Ana içeriğe geç
Sözlük

vakit ile cümle

vakit kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Neden her zaman bu vakitte uyanırım?Why do I always wake up at this time?
Neden her zaman bu vakitte kalkarım?Why do I always get up at this time?
Bu sadece vakit kaybı.This is just a waste of time.
Biz Boston'da güzel vakit geçiriyoruz.We're having a nice time in Boston.
Tom'un hoşça vakit geçirdiğini umuyorum.I hope Tom is having a good time.
Tom'un iyi vakit geçirdiğini umuyorum.I hope Tom had a good time.
Bu bize biraz vakit kazandıracak.That will buy us some time.
Hoşça vakit geçirmeye çalışalım.Let's try to have a good time.
İyi vakit geçirmeye çalışalım.Let's try to have a good time.
İhtiyacınız kadar vakit geçirebilirsiniz.You can have as much time as you need.
Sahilde, arkadaşlarla vakit geçirebilirim.On the beach, I can spend time with friends.
Dün gece harikulade bir vakit geçirdim.I had a marvelous time last night.
Tom Boston'da hoşça vakit geçirdi mi?Did Tom have a good time in Boston?
Tom ile daha fazla vakit geçirmek istiyorum.I want to spend more time with Tom.
Hoş vakitti.That was a good time.
Seninle daha çok vakit geçirmek istiyorum.I'd like to spend more time with you.
Bu kadar geç vakitte aradığım için üzgünüm. Sadece sesini duymak istedim.I'm sorry for calling so late. I just wanted to hear your voice.
Bugün gerçekten iyi vakit geçirdim.I really had a good time today.
Ben seninle vakit geçirmekten hoşlanırım.I like spending time with you.
Tom çocukları ile vakit geçirmek istiyor.Tom wants to spend time with his children.
En azından biri iyi vakit geçiriyor.At least somebody is having a good time.
Tom'un boş vakitlerinde ne yaptığını biliyor musunuz?Do you know what Tom does in his spare time?
Tom'la iyi vakit geçirdin mi?Did you have a good time with Tom?
Tom'la çok vakit geçirdin mi?Have you spent a lot of time with Tom?
Boston'da çok vakit geçirdin mi?Have you spent a lot of time in Boston?
Küçükken büyükanne ve büyükbabalarımla taşrada çok vakit geçirdim.When I was little, I spent a lot of time in the country with my grandparents.
Ben ailemle daha fazla vakit geçirmek istiyorum.I'd like to spend more time with my family.
Tom Mary ile daha fazla vakit harcamak istemiyordu.Tom didn't want to spend any more time with Mary.
Ailemle daha çok vakit geçirmem gerekiyor.I need to spend more time with my family.
Jane ile vakit geçirmek bir zevk.It is a pleasure to spend time with Jane.
Seninle biraz vakit geçirebilir miyim?Can I have a moment with you?
Onlarla biraz vakit geçirebilir miyim?Can I have a moment with them?
Onunla biraz vakit geçirebilir miyim?Can I have a moment with him?
Onlara biraz vakit ver.Give them a moment.
Ona biraz vakit ver.Give him a moment.
Erkekler bilgisayar ve internet üzerinde kızlardan daha fazla vakit harcarlar.Boys spend more time than girls on the computer and the Internet.
Harika vakit geçiriyor gibi görünüyorsun.It looks like you're having a great time.
Eğlenceye vakit yok.There is no time for merriment.
Size hoş vakit geçirteceğim.I'll show you a good time.
Yıldızlara bak, boşa vakit kaybetmeyelim.Look at the stars, let's not waste time.
Vakit nakit değil, vakit hayattır.Time is not money. - Time is life.
Boston'da burada iyi vakit geçiriyorum.I'm having a good time here in Boston.
Karım ve ben birlikte evde vakit geçirmeyi tercih ediyoruz.My wife and I prefer to spend time at home together.
Neden onu yaparak boşa vakit harcamak istiyorsun?Why do you want to waste time doing that?
Birlikte vakit geçirmek benim için önemli.Spending time together is important to me.
Tom vakitsiz konuştu.Tom spoke prematurely.
Sen ve eşin birlikte vakit geçirmeniz gerekir.You and your spouse should spend time together.
Yardım edileceği vakit önce akrabalar gözetilir.Charity starts at home.
Fevkalade vakit geçireceksin.You'll have a marvelous time.
O, iyi vakit geçirmeyi sever.She likes to have a good time.
Onlar Paris'te birlikte vakit geçirdi.They spent time together in Paris.
Aynamın önünde çok fazla vakit harcıyorum.I spend too much time in front of my mirror.
Kitap okumaya değer mi, yoksa vakit kaybı mı olur?Is the book worth reading, or would that be a waste of time?
Tom çocukları ile yeterince vakit geçirmiyor.Tom doesn't spend enough time with his children.
Çocuklarınızla vakit harcamanın zararı olamaz.Spending time with your children couldn't hurt.
Biz Boston'da birlikte vakit geçirdik.We spent time together in Boston.
Sanırım Tom hoşça vakit geçirdi.I think Tom had a good time.
Vakit öldürmek için kitap okurum.I read books to kill time.
Nasıl vakit buluyor bilmiyorum.I don't know how she finds the time.
Şu sıralar BT sertifikasyonlarına çalışmaya çok vakit harcıyorum.I've been spending a lot of time studying for IT certifications recently.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod