Ana içeriğe geç
Sözlük

vak ile cümle

vak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
İnsan her zaman vakit bulabilir.One can always find time.
Eğer şimdi başlarsan vaktinde varman gerekir.You ought to be on time if you start now.
Burada olmanın vakti çoktan geldi.It's about time you got here!
Mahallede bir başka kolera vakası var.There has been another case of cholera in the neighborhood.
Acele et ki vaktinde okula varabilesin.Hurry up, and you'll be in time for school.
Acele et. Harcayacak vakit yok.Hurry up. We've little time to waste.
Kalkmak için vakit çok erken.It is too early to get up.
Sence oraya vaktinde varabilir miyiz?Do you think we can get there in time?
Biz iyi vakit geçiriyoruz.We are having a good time.
İyi vakit geçiriyor musunuz?Are you having a good time?
Öğrencilerin Vakıf Günü'nde bir tatili var.Students have a holiday on Foundation Day.
Okula vaktinde gitmek senin sorumluluğun.It's up to you to get to school on time.
Okul, her gün vaktimizin çoğunu geçirdiğimiz yerdir.School is where we spend most of our time every day.
Hepinizle birlikte iyi vakit geçirdiğimi asla unutmayacağım.I'll never forget having a good time with you all.
Hepimiz iyi vakit geçirdik.We all had such a good time.
Ne kadar boş vakit bulursa o kadar mutlu olur.The more leisure he has, the happier he is.
Aileleri ile vakit geçirmek için vakitleri var veya hobilerinden zevk alıyorlar.They have time to spend with their families or to enjoy their hobbies.
Vakit geçirmek için ne yaparsın?What do you do to pass the time?
Yağmur yağmasına rağmen, herkes iyi vakit geçirdi.Although it rained, everyone had a good time.
Evvela hiç param yok ve ikinci olarak hiç boş vaktim yok.For one thing, I've no money, and for another, I've no leisure.
Vakti geldiğinde onun masumiyeti ispat edilecektir.In due time, his innocence will be proved.
Gece vakti bile olsa, artık sessiz ve huzurlu değil.Even at nighttime, it was not quiet and peaceful any more.
Şimdi çalışma vakti. İşe başlayalım.It's time to work now. Let's get down to business.
Eve gitme vakti geldi.It's time for us to go home.
Okula gitme vakti.It is time to go to school.
Okula gitme vakti geldi.It is time to go to school.
Yakında akşam yemeği vakti olacak.It'll soon be time for dinner.
Neredeyse öğle vakti. Neden bir lokma yemek için durmuyoruz.It's nearly lunchtime. Why don't we stop to have a bite to eat?
Mary ev işini vaktinde yapmalı.Mary ought to do her homework on time.
Kalkmak için vakit hâlâ çok erken.It's still too early to get up.
Gitmeden önce kitaplarımı düzenlemek için vaktim yok.I have no time to put my books in order before I go.
Otobüs vaktinden beş dakika önce ayrıldı.The bus left five minutes ahead of time.
Otobüs tam vaktinde durdu.The bus stopped sharply.
Partinin başlangıcına vaktinde yetişecek miyiz?Will we be in time for the beginning of the party?
Herkes partide iyi vakit geçirdi.Everyone had a good time at the party.
Ne kadar hızlı sürersen sür, oraya vaktinde varamayacaksın.No matter how fast you drive, you won't get there on time.
Üzücü haber geldiğinde çok iyi vakit geçiriyordum.I was having a very good time, when the sad news came.
Önemsiz şeylerle vakit harcama.Don't waste time on trifles.
Galiba hesap vakti geldi sonunda.I guess the time of reckoning has arrived at last.
Bu garip bir vakaydı.It was a strange affair.
Akşam yemeğinde çok iyi vakit geçirdik.We had a very good time at the dinner.
Dediklerine göre ev sahibinin zamanında hali vakti yerindeymiş.They say the landlord used to be well off.
Ödev, düşündüğümden daha fazla vaktimi aldı.The assignment took me longer than I had expected.
Bu deney için onların tam bir vakuma ihtiyacı var.For that experiment they need a complete vacuum.
Kısacası toplantı vakit kaybıydı.The meeting, in short, was a waste of time.
Üzgünüm, ama acele etmek zorundayım. Bunu detaylı açıklamak için vaktim yok.Sorry, but I have to hurry. I have no time to explain this in detail.
John iyi vakit geçiriyor.John is having a good time.
John o kadar telaşlıydı ki konuşmaya vakti yoktu.John was in such a hurry that he had no time for talking.
Pekala, maalesef gitmeliyim. Güzel vakit geçirdim.Well, I'm afraid I must be leaving. I had a nice time.
Bu uçak vaktinde midir?Is this plane on schedule?
Ata sözünde belirtildiği gibi, vakit nakittir.As the proverb goes, time really is money.
Bu öğleden sonra iyi vakit geçirdin mi?Did you have a good time this afternoon?
Nerede vakit geçiriyordun?Where were you loafing?
Nerede vakit öldürüyordun?Where were you loafing?
Birçok grip vakası vardı.There were many cases of influenza.
Mike her zamanki gibi vaktinde geldi. O çok dakik.As usual, Mike turned up on time. He's very punctual.
Okuma için her zaman vakit bulabiliriz.We can always find time for reading.
Amerikalı yaşlı vatandaşların nispeten hali vakti yerinde.American senior citizens are comparatively well-off.
Burada hoşça vakit geçirmiyorsun gibi görünüyor.It seems that you are not having a good time here.
Yarın bu vakit nerede olacaksın?Where will you be this time tomorrow?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod