Var olan tüm bu ilanlar, skandal gazeteleri, tartışmaların hepsi benim bu çalışmam hakkındaydı.Báo to, báo nhỏ, bài tranh luận hết thảy đều bàn tán về tác phẩm này
Var olan tüm bu ilanlar, skandal gazeteleri, tartışmaların hepsi benim bu çalışmam hakkındaydı.Ces journaux, ces tabloïds débattaient de ce travail.
Var olan tüm bu ilanlar, skandal gazeteleri, tartışmaların hepsi benim bu çalışmam hakkındaydı.Dus plakkaten, roddelbladen, er waren discussies, allemaal over dit werk.
Var olan tüm bu ilanlar, skandal gazeteleri, tartışmaların hepsi benim bu çalışmam hakkındaydı.Gazety, kolorowe pisma- nawet debaty były prowadzone na temat mojej pracy
Var olan tüm bu ilanlar, skandal gazeteleri, tartışmaların hepsi benim bu çalışmam hakkındaydı.Havia jornais, tabloides e debates só por causa deste trabalho.
Var olan tüm bu ilanlar, skandal gazeteleri, tartışmaların hepsi benim bu çalışmam hakkındaydı.Így az újságok és pletykalapok a munkámról vitatkoztak.
Var olan tüm bu ilanlar, skandal gazeteleri, tartışmaların hepsi benim bu çalışmam hakkındaydı.In diesen seriösen und Boulevardzeitungen gab es Debatten über diese Arbeiten
Var olan tüm bu ilanlar, skandal gazeteleri, tartışmaların hepsi benim bu çalışmam hakkındaydı.이런 자료, 타블로이드, 토론등이 다 제 작품에 관한 것들 이었지요.
Var olan tüm bu ilanlar, skandal gazeteleri, tartışmaların hepsi benim bu çalışmam hakkındaydı.Quindi i quotidiani, i tabloid, i dibattiti venivano ingannati da tutto questo lavoro.
Var olan tüm bu ilanlar, skandal gazeteleri, tartışmaların hepsi benim bu çalışmam hakkındaydı.Todas estos periódicos, tabloides, debates estaban siendo engañados, por este trabajo.
Var olan tüm bu ilanlar, skandal gazeteleri, tartışmaların hepsi benim bu çalışmam hakkındaydı.В широкоформатните издания, таблоидите, вървяха дебати все за тези творби.
Var olan tüm bu ilanlar, skandal gazeteleri, tartışmaların hepsi benim bu çalışmam hakkındaydı.И эти газеты, таблоиды, споры — все были насчёт моих работ.
Var olan tüm bu ilanlar, skandal gazeteleri, tartışmaların hepsi benim bu çalışmam hakkındaydı.אז הצהובונים, הדיונים, כולם היו על העבודה הזו.
Var olan tüm bu ilanlar, skandal gazeteleri, tartışmaların hepsi benim bu çalışmam hakkındaydı.اذا هذه صحف الفضائح, الصحف الصفراء, المناقشات التي تجري وكلها عن هذا العمل
Var olan tüm bu ilanlar, skandal gazeteleri, tartışmaların hepsi benim bu çalışmam hakkındaydı.映画は人々が実際にその作品を見る前に禁止されていました
Ve asıl ilginç olan bu durum sadece var olan politikaları iyileştirmekle alakalı değil.Ce qui est intéressant est qu'il ne s'agissait pas juste d'optimiser les politiques existantes,
Ve asıl ilginç olan bu durum sadece var olan politikaları iyileştirmekle alakalı değil.Điều thật sự thú vị, đây không chỉ
Ve asıl ilginç olan bu durum sadece var olan politikaları iyileştirmekle alakalı değil.Dit ging niet alleen over het optimaliseren van bestaande beleidsmaatregelen,
Ve asıl ilginç olan bu durum sadece var olan politikaları iyileştirmekle alakalı değil.이것이 흥미로운 이유는 이러한 시도가 단지 기존 정책을 최적화했을 뿐 아니라
Ve asıl ilginç olan bu durum sadece var olan politikaları iyileştirmekle alakalı değil.Und das Interessante ist, dass es nicht um die
Ve asıl ilginç olan bu durum sadece var olan politikaları iyileştirmekle alakalı değil.ומה שבאמת מעניין הוא שזה לא נגע רק למיטוב המדיניות הקיימת,
Ve asıl ilginç olan bu durum sadece var olan politikaları iyileştirmekle alakalı değil.والمثير في الحقيقة أن الأمر لم يتعلق فقط بإصلاح السياسات الموجودة،
Ve asıl ilginç olan bu durum sadece var olan politikaları iyileştirmekle alakalı değil.教育の根幹となる思想や パラダイムまでもが PISAのデータで変化したのです
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.A mimochodem, rozdílnost mezi zmírňováním trápení a vytvářením štěstí je extrémně důležitá.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Bisogna dire che la differenza tra ridurre la sofferenza e costruire la felicità è estremamente importante.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Ero kurjuuden vähentämisen ja onnellisuuden lisäämisen välillä on muuten erittäin tärkeä.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.És mellesleg: rendkívül fontos, hogy különbséget tegyünk a nyomorúság enyhítése és boldoggá tétel között.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.그런데 고통을 더는 것과 행복을 만드는 것을 구별하는 것은 정말 매우 중요합니다.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Mimogrede, razlika med lajšanjem nesreče in gradnjo sreče je izredno pomembna.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Och gränsen mellan att mildra lidande och att bygga upp lycka är förresten väldigt viktig.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Og for øvrigt, forskellen mellem at lindre fortvivlelse og bygge lykke er ekstrem vigtig.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Perbedaan antara mengurangi penderitaan dan membangun kebahagiaan adalah sesuatu yang sangat penting.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Przy okazji, różnica między niesieniem ulgi, a wywoływaniem szczęścia jest bardzo ważna.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Şi apropo, distincţia dintre a uşura suferinţa şi clădirea fericirii este extrem de importantă.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Und nebenbei, die Unterscheidung zwischen Not lindern und Glück schaffen ist extrem wichtig.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Và tiện đây, sự khác nhau giữa giảm nhẹ đau khổ và tạo ra hạnh phúc là vô cùng quan trọng.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.А между другото, разликата между облекчаване на нещастието и изграждане на щастие е изключително важна.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Кстати, разница между облегчением страданий и построением счастливой жизни чрезвычайно важна.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Між іншим, різниця між полегшенням страждання і побудовою щасливого життя є надзвичайно важливою.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.ודרך אגב, ההבחנה בין הקלה על אומללות ובניית אושר היא מאוד חשובה.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.و بالمناسبة, الفارق بين علاج المآساة و بناء السعادة هو فارق في غاية الأهمية.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.幸せを築くことの区別は非常に大切です 私が30年前に初めてセラピストになった時には
Ve bu da son birkaç ay içerisindeki dünyada var olan mitoloji seviyesinin genel görüşü.É uma espécie de vista zeitgeist [espírito do tempo] da mitologia mundial atual ao longo dos últimos meses.
Ve bu da son birkaç ay içerisindeki dünyada var olan mitoloji seviyesinin genel görüşü.Ez már egy korszellemi nézőpont világunk pár hónapos mítoszaira.
Ve bu da son birkaç ay içerisindeki dünyada var olan mitoloji seviyesinin genel görüşü.Jest to niejako widok ducha epoki, współczesnej światowej mitologii pisanej przez ostatnie miesiące.
Ve bu da son birkaç ay içerisindeki dünyada var olan mitoloji seviyesinin genel görüşü.이 레벨은 "시대정신"이라고 해도 과언이 아닙니다. 지난 몇달간 세계가 만들어낸 신화를 보여주니까요.
Ve bu da son birkaç ay içerisindeki dünyada var olan mitoloji seviyesinin genel görüşü.Una sorta di visione dello spirito del tempo della mitologia del mondo negli ultimi due mesi.
Ve bu da son birkaç ay içerisindeki dünyada var olan mitoloji seviyesinin genel görüşü.И это как дух времени на этом уровне мифологии текущего мира за последние пару месяцев.
Ve bu da son birkaç ay içerisindeki dünyada var olan mitoloji seviyesinin genel görüşü.וזה סוג של הצַיִיטְגַיִיסְט (רוח הזמן) ברמה הזאת של המיתולוגיה הנוכחית של העולם על פני החודשיים האחרונים.
Ve bu da son birkaç ay içerisindeki dünyada var olan mitoloji seviyesinin genel görüşü.وهي نوع من وجهة نظرة روح العصر في هذا المستوى لأساطير العالم الحالية خلال الشهور القليلة الماضية
Ve bu da son birkaç ay içerisindeki dünyada var olan mitoloji seviyesinin genel görüşü.その時代精神を一望しているかのようです ここに浮かび上がっているもの、例えば、フォード大統領
Ve bugünlerde var olan baskın türdeki züppelik, iş züppeliğidir.A dominujący rodzaj snobizmu w dzisiejszych czasach dotyczy pracy.
Ve bugünlerde var olan baskın türdeki züppelik, iş züppeliğidir.A hlavným typom snobstva, s ktorým sa dnes stretávame, je snobstvo v práci.
Ve bugünlerde var olan baskın türdeki züppelik, iş züppeliğidir.A převládající typ snobství, který dnes existuje, je pracovní snobství.
Ve bugünlerde var olan baskın türdeki züppelik, iş züppeliğidir.Contoh sok yang paling banyak kita amati saat ini berkaitan dengan pekerjaan.
Ve bugünlerde var olan baskın türdeki züppelik, iş züppeliğidir.Danes prevladuje snobovstvo na podlagi zaposlitve.
Ve bugünlerde var olan baskın türdeki züppelik, iş züppeliğidir.E lo snobismo più dominante che esiste oggi è lo snobismo sul lavoro.
Ve bugünlerde var olan baskın türdeki züppelik, iş züppeliğidir.En het heersende type snobisme is momenteel carrièresnobisme.
Ve bugünlerde var olan baskın türdeki züppelik, iş züppeliğidir.És a sznobizmus uralkodó fajtája manapság a munka-sznobizmus.
Ve bugünlerde var olan baskın türdeki züppelik, iş züppeliğidir.Et le type de snobisme le plus commun qui existe aujourd'hui est le snobisme au niveau professionnel.