Sepette çok az sayıda elma var.There are few apples in the basket.
Sepette bazı iyi elmalar var.There are some good apples in the basket.
Masanın altında bir sepet vardır.There is a basket under the table.
Tezgahta yer var mı?Is there room at the counter?
Sana söyleyecek çok şeyim var.I have a lot of things to tell you.
Bahçenizin biraz ilgiye ihtiyacı var.Your garden needs some attention.
Annemin varlığında bundan bahsetme.Don't talk about it in my mother's presence.
Her şeyi abartmak gibi bir alışkanlığın var.You have a habit of exaggerating everything.
Her şeyi abartma alışkanlığın var.You have a habit of exaggerating everything.
Halamın üç çocuğu var.My aunt has three children.
Teyzemin üç çocuğu var.My aunt has three children.
Her binanın bir adı vardır.Each building has a name.
Tavsiye edebileceğin mutfak ya da restoran türleri var mıdır?Are there any types of cuisine or restaurants that you could recommend?
İyi akşamlar. Partinizde kaç kişi var?Good evening. How many are in your party?
Kulaklıklığın var mı?Do you have earphones?
Şimdi bir baş ağrım var.I have a headache now.
Günümüzde bir çok öğrencinin kendi arabası var.Many students have a car of their own nowadays.
İngiliz İngilizcesi ve Amerikan İngilizcesi arasında bazı farklar vardır.There are some differences between British English and American English.
İngiltere ve Japonya'nın politik sistemlerinin ortak bir sürü şeyi var.The political systems of Britain and Japan have a great deal in common.
İyi haberimiz var.We have good news.
Benim iyi bir fikrim var.I've got a good idea.
Amerika'da birçok kişinin evlerinin etrafında çitleri var.In America, many people have fences around their homes.
ABD'de hala bazı alkol karşıtı eyaletler vardır.There are still some dry states in the U.S.
Amerika'da pek çok orman yangını var.There are a great many forest fires in America.
Amerika'da her kasabanın bir kütüphanesi vardır.Every town in America has a library.
Amerika'da nereye giderseniz gidin, yollar ve otoyollar vardır.There are roads and freeways wherever you go in America.
Yazarın mükemmel bir tarzı var.The writer has an excellent style.
O zaman aramızda nefret vardı.There was hatred between us then.
O zaman aramızda düşmanlık vardı.There was hatred between us then.
O yüksek binanın arkasında bir kütüphane var.There is a library at the back of that tall building.
O köpeğin kısa bir kuyruğu var.That dog has a short tail.
O planın hâlâ bazı son rötuşlara ihtiyacı vardı.That plan still needed some finishing touches.
Haklı olabilirsin, ama bizim çok az farklı bir görüşümüz var.You may be right, but we have a slightly different opinion.
Çok zamanın var mı?Do you have a lot of time?
Senin çok paran var, ve benim hiç.You have a lot of money, and I have none.
Raporunuzda az sayıda hatalar var.There are few mistakes in your report.
Odanda iki pencere var mıdır?Are there two windows in your room?
Ne uzun saçın var!What long hair you've got!
Senin varışından önce, o, Londra'ya gitti.Prior to your arrival, he left for London.
Tavsiye edebileceğin biryer var mı?Is there any place you recommend?
Varsayalım ki on bin doların olsa ne yaparsın?What would you do if you had, say, ten thousand dollars?
Onun çok parası var.He's got money to burn.
Onun keskin bir dili var.He has a sharp tongue.
Onun yumuşak bir dili vardır.He has a smooth tongue.
Bak, kalkan bir uçak var.Look! There's a plane taking off.
Saat beş buçukta onunla bir randevum var.I have an appointment with him for five-thirty.
Beş dolar'dan biraz fazla param var.I have little more than 5 dollars.
Kitabın üzerinde siyah bir ceket vardı.There was a black jacket on the book.
Kitapta bir resim bolluğu var.There is an abundance of pictures in the book.
Çiftlikte yaklaşık 500 büyükbaş hayvan var.There are about 500 cattle on the ranch.
Direğin tepesinde bir bayrak vardı.There was a flag at the top of the pole.
Faturaya itirazım var.I'm against the bill.
Tasarıya karşı çok görüş vardı.There was much argument against the bill.
Tasarının lehinde ve aleyhinde çok görüş vardı.There was much argument for and against the bill.
O yıl büyük bir pirinç eksikliği vardı.There was a great lack of rice that year.
Kedinin boynunun etrafında kurdele vardı.The cat had a ribbon around its neck.
Caddenin iki tarafında da birçok dükkan var.There are many stores on either side of the street.
Sokak boyunca büyük evler var.There are large houses along the street.
Acıya dayanmanın birçok çeşit yolu var.There are various ways of enduring the pain.
Acıya katlanmanın birçok yolu var.There are various ways of enduring the pain.