Metanet, uzun vadeli hedefler için tutku ve sebat göstermektir.Упоритостта е страст и постоянство в дългосрочен аспект за постигане на целите.
Metanet, uzun vadeli hedefler için tutku ve sebat göstermektir.נחישות זה להט וסיבולת למימוש מטרות ארוכות טווח מאד.
Metanet, uzun vadeli hedefler için tutku ve sebat göstermektir.الجَلَد هو الصبر والمثابرةلتحقيق أهداف على المدى الطويل.
Metanet, uzun vadeli hedefler için tutku ve sebat göstermektir.スタミナがあることでもあります
Metanet, uzun vadeli hedefler için tutku ve sebat göstermektir.意志係熱情加恆心
Ne var ki, uzun vadeli uyum sağlama stratejileri de geliştirilmelidir.Aufgrund der Wasserknappheit in Griechenland verzögerten sich die weiteren Lieferungen.
Ne var ki, uzun vadeli uyum sağlama stratejileri de geliştirilmelidir.I september 2008 hade 29 fartyg kommit från Grekland.
Ne var ki, uzun vadeli uyum sağlama stratejileri de geliştirilmelidir.Men der skal også udformes politikker for tilpasninger på længere sigt.
Ne var ki, uzun vadeli uyum sağlama stratejileri de geliştirilmelidir.Vendar pa je treba oblikovati tudi dolgoročne politike prilagajanja.
Ne var ki, uzun vadeli uyum sağlama stratejileri de geliştirilmelidir.Watertekort in Griekenland zelf zorgde echter voor vertraging in de aanvoer.
Ödemelerin bir kısmı 1 yıl vadeli, bu kısım faiz düşüşünden daha az yararlanıyor olacak.Còn lại, một số khoản chỉ chiết khấu qua 1 năm (đem lại chênh lệch lợi ích bé hơn)
Ödemelerin bir kısmı 1 yıl vadeli, bu kısım faiz düşüşünden daha az yararlanıyor olacak.Część tych płatności jest za rok dlatego ulegnie mniejszej zmianie.
Ödemelerin bir kısmı 1 yıl vadeli, bu kısım faiz düşüşünden daha az yararlanıyor olacak.Em seguida, alguns dos seu pagamento é de um ano fora, e que vai para se beneficiar menos.
Ödemelerin bir kısmı 1 yıl vadeli, bu kısım faiz düşüşünden daha az yararlanıyor olacak.Některá platba je za 1 rok a ta bude mít menší prospěch.
Ödemelerin bir kısmı 1 yıl vadeli, bu kısım faiz düşüşünden daha az yararlanıyor olacak.Sitten jotkut maksuista ovat yhdeksi vuodeksi, ja se on menossa hyvittää vähemmän.
Ödemelerin bir kısmı 1 yıl vadeli, bu kısım faiz düşüşünden daha az yararlanıyor olacak.Una parte dei pagamenti è fra un anno e ne beneficerà di meno.
Ödemelerin bir kısmı 1 yıl vadeli, bu kısım faiz düşüşünden daha az yararlanıyor olacak.Και κάποιες από τις πληρωμές γίνονται στον ένα χρόνο, και αυτές θα επωφεληθούν λιγότερο.
Ödemelerin bir kısmı 1 yıl vadeli, bu kısım faiz düşüşünden daha az yararlanıyor olacak.利益を失ってしまいますね。 あと一部の支払いが今日になっています。
Önleme kısa, orta ve uzun vadeli bir şeydir.질병 예방은 말하자면 단기적이기도 하고, 중기적 혹은 장기적이기도 합니다.
Önleme kısa, orta ve uzun vadeli bir şeydir.La prevención se debe realizar a corto, medio y largo plazo.
Önleme kısa, orta ve uzun vadeli bir şeydir.מניעה זה דבר שהוא קצר-, אמצע-, וארוך-טווח.
Ortada uzun vadeli sorunlar olduğunu her söylediklerinde "Aa, sen kötü haber elçisi misin?Kiedy mówią nam o tych długoterminowych problemach, nie możemy ich zastraszać mówiąc:
Ortada uzun vadeli sorunlar olduğunu her söylediklerinde "Aa, sen kötü haber elçisi misin?Når de siger der er problemer på lang sigt, kan vi ikke sige, "Nå, du er budbringeren med dårligt nyt?
Ortada uzun vadeli sorunlar olduğunu her söylediklerinde "Aa, sen kötü haber elçisi misin?Когда они заведут разговор о тех долгосрочных проблемах, нельзя говорить "У Вас плохие новости?
Ortada uzun vadeli sorunlar olduğunu her söylediklerindeAmikor azt mondják, itt vannak ezeket a hosszú távú problémák, nem mondhatjuk:
Ortada uzun vadeli sorunlar olduğunu her söylediklerindeCuando dicen que existen estos problemas de largo plazo no podemos decir:
Ortada uzun vadeli sorunlar olduğunu her söylediklerindeDe fiecare dată când spun că există probleme pe termen lung, nu putem replica:
Ortada uzun vadeli sorunlar olduğunu her söylediklerindeKdykoli přijdou s tím, že tu je nějaký dlouhodobý problém, nesmíme říct:
Ortada uzun vadeli sorunlar olduğunu her söylediklerinde그들이 장기적인 문제가 있다고 말할 때마다,
Ortada uzun vadeli sorunlar olduğunu her söylediklerindeVždy, keď prehlásia, že existujú tieto dlhodobé problémy, nemôžeme povedať:
Ortada uzun vadeli sorunlar olduğunu her söylediklerindeВсеки път, когато те казват, че има дългосрочни проблеми, не можем да кажем:
Ortada uzun vadeli sorunlar olduğunu her söylediklerindeКожного разу, коли вони говорять про існування цих довгострокових проблем, ми не можемо казати:
Ortada uzun vadeli sorunlar olduğunu her söylediklerindeבכל פעם שהם אומרים שאלה בעיות ארוכות טווח,
Ortada uzun vadeli sorunlar olduğunu her söylediklerindeفي أي وقت يقولون فيه أن هناك مشاكل طويلة الأمد،
Ortada uzun vadeli sorunlar olduğunu her söylediklerinde「悲観的見解を持ち出す政治家の
"Oyun Senfonisi" adlı uzun vadeli bir çalışma yapıyoruz.Tenemos un proyecto a largo plazo
"Oyun Senfonisi" adlı uzun vadeli bir çalışma yapıyoruz.We hebben een langetermijnproject,
Pazar hakimiyetini ele geçirmek için uzun vadeli hedeflerin olduğunu biliyorlardı.Dobře totiž věděli, že zde je dlouhodobý cíl, kterým je vybudování dominance na trhu.
Pazar hakimiyetini ele geçirmek için uzun vadeli hedeflerin olduğunu biliyorlardı.Họ biết rằng vẫn còn có một mục tiêu dài hạn trong tương lai trong việc chiếm lĩnh thị trường.
Pazar hakimiyetini ele geçirmek için uzun vadeli hedeflerin olduğunu biliyorlardı.그들은 시장 우위를 점하기 위해서 장기간의 목표가 일정수준 아래에 있다는 것을 인지하고 있었습니다.
Pazar hakimiyetini ele geçirmek için uzun vadeli hedeflerin olduğunu biliyorlardı.Sabiam que, a longo-prazo, havia um objetivo final de dominar o mercado.
Pazar hakimiyetini ele geçirmek için uzun vadeli hedeflerin olduğunu biliyorlardı.Sabían que su objetivo a largo plazo era
Pazar hakimiyetini ele geçirmek için uzun vadeli hedeflerin olduğunu biliyorlardı.Sapevano che oltre c'era un obiettivo a lungo termine di dominio del mercato.
Pazar hakimiyetini ele geçirmek için uzun vadeli hedeflerin olduğunu biliyorlardı.Sie wussten, dass es ein langfristiges Ziel war, den Markt zu dominieren.
Pazar hakimiyetini ele geçirmek için uzun vadeli hedeflerin olduğunu biliyorlardı.Ştiau că era un obiectiv pe termen lung în planul extinderii dominaţiei pe piaţă.
Pazar hakimiyetini ele geçirmek için uzun vadeli hedeflerin olduğunu biliyorlardı.Tudták, hogy van egy hosszútávú cél a piaci dominancia elérésére.
Pazar hakimiyetini ele geçirmek için uzun vadeli hedeflerin olduğunu biliyorlardı.Wiedzieli, że w perspektywie jest długoterminowy cel zbudowania przewagi rynkowej.
Pazar hakimiyetini ele geçirmek için uzun vadeli hedeflerin olduğunu biliyorlardı.Ze wisten dat het langetermijndoel marktdominantie opbouwen was.
Pazar hakimiyetini ele geçirmek için uzun vadeli hedeflerin olduğunu biliyorlardı.Ήξεραν πως υπήρχε ο μακροπρόθεσμος στόχος να χτίζουν την κυριαρχία τους στην αγορά.
Pazar hakimiyetini ele geçirmek için uzun vadeli hedeflerin olduğunu biliyorlardı.Знаеха, че има дългосрочна цел за създаване на доминиране на пазара.
Pazar hakimiyetini ele geçirmek için uzun vadeli hedeflerin olduğunu biliyorlardı.Они знали, что долгосрочная цель состоит в занятии лидирующего положения на рынке.
Pazar hakimiyetini ele geçirmek için uzun vadeli hedeflerin olduğunu biliyorlardı.הם ידעו שישנו באופק יעד מסוים, של בניית השליטה בשוק.
Pazar hakimiyetini ele geçirmek için uzun vadeli hedeflerin olduğunu biliyorlardı.كانوا يعلمون انه كان هنالك هدف طويل المدى في بناء هيمنة في السوق
Pazar hakimiyetini ele geçirmek için uzun vadeli hedeflerin olduğunu biliyorlardı.理解していたからです でも これがもし非営利団体だったら
Pekin'de okuyan küçük oğlumun uzun vadeli bir bakış açısı vardı.A můj syn, ten nejmladší, co studoval v Pekingu v Číně, získal dlouhodobý náhled.
Pekin'de okuyan küçük oğlumun uzun vadeli bir bakış açısı vardı.Cậu trai út của tôi, người đang học tại Bắc Kinh, Trung Quốc, có một tầm nhìn dài hạn.
Pekin'de okuyan küçük oğlumun uzun vadeli bir bakış açısı vardı.Dan anak saya, si bungsu yang belajar di Beijing, di Cina, dia mempunyai pandangan jangka panjang.
Pekin'de okuyan küçük oğlumun uzun vadeli bir bakış açısı vardı.E mio figlio giovane, che ha studiato a Pechino, in Cina, ha una prospettiva di lungo periodo.
Pekin'de okuyan küçük oğlumun uzun vadeli bir bakış açısı vardı.En mijn zoon, de jongste, die studeerde in Beijing, in China, hij heeft een perspectief op lange termijn.
Pekin'de okuyan küçük oğlumun uzun vadeli bir bakış açısı vardı.Et mon fils, le plus jeune qui a étudié à Pékin, en Chine, il a une vision à long terme.