Tom'un vakti yoktu.Tom hatte keine Zeit.
Gel bakalım, tavşancık! Yatağa girme vakti çoktan geldi.Komm, mein Häschen! Es ist schon Zeit, ins Bettchen zu hüpfen.
Çok fazla vaktinizi almaktan korkuyorum.Ich fürchte, Ihre Zeit zu sehr in Anspruch zu nehmen.
Uyumak için vaktim yok.Ich habe keine Zeit, um zu schlafen.
Uyanma vakti.Es ist an der Zeit, aufzuwachen.
Kızınla vakit geçirip sohbet etmelisin.Du solltest Zeit mit deiner Tochter verbringen und dich mit ihr unterhalten.
Artan işine rağmen, Tom' un çocuklar ve Maria için her zaman vakti vardır.Für Maria und die Kinder nimmt sich Tom trotz seiner sehr fordernden Arbeit immer Zeit.
Uyku vakti geçti.Die Schlafenszeit ist vorbei.
Yeterli vakitleri var.Sie haben genug Zeit.
Bugün vaktim yok. Yarın gel!Ich habe heute keine Zeit. Komm morgen!
Vakit ayırıp bana yardımcı olduğunuz için çok teşekkür ederim.Ich bin dir sehr dankbar fürs Zeit nehmen und mir zu helfen.
O’da halkına vakfeder.Sende deinem Volk einen Fürsprecher“).
“Beş vakit namazını kılar, fakat çok cimrice davranırdı.Dort wurde er fünfmal eingesetzt (kein Tor).
Şimdi Sevişme Vakti.Zeit für die Liebe.
Kıyamet vakti de gelecektir; bunda şüphe yoktur.Dann kommt die Stunde unsrer Ernte, früher nicht.
Almanlar burada oldukları vakit geldi.Nun kommen die Deutschen.
Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.Nach der islamischen Normenlehre sind Muslime verpflichtet, fünf Mal am Tag zu beten.
Wikimedia Vakfı.Wikimedia Foundation.
Fakat ısıtmaya vakit yoktu.Eine Heizung gab es nicht.
Gebe kadınlara ancak açık bir biçimde gerekliliği saptanmış vakalara uygulanmalıdır.Frauen sind meist nur Überträgerinnen (Konduktor) der Genmutation.
Ağır ve vakarlı adımlarla Hüsrev Paşa’ya yaklaştı, selam verdi.Und so entsendet er den lästigen (und attraktiveren) Nebenbuhler kurzerhand auf Mission nach Breslau.
Proje Wikimedia Vakfının 2006 yılından bu yana başlattığı ilk yeni proje olmuştur.Wikidata war das erste neue Projekt der Wikimedia Foundation seit 2006.
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Er engagierte sich für das Thema HIV/ Aids.
SCP'ler muhafaza edilmelerinin ardından Vakıf'ın bilim insanları tarafından incelemeye alınır.Sobald ein SCP gesichert ist, wird es von Wissenschaftlern der Foundation untersucht.
Artık onun için annesinin yanından ayrılma vakti gelmiştir.Damals wurde er von seiner Mutter zum Probetraining gebracht.
Fakat günün hangi vakti olduğu, yılın o mevsimlerinde günler çok kısa olduğu için kestirilemez.Aber die Tageszeit ist unklar, da Tage zu dieser Jahreszeit kurz sind.
Size ne oluyor da Allah için bir vakar ummuyorsunuz?"Was ihr an Zinsen gebt, bringt keinen Zuwachs bei Allah."
Randi, 1996 yılında James Randi Eğitim Vakfını (JREF) kurdu.1996 gründete Randi die Stiftung James Randi Educational Foundation (JREF).
Yıl Vakfı'na devredildi.Yıl Vakfı übergeben.
Buradaki temel prensip, Amnesty gruplarının kendi ülkelerindeki bir vakada çalışmamalarıdır.Ein Grundsatz dabei war, dass Amnesty-Gruppen nicht zu Vorgängen im eigenen Land arbeiten.
Müze 1905 yılında Atlanta Sanat Vakfı tarafından kuruldu.Das Museum wurde 1905 von der Atlanta Art Association eröffnet.
Caranqui’de (Ekvador) vaktiyle içi altın ve gümüş eşyalarla dolu küpler içeren bir tapınak bulunmaktadır.In Caranqui in Ecuador gab es einen Tempel, der früher Krüge voll von Gold und Silber besaß.
Halihazırda Mozilla Vakfı tarafından geliştirilmektedir.Sie wird von der Mozilla Foundation entwickelt.
Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir!Der Augenblick ist da; die große Wendung!
Başka bir delil ve ipucu yoktu, vaka dosyası açık bırakıldı.Da es keine anderen Spuren oder Beweise gab, blieb der Fall zunächst ungelöst.
Vakfın Almanya'dan, Türkiye'den ve diğer ülkelerden daimi 200 üyesi vardır.Sie hat etwa 400 Mitglieder aus Deutschland, Russland und weiteren Ländern.
Zehirleme vakalarına dair bir rapor yoktur.Es sind keine Vergiftungsfälle bekannt geworden.
Bu vakalarda Hadassah Hastanesi’nde (Profesör Dostrovsky ve Prof. Drukman tarafından) ışınla tedavi edildi.Dies geschah unter der Aufsicht des Hadassah Medical Center in Jerusalem (Prof. Dostrovsky und Prof. Drukman).
Annesi ve kardeşleri ile birlikte Hacı Ömer Sabancı Vakfı'nın kurulmasına öncülük etti.Aus Dankbarkeit stifteten er und seine Frau den Bau der Kapelle.
Polise, çözemediği vakalarda (çoğunlukla cinayet vakaları) yardım eder.Sie helfen der Polizei bei der Aufklärung ungelöster Kriminalfälle.
2001'den beri Heinrich Böll Vakfı tarafında her ay yayınlanan iran-reports 'un yayımcılığını yapmaktadır.Seit 2001 ist er der Verfasser des monatlich erscheinenden iran-reports der Heinrich-Böll-Stiftung.
Bir süre eğlenceli vakit geçirirler.Gemeinsam verbringen sie gar eine fröhliche Zeit.
Bu vakfın o dönemde on üç gömleği (dosya kartonu), on dokuzar belge ve varağı bulunmaktaydı.Dies war ein Gut („prädium“) mit Vogtei und Zehntrechten.
Vakıf ^ Aşevi ne demektir?Was ist Investivlohn?
Vakit öğlen olmuştur.Der späte Tag.
Onu gece vakti bir kız yurdunda bulur.Mitten in der Nacht besucht ihn ein Junge.
Süleyman Çelebi bundan sonra Edirne'de sarayda içki alemleri ile iyi vakit geçirmeye kendini terk etti.Altbarnim verblieb beim Kreis Seelow, der nach der Wende noch in Landkreis Seelow umbenannt wurde.
İkindi namazının müddeti ise akşam vaktine kadar devam etmektedir.So zweimal während des Morgengebets (Schacharit) und einmal während des Nachmittagsgebets (Mincha).
Starkey İşitme Vakfı, William F. Austin tarafından ABD'nde kurulmuş bir vakıftır.Die Starkey Hearing Foundation wurde 1973 von William F. Austin gegründet.
O vakitte yedi bin yıldan daha yaşlıdır.Die Funde sind damit älter als 7.000 Jahre.
“Bir vakit, vakitler ve yarım vakit.(Vollzeit) und Teilzeit.
Vakfın başkanı ise 14 Kasım 2008'den beri Naim Güleryüz'dür.Als Vorsitzender des Ausschusses für Wirtschaft und Verkehr amtiert er seit 14. November 2006.
Ulaşım Günün her vaktinde beldeye Mersin ve Erdemli'den araç bulunur.Die Religion ist vom Hochgott bestimmt, der zu jeder Tageszeit angerufen und dem geopfert wird.
Namazı, vakti geçmeden kılın, tez olun.»R: Und laß mein Rufen zu dir kommen!) abschließende Oration.
Gnomonu kullanarak öğle vaktinde İskenderiye'deki gölge açısını ölçtü.Die Länge ihres Schattens wird zur Mittagszeit auf dem "Shigui" abgelesen.
Uzun bir vakit Arap Alfabesi kullanılmıştır.Zu dieser Zeit wurde noch das Arabische Alphabet benutzt.
Otomobillerde bulunan radyo alıcısındaki vakum tüp bu prensiple çalışır.Radar-Höhenmesser von Flugzeugen und Abstandswarngeräte in Autos arbeiten nach diesem Prinzip.
Yeterince vakit yoktu.Er hatte ja keine Zeit.
Carlos Slim Vakfı.Karl Mays schöne Spionin.
Fakat ne yazık ki Olimpos’tan ayrılma vakti de gelir.Damit scheiterte der Anlauf für Olympia.