İyi vakit, onun ne kadar iyi olduğunu düşündüğünüz zaman bitmiyor mu?O bom momento acaba quando pensamos; "Até que ponto isto pode ser bom?"
İyi vakit, onun ne kadar iyi olduğunu düşündüğünüz zaman bitmiyor mu?Thời gain hạnh phúc sẽ qua khi bạn nghĩ vậy, nó tốt đến chừng nào?
İyi vakit, onun ne kadar iyi olduğunu düşündüğünüz zaman bitmiyor mu?Vtedy sa prestanete mať dobre, keď začnete uvažovať, ako dobre sa máte.
İyi vakit, onun ne kadar iyi olduğunu düşündüğünüz zaman bitmiyor mu?Waktu bahagia berakhir ketika Anda berpikir, seberapa bahagiakah itu?
İyi vakit, onun ne kadar iyi olduğunu düşündüğünüz zaman bitmiyor mu?Παύεις να περνάς καλά όταν σκέφτεσαι, πόσο καλά είναι το "καλά";
İyi vakit, onun ne kadar iyi olduğunu düşündüğünüz zaman bitmiyor mu?Гарний час закінчується, коли ти починаєш думати, наскільки він добрий, чи не так?
İyi vakit, onun ne kadar iyi olduğunu düşündüğünüz zaman bitmiyor mu?Развлечение кончается тогда, когда вы подумаете, было ли хорошо?
İyi vakit, onun ne kadar iyi olduğunu düşündüğünüz zaman bitmiyor mu?Спира да ви е добре, когато си помислите: колко ми е добре всъщност?
İyi vakit, onun ne kadar iyi olduğunu düşündüğünüz zaman bitmiyor mu?ההנאה נגמרת ברגע שאנו תוהים, כמה טוב לנו?
İyi vakit, onun ne kadar iyi olduğunu düşündüğünüz zaman bitmiyor mu?الوقت الجيد ينتهي عندما تفكر, كم هو جيد ؟
İyi vakit, onun ne kadar iyi olduğunu düşündüğünüz zaman bitmiyor mu?さらにはそれは決して十分ということがありません。
İyiydi büyükbaba. İyi vakit geçirdik.ימני. נכד גיסתי צריכה למזוג לי משקה.
İyiydi büyükbaba. İyi vakit geçirdik.جيّدة جدّي قضينا وقتا طيبا
İyiydi büyükbaba. İyi vakit geçirdik.حسناً. حفيدي النسيب يجب أن يصبّ لي شراب
İzin verin dağılmadan önce hoşça vakit geçirelim.Avant de se quitter, faisons la fête une dernière fois !
İzin verin dağılmadan önce hoşça vakit geçirelim.Доставим себе удовольствие прежде чем расстаться навек.
JT: Çok iyi vakit geçirdik.Das war wirklich nett.
Kadir, oğlum... Biz en çok ne vakit bakalava satıyoruz?Кадир, сине...Ние кога най-много продаваме баклава?
Kadir, oğlum... Biz en çok ne vakit bakalava satıyoruz?قادر، إبنى، متى نبيع أكبر كمية من البقلاوة؟
Kalıcı Evi Olmayanlar Derneği (Vailla vakinaista asuntoa ry), evsizlere yardım eden bir örgüttür.Vailla vakinaista asuntoa ry. är en förening som hjälper bostadslösa.
Kalıcı Evi Olmayanlar Derneği (Vailla vakinaista asuntoa ry), evsizlere yardım eden bir örgüttür.Vailla vakinaista asuntoa ry est un organisme qui aide les personnes sans domicile fixe.
Kalıcı Evi Olmayanlar Derneği (Vailla vakinaista asuntoa ry), evsizlere yardım eden bir örgüttür.Vailla vakinaista asuntoa ry. on järjestö, joka auttaa asunnottomia.
Kalıcı Evi Olmayanlar Derneği (Vailla vakinaista asuntoa ry), evsizlere yardım eden bir örgüttür.Организация «Без постоянного жилья» (Vailla vakinaista asuntoa ry). помогает лицам без жилья.
Kalıcı Evi Olmayanlar Derneği (Vailla vakinaista asuntoa ry), evsizlere yardım eden bir örgüttür.الجمعية المسجلة للذين هم بدون مسكن دائم (Vailla vakinaista asuntoa) هي عبارة عن منظمة تقوم بمساعدة المشردين.
Kalıcı Evi Olmayanlar Derneği (Vailla vakinaista asuntoa ry), evsizlere yardım eden bir örgüttür.无家可归者协会( Vailla vakinaista asuntoa)为无家可归者提供援助。
Karıncalara bunu yaptırmak çok vakit alırdı.Abbiamo impiegato parecchio tempo per convincerle a farlo.
Karıncalara bunu yaptırmak çok vakit alırdı.A durat aşa de mult să convingem aceste furnicuţe să facă asta.
Karıncalara bunu yaptırmak çok vakit alırdı.Det tog så lang tid at få disse myrer til at gøre dette.
Karıncalara bunu yaptırmak çok vakit alırdı.Długo trenowaliśmy te mrówki!
Karıncalara bunu yaptırmak çok vakit alırdı. (Kahkahalar)Ça a pris tellement de temps de faire faire ça à ces fourmis (Rires)
Karıncalara bunu yaptırmak çok vakit alırdı. (Kahkahalar)(Gelächter)
Karıncalara bunu yaptırmak çok vakit alırdı. (Kahkahalar)Het kostte zo veel tijd om deze mieren dit te laten doen (Gelach)
Karıncalara bunu yaptırmak çok vakit alırdı. (Kahkahalar)Отне ни толкова време, да накараме мравките да правят това... (смях)
Karıncalara bunu yaptırmak çok vakit alırdı.개미가 움직이는 이 모습을 찍는데 아주 오랜 시간이 걸렸거든요.
Karıncalara bunu yaptırmak çok vakit alırdı.Nagyon sok időt vett igénybe rávenni erre a hangyákat. (Nevetés)
Karıncalara bunu yaptırmak çok vakit alırdı.Rất mất thời gian để bắt lũ kiến làm việc đó.
Karıncalara bunu yaptırmak çok vakit alırdı.Tomó mucho tiempo hacer que estas hormigas hagan esto.
Karıncalara bunu yaptırmak çok vakit alırdı.Trvalo dlouho, než mravenci začali dělat, co jsem po nich chtěl.
Karıncalara bunu yaptırmak çok vakit alırdı.Trvalo hrozne dlho k tomu tie mravce prinútiť.
Karıncalara bunu yaptırmak çok vakit alırdı.Μας πήρε πολύ καιρό να αναγκάσουμε τα μυρμήγκια να το κάνουν αυτό.
Karıncalara bunu yaptırmak çok vakit alırdı.לקח כל כך הרבה זמן לגרום לנמלים האלה לעשות את זה.
Karıncalara bunu yaptırmak çok vakit alırdı.فقد استغرق منا الكثير من الوقت لدفع هذه النملات للقيام بذلك.
Karıncalara bunu yaptırmak çok vakit alırdı.(笑)
Kela’nın hizmet danışmanı sizi ayarlanan vakitte arayacaktır.När du har bokat en telefontid, ringer FPA:s servicerådgivare upp dig vid överenskommen tidpunkt.
Kela’nın hizmet danışmanı sizi ayarlanan vakitte arayacaktır.Если вы записались на приём по телефону, консультант Kela перезвонит вам в согласованное время.
Kela’nın hizmet danışmanı sizi ayarlanan vakitte arayacaktır.عندما تحجز موعد الإتصال الهاتفي، فإن إستشاري خدمات الكيلا سوف يتصل بك في الموعد المتفق عليه.
Kela’nın hizmet danışmanı sizi ayarlanan vakitte arayacaktır.عندما تحجز موعد الاتصال الهاتفي، فإن استشاري خدمات كيلا سوف يتصل بك في الموعد المتفق عليه.
Kısaca, bunun için yeterince vakit yok.Der er simpelthen ikke tid nok.
Kısaca, bunun için yeterince vakit yok.Egyszerűen nincs rá idő!
Kısaca, bunun için yeterince vakit yok.Er is gewoon niet genoeg tijd.
Kısaca, bunun için yeterince vakit yok.Il n'y a tout simplement pas assez de temps.
Kısaca, bunun için yeterince vakit yok.그럴 시간이 없거든요.
Kısaca, bunun için yeterince vakit yok.Nie ma na to czasu.
Kısaca, bunun için yeterince vakit yok.Nu ajunge nicicum timpul.
Kısaca, bunun için yeterince vakit yok.Preprosto ni dovolj časa.
Kısaca, bunun için yeterince vakit yok.Semplicemente non c'è abbastanza tempo per farlo.
Kısaca, bunun için yeterince vakit yok.Simplemente no hay suficiente tiempo.
Kısaca, bunun için yeterince vakit yok.Simplesmente não há tempo suficiente.
Kısaca, bunun için yeterince vakit yok.Vì đơn giản là không đủ thời gian.
Kısaca, bunun için yeterince vakit yok.Waktunya tidak cukup.