a coffee shop near the school.
Bu muhitte bir sanat müzesi vardı.There used to be an art museum in this neighborhood.
Kapıda bir aslan heykeli vardı.There used to be a statue of a lion at the gate.
Eskiden evimin önünde büyük bir çam ağacı vardı.There used to be a big pine tree in front of my house.
Bir bebeğin hassas cildi vardır.A baby has delicate skin.
Çok kar vardı ve ben çok mutluyum.We have had a lot of snow and I am very happy.
Geçen ay kasabada ölümlerden 20 fazla doğumlar vardı.There were 20 more births than deaths in the town last month.
Geçen ay çok yağmurumuz vardı.We had a lot of rain last month.
Geçen Cuma bu odada toplantımız vardı.We had the meeting in this room last Friday.
Geçen haftanın sağanak yağışları nedeniyle su baskınımız vardı.We had flooding because of last week's heavy rains.
Öğretmen Tom'un sınavı geçeceği sonucuna vardı.The teacher concluded that Tom would pass the exam.
Savaştan sonra İngiltere'nin birçok kolonisi vardı.After the war, Britain had many colonies.
Geminin üç güvertesi vardı.The ship had three decks.
Gemiler limana vardı.The ships reached port.
Toplam olarak elli kişi vardı.There were fifty persons in all.
Hepsi birlikte beş kişi mevcut vardı.There were only five people present altogether.
Pencerede yanan bir ışık vardı.There was a light burning in the window.
O kadar çok gürültü vardı ki Profesör Bayley kendini duyuramadı.There was so much noise that Professor Bayley couldn't make himself heard.
Hız ölçmenin birkaç yolu vardır.There are several ways to measure speed.
Köylülerin her gelene karşı bir önyargısı vardı.The villagers had a bias against any newcomer.
Birçok ülkenin uyuşturuculara karşı sıkı yasaları vardır.A number of countries have strict laws against drugs.
Bizim büyük bir seyircimiz vardı.We had a large audience.
Güneşin etrafında dönen dokuz gezegen vardır,Dünya onlardan biridir.There are nine planets travelling around the sun, the earth being one of them.
Taro'nun acelesi vardı ve cüzdanını geride bıraktı.Taro was in a hurry and left his wallet behind.
Bekleme salonunda beş hasta vardı.There were five patients in the waiting room.
Büyük bir girdap ve güçlü bir akıntı vardı.It has a big whirlpool and a strong current.
Bir sürü insan vardı.There were lots of people.
Şiddetli yağmurdan sonra büyük bir sel vardı.After the heavy rain, there was a big flood.
Genellikle üniversite öğrencilerinin lise öğrencilerine göre daha fazla boş zamanı vardır.Generally speaking, college students have more free time than high school students.
Kabaca konuşursak, otobüste yaklaşık 30 kişi vardı.Roughly speaking, there were about 30 people in the bus.
Otobüs bekleyen bir sürü insan vardı.There were a lot of people waiting for the bus.
Birçok Amerikalının mizah duygusu vardır.Most Americans have a sense of humor.
Kimin başkan olarak seçilmesi gerektiğine dair hararetli bir tartışma vardı.There was a heated argument as to who should be appointed chairman.
Herkesin bazı hataları vardır.Everybody has some faults.
Herkesin kendi görüş hakkı vardır.Everyone is entitled to his own opinion.
Herkesin erotik rüyaları vardır.Everybody has wet dreams.
Herkesin hataları vardır.Everyone has faults.
Herkesin hem güçlü hem de zayıf noktaları vardır.Everyone has both strong and weak points.
Herkesin kendi güçlü ve zayıf noktaları vardır.Everyone has their own strong and weak points.
Doğum günü partisinde beklenenden daha çok insan vardı.There were more people present at the birthday party than was expected.
Erkeklerin bıyıkları vardır.The men have mustaches.
Dünyada birçok kültür vardır.There are many cultures on Earth.
Göletin üzerinde bir köprü vardır.There is a bridge over the pond.
Göletin etrafında büyük ağaçlar vardı.There used to be big trees around the pond.
Ben geç kaldığım için üzgünüm, ama yapacak bir sürü işim vardı.I'm sorry I am late, but there's been a lot of work to do.
Gündüz uyuyan ve gece çalışan bazı insanlar vardır.There are some people who sleep in the daytime and work at night.
Bunun olabileceğine dair bir hissim vardı.I had a feeling this might happen.
Seyirciler arasında öğretmenler, avukatlar, mühendisler ve benzerleri vardı.Among the audience, there were teachers, lawyers, engineers, and so on.