Okul, her gün vaktimizin çoğunu geçirdiğimiz yerdir.School is where we spend most of our time every day.
Evvela hiç param yok ve ikinci olarak hiç boş vaktim yok.For one thing, I've no money, and for another, I've no leisure.
Gitmeden önce kitaplarımı düzenlemek için vaktim yok.I have no time to put my books in order before I go.
Ödev, düşündüğümden daha fazla vaktimi aldı.The assignment took me longer than I had expected.
Üzgünüm, ama acele etmek zorundayım. Bunu detaylı açıklamak için vaktim yok.Sorry, but I have to hurry. I have no time to explain this in detail.
Benim şimdi çok vaktim yok.I don't have much time now.
Öğle yemeği yemek için bugün vaktim yok.I don't have enough time to eat lunch today.
Bugün öğle yemeği yemek için yeterli vaktim yok.I don't have enough time to eat lunch today.
Vaktimizi ve paramızı boşa harcamasak iyi olur.We had better save our time and money.
Benim yemek için vaktim yoktu.I had no time to eat.
Onu boş vaktimde yapabileceğimi düşünüyorum.I think I can do it in my spare time.
Sanırım bunu boş vaktimde yapabilirim.I think I can do it in my spare time.
Çalışmak için boş vaktim yok.I have no leisure to study.
Çok vaktim yok, bu yüzden bir fast-food restorana uğrayacağım.I don't have much time, so I'm going to drop in at a fast-food restaurant.
Vaktim olursa sizi ararım.I will call you up, provided that I have time.
Araba kullanmayı öğrenmek biraz vaktimi aldı.It took me some time to learn how to drive a car.
Başımı kaşıyacak vaktim yok.I'm busy as a bee.
Mümkün olduğunca çabuk koştum, ama son tren için vaktim yoktu.I ran as fast as possible, but I was not in time for the last train.
Boş vaktimde ne yapacağımı bilmiyorum.I don't know what to do with my leisure.
Benim birçok arkadaşlarla konuşmak için bol bol vaktim vardı.I had plenty of time to talk to many friends.
Ne alışveriş yapacak ne de anneme hoşça kal diyecek vaktim vardı.I had neither the time to go shopping, nor to say goodbye to my mother.
Yeterli vaktimiz yok.We don't have enough time.
Vaktimi boşa mı harcıyorum?Am I wasting my time?
Şu anda vaktim yok.I don't have time right now.
Ne yazık ki fazla boş vaktim olmayacak.Unfortunately I will not have much free time.
Hasta olmaya vaktim yok.I don't have time to be sick.
Böyle bir uzun mektup yazdığım için üzgünüm. Kısa yazmak için vaktim yoktu.I am sorry to write such a long letter. I didn't have time to write a short one.
Şu anda hiç vaktim yok.Right now I don't have any time.
Yemek yapacak vaktim yok.I don't have time to cook.
Kaybedecek vaktim yok.I don't have time to lose.
Yeterli vaktim yok, acele et!I don't have enough time, hurry up!
Birincisi, hiç param yok. İkincisi, vaktim yok.First, I don't have any money. Second, I don't have the time.
Uyumak için vaktim yok.I don't have time to sleep.
Bugün bunun için vaktim yok.Today, I do not have time for this.
Keşke seninle konuşmak için daha çok vaktim olsa.I wish I had more time to talk to you.
Yazmak için vaktim yok.I don't have time to write.
Boş vaktimi akıllıca geçirmek istiyorum.I want to spend my free time wisely.
O filmi izleyerek vaktimi boşa harcamamalıydım.I shouldn't have wasted my time watching that movie.
Fransızcamı ilerletmek istiyorum ama gerçekten hiç vaktim yok.I would like to improve my French but I really have no time.
Bu mektupla ilgilenecek vaktim yok. Onunla ilgilenebilir misiniz?I don't have time to deal with this letter. Could you deal with it?
Oyun için vaktim yok.I have no time for games.
Onu yapmak için vaktim olup olmayacağını bilmiyorum.I don't know if I will have time to do it.
Buna vaktim yok.I don't have time for this.
Yarın hiç vaktim yok.I have no time tomorrow.
Ne yazık ki bugün vaktim yok.Unfortunately, I don't have time today.
O kitabı okumak için vaktim yok.I don't have the time to read that book.
Yatağımı düzeltemem. Buna vaktim yok.I cannot make my bed. I don't have time for that!
Ayrıntılı bir biçimde açıklamak için vaktim yok.I don't have time to explain in detail.
Okumaya bile vaktim yok.I don't even have time for reading.
Bu sabah kahvaltı yemek için vaktim yoktu.I didn't have time to eat breakfast this morning.
Bu metini çevirmek için vaktim yok.I don't have time to translate this text.
Seninle gelmek isterdim ama vaktim yoktu.I would have liked to come with you, but I didn't have time.
Tom buraya gelmeden önce ne kadar vaktimiz var?How long do we have before Tom gets here?
Açıklamak için vaktim yok.I don't have time to explain.
Gerçekten vaktim yok.I really don't have the time.
Bizden istedikleri her şeyi yapmak için vaktimiz yok.We don't have time to do everything they've asked us to do.
Vaktimiz dar, boşa harcamayalım.Let's not waste what little time we have.
Fazla vaktimiz yok.We haven't got much time.
İstediğimiz her şeyi yapmak için yeterli vaktimiz olduğunu sanmıyorum.I don't think I'll have enough time to do everything I want to do.
Sanırım çok yoğun olacağım ama testten sonra daha çok vaktim olacak.I think I'll be very busy, but after the test I will have more time.